e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Yazılar > Kabala Kütüphanesi > Zohar > Bamidbar (Çölde)

Bamidbar (Çölde)

Sayma ve Hesaplama

1) “Ve Tanrı Şina çölünde, toplantı çadırında Musa’ya konuştu.” “Ve Tanrı, insanı kendi suretinde yarattı.” Yaradan insanı yarattığı zaman, onu yukarıdakilerin ve aşağıdakilerin formunda yaptı ve o bunların hepsinden oluştu. Ve onun ışığı, dünyanın bir ucundan diğer ucuna kadar parladı ve herkes ondan korktu.

2) Metini şöyle dikkate almalıyız, “Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, Tanrı’nın suretinde onu yarattı.” “O’nun suretinde,” dedi, peki ama neden  “Tanrı’nın suretinde onu yarattı,” diye eklemekte? Bunlar Adem’in erkek ve dişiden oluşan iki kademesidir. Dolayısıyla erkeğe “yaratıldı” ve dişiye, “suretinde” denilmektedir.

3) Bu nedenle onlar, erkek ve dişi, iki Partzufim’dirler; sonunda yazıldığı üzere, “Onları erkek ve dişi olarak yarattı,” iki taraftan oluşan. Her ne kadar dişi, erkeğin tarafını tutuyorsa da kendi de her şeyde tamam olmak için, iki taraftan oluşur, Hesed ve Din.

4) Günah işlediği için Parzufim’ler yok olmuş ve Hohma onu terk etmiştir ve o yalnız Guf’unun (beden) meselelerinden ibaret kalmıştır. Daha sonra oğulları olur, yukarıdakilerden Habil ve aşağıdakilerden Kayin. Ve Şit doğana kadar, onların bu dünyada hiçbir tohumu kalmadı ve Şit’den bu dünya ekildi.

5) Ancak, aşağı dünya eksikti, tamamlanmamıştı ve İbrahim gelene kadar var olmadı ve sonra bu dünya var oldu. Yine de düşenin sağ elini tutan İbrahim, bu dünyada sağda, Hesed’de (merhamet) var olmadan önce tamamlanmadı. İshak geldi ve dünyanın sol elini, Gevura’da tuttu ve bu dünya daha çok var oldu. Yakup geldiği zaman, ortadan yakaladı, bedenden – orta çizgiden – ve iki tarafla karıştı ve birbirine bağladı, sağı ve solu. Ve böylece dünya var oldu ve çökmedi.

6) Ancak gene de Yakup on iki kabileyi ve yetmiş ruhu edinmeden önce, bu dünyanın kökü köklenmemişti ve sonra bu dünya ekildi. Ancak İsrail Tora’yı kabul edene ve tapınak inşa edilene kadar tamamlanmış olmadı. Ancak bundan sonra dünyalar varlığını sürdürdü ve tamamlandı, aşağıdakiler ve yukarıdakiler güzel koktu.

7) Tora ve tapınak, yani ZA ve Mahlut, kalkıp dikildiği zaman Yaradan Tora’nın ordularını saymak istedi, Tora’da, ZA’da kaç tane ordu var, tapınakta, Malhut’ta kaç tane ordu var. ZA ve Malhut’un ordusu olan İsrail’i saymak istedi.

Her şey yerli yerine yerleşmeli, aşağıdaki dalı yukarıdaki köküne bağlanmalı, yalnızca ağızda sözü edildiği ve sayıldığı zaman hesaplanmalıdır. Burada da Yaradan Tora’nın ordularını ve tapınağın ordularını saymak istedi, İsrail’i yukarıdaki köküne, yani “Tora ve “tapınak” denen, ZA ve Malhut’a bağlamak için. Ve onlar tek ve birdirler, ayrılamazlar. O yukarıdaki gibidir çünkü kökleri, Tora ve tapınak, Zivug içindedir ve birbirlerinden ayrılmazlar ve birlikte giderler.

8) Bu nedenle, ZA ve Malhut’un ordusu olan İsrail sayılır ve böylece onlar tarafından tanınır, şu diğerleri hariç, sayılmayanlar, yani kadınlar ve yirmi yaşın altında olanlar hariç. Bu nedenle “Ve Tanrı Sina çölünde, toplantı çadırında Musa’ya konuştu,” diye yazılmıştır. Eğer bu toplantı çadırında ise “Sina çölünde” demeye neden gerek var ki, zira zaten bilinmektedir ki toplantı çadırı, yalnız Sina çölündedir? Gerçekte, biri Tora, ZA için ve biri de tapınak, Malhut içindir.

9) Tora ve tapınağın her ikisi de ikinci yılın, ikinci ayının birinci günündeydi, bu Gevura’dır, Hohma’nın soldan aydınlatmasıdır. Çünkü Nissan sağ çizgi, ve Hessed’dir, İyar sol çizgi ve Gevura’dır. Sağ ve sol birleşir. Bu aya, bu ayın ve yılın bir işareti olarak, Ziv (parlaklık) denir, ayı, Malhut’u aydınlatır, zira Malhut’un bütünlüğünün temeli sol çizgiden, ikinci yılın ikinci ayından gelir. Çünkü böylece, Malhut onların kökü olduğu için tüm dünyalar tamamlanır. Ve şimdi ikinci ayla da tamam olurlar ki bu Gevura ve sol çizgidir.

10) “Yaradan bize karşı düşüncelidir; O bizi kutsayacaktır,” O evi kutsayacaktır. “Yaradan bize karşı düşüncelidir; O bizi kutsayacaktır,” çölde sayılan erkeklerdir. Yaradan onları kutsar ve onlara her defasında ekler.

11) Kişi dostunun oğullarını ya da parasını kutsadığı zaman, onu kutsamalı ve bu kutsama için şükran duymalıdır. Bunu nereden biliyoruz? Musa’dan, yazıldığı üzere, “Bugün sizlerin sayısı gök kubbedeki yıldızlar gibidir.” Daha sonra öyle yazılmıştır; “Efendiniz, sizin atalarınızın Tanrısıdır, olduğunuz gibi sizi binlerce kere çoğalttı ve söz verdiği üzere sizleri kutsadı.” Şükredilecek iki kutsama vardır ve bu kutsama üzerine kutsamadır. Biri, “Efendiniz, sizin atalarınızın Tanrısıdır” ve sonra biri de “Ve söz verdiği üzere sizleri kutsadı.”

12) Eğer kişi dostunun meziyetlerini sayarsa ve bu kutsamalar için şükretmez ise, yukarısı tarafından yakalanacak olan ve zarar görecek olan ilk o olur. Ve eğer dostunu kutsarsa, ilk kutsanacak olan kendisi olur. Ve onu iyi bir gözle kutsamalıdır, kem gözle değil. Her şeyde, Yaradan kalbin sevgisini ister. Ve Yaradan’ı kutsayan, bunu iyi bir gözle ve iyi bir kalple ve kalpteki sevgi ile yapmalıdır. Bu nedenle şöyle yazılmıştır; “Efendiyi, Tanrını tüm kalbinle seveceksin.”

13) Sayılmış olana yukarıdan kutsama yoktur. O zaman, İsrail neden sayıldı ki? Onlardan fidye alındı ve fidyenin hepsi toplanıp hesaplanana kadar sayım olmadı. Başlangıçta, İsrail’i kutsadılar ve bunun ardından fidyeyi saydılar ve sonra İsrail’i tekrar kutsadılar. Böylece İsrail başlangıçta ve sonda kutsanmış oldu ve onlarda ölüm olmadı.

14) Sayımda neden ölüm yükselir? Çünkü sayımda kutsama yoktur. Kutsama oradan ayrılır, zira Sitra Ahra onun üzerindedir ve ona zarar verebilir. Bu nedenle sayımda kişi ölümü kendinden uzaklaştırmak için fidye ve kefaret verir.

Sayım, sağı olmayan soldan, Hassadim’siz Hohma’dan uzanır ki bu karanlık ve ölüm yayar. Bu, orta çizgi olmaksızın ıslah edilemez, bununla Masah soldaki GAR’ı azaltır ve onu sağ ile birleştirir. O zaman, solun ışığı azalır, aşağıdan yukarıya doğru, GAR olmaksızın VAK’a doğru, yarım derece olarak. Bu yarım Şekel’dir. Ancak aydınlığı tamamdır, çünkü iki taraftan Hassadim’e dâhil olmuştur.

Orada kutsama yoktur, bu Hassadim’dir, zira böylece sol sağdan, kutsamadan ve Hassadim’den ayrılır. Ve fidye ki bu yarım Şekel’dir, solun yarı kademesinden uzanır, çünkü zaten sağ ile ve orta çizgi ile birleşmiştir. Bu şekilde, sayımda ölüm olmaz.

Daha da ötesi, onda tam bir mükemmellik vardır, zira ilk olarak, Hassadim, sağ çizgi genişler ve yarım Şekel sol çizgiden çekilir; VAK-de-Hohma ve Hassadim orta çizgiden çekilir. Böylece, sağ çizgiden Hassadim bu taraftadır ve orta çizgiden Hassadim o taraftadır. Ve böylece artık solda hiç Dinim (yargılamalar) yoktur.

15) “İsrail’in evini kutsayacaktır.” Sayılmamış olan, “Ev,” diye adlandırılan dişiler vardır. Çünkü dişiler çölde sayılmamışlardır. “Aron’un evini kutsayacak,” zira rahipler vardır ve onlar halkı iyi gözle, iyi kalple ve kalplerindeki sevgi ile kutsarlar. “Aron’un evi,” Aron’un kutsaması ile kutsanan kadınları ima eder.

16) “Tanrıdan korkanları kutsar,” bunlar Levi’lerdir, kutsanmıştırlar, zira Efendiden korkarlar. “Küçük büyükle birlikte,” sözünün anlamı; küçük olanlar sayılmamış olsalar bile – zira yalnız yirmi yaş ve üstündekiler sayılmıştır – onlar büyüklerle birlikte kutsanırlar.

17) İsrail’de onunla kutsanabilecekleri bir sayı bulamadılar, yarım Şekel’le sayılmış olan gibi bir sayı. Çünkü bu sayı, dünyaların mükemmelliğini tamamlamak için kutsanmıştı ki bu Hohma’nın Hassadim’le birleşmesinin yüce mükemmelliğidir. Kutsamanın oradan ayrıldığı yerde onlar sayılırlar, yazıldığı üzere, “İkinci ayın birindeki, bu parlaklık,” Hohma’nın solda aydınlatması, dünyanın kutsanması, Hassadim, buradan dünyanın aydınlığı yükselir.

Bu nedenle ikinci ay, sol çizgi, “parlaklık,” diye adlandırılır, çünkü her şeyin aydınlığı buradan ortaya çıkar, yani Hohma’nın aydınlığı Hassadim’ dâhil olur. Yalnız aşağıdan yukarıya doğru parladığı için ışık olarak değil parlaklık olarak kabul edilir. Bu nedenle şöyle yazılmıştır; “Efendi seni Zion’dan kutsar, yani orada Hohma’nın aydınlığının ortaya çıkmasına yer olan Malhut’tan kutsar. Bunun hepsi tek bir şeydir, çünkü Malhut ikinci aydan, sol çizgiden inşa edilmiştir ve yazıldığı üzere; “Ve oradan Tanrı kutsanmayı, hatta sonsuz hayatı emretti.” Kutsanma Hassadim’dir ve hayat Hohma’dır, yazıldığı üzere, “Bilgelik, ona sahip olanların hayatını muhafaza eder.”

18) İsrail nereden kutsanır? Eğer onu korumak için nöbette durmaz ve halk Yüce Kral’ın onurunu saymazsa, yazıklar olsun bu dünyaya! İsrail Yaradan nezdinde değerli olduğu zaman dünyalar ulu ve kutsal bir ağaçtadır, ZA’dadır ki o her şeyi besleyendir. Ve o tüm kutsamaların toplandığı yerde, Bina’da kutsanmıştır ve ona ekilmiştir ve kökleri köklenmiştir. Çünkü Mohin-de-ZA de Bina’ya ekilmiştir, yazıldığı üzere, “Üç tek ve bir olarak çıktı, bir ve tek olan üç tanenin hepsi ile ödüllendi.”

19) Ve aşağıdaki İsrail tüm kutsamaların ortaya çıktığı ve çıkışlarını geciktirmeyen yerden, Malhut’tan kutsandı, yazıldığı üzere, “Yaradan seni Zion’dan kutsar.” Şöyle de yazılmıştır; “Hermon’un  (İsrail’in en yüksek dağı) çiğ tanesi gibi,” Zion dağlarının üzerine inen, Malhut. Ve yazıldığı üzere, “Ve oradan Tanrı kutsanmayı, hatta sonsuz hayatı emretti.” Bu dünyanın ışığıdır, yazıldığı üzere, “Zion’un, mükemmel güzelliğinden, Yaradan ortaya çıktı.” “Ortaya çıktı,” aydınlattı demektir.  Aydınlattığı zaman, tüm dünyaları aydınlatır.

20) Ve bu ışık –kutsamalar ve hayat – birlik içinde, Zivug içinde uyandığı zaman, her şey sevgi içinde, her şey mükemmeldir ve böylece herkes barış içindedir, yukarıda barış ve aşağıda barış. Yazıldığı üzere, “Senin duvarlarında barış ve tüm saraylarında bolluk var.”

Kudüs İle Neşe Bul

21) “Onu seven hepiniz, Kudüs ile neşe bulun ve onun için sevinin.” Tora Yaratan için ne kadar da makbuldür, çünkü Tora’nın hangi sözü duyulsa, Yaratan ve tüm orduları onun sözlerini dinler. Ve Yaratan onunla oturmak için gelir, yazılmıştır ki, “Her yerde, ismimden söz edilmesini ben sağlarım.” Daha da ötesi, O’ndan nefret edenler onun önünde düşerler.

22) Tora’nın Mitzvot’u çok yüce ve çok üstündür. Adam gelir ve bir Mitzva yapar. Bu Mitzva Yaradan’ın huzurunda durur ve O’nun huzurunda taçlanır ve “beni falanca yaptı” der ve bunu yukarıda o uyandırdığı için de  “ben falancadanım,” der. Çünkü bu Mitzva’yı aşağıda uyandırdığı gibi yukarıda da uyandırır, yukarıya ve aşağıya barış getirir. Bu “yukarısı ve aşağısı diye adlandırılan ZA ve Malhut arasında barışa neden olur.

23) “Kudüs ile neşe bul.” zira yalnız İsrail – kadının kocası, ZA’nın Malhut ile bileştiği – kutsal topraklarda olduğu zaman sevinç vardır. Bu herkes için sevinçtir, yukarısı için ve aşağısı için sevinçtir. İsrail kutsal topraklarda değilken, kişinin sevinmesi ve sevinç göstermesi yasaklanmıştır, yazıldığı üzere, “Kudüs ile neşe bulun ve onun için sevinin.” İsrail onun içinde olduğu zaman, onun için sevinin.

24) Kudüs sevinç duyduğunda, insan sevinç duyacaktır, sürgünde iken değil. “Kudüs ile neşe bul,” yazıldığı üzere, “Efendiye memnuniyetle hizmet et.” Kudüs’e, yani Kutsallığa hizmet edilmeli ve o memnun edilmeli.

25) Ayette denir ki, “Efendiye memnuniyetle hizmet et,” ve bir ayette de denir ki, “Efendiye korku ile hizmet et ve titrediğin için memnun ol.” İsrail kutsal topraklarda iken, Efendiye memnuniyetle hizmet eder. İsrail başka bir ülkede iken korku ile hizmet eder ve titrediği için memnun olur. “Efendiye korku ile hizmet et,” bu başka milletlerin arasında sürgünde olan İsrail topluluğudur, Malhut’tur.

26) “Sen sevinçle dışarı çıkacağın için.” Bu İsrail topluluğudur. Sürgünde olduğu ve tozda yattığı sürece, “sevinç” diye adlandırılmaz, Yaratan gelip, onu tozdan kaldırana kadar ve Yaratan ona der ki, “Tozlarını silkele, kalk,” parla ve beraberce birleşirler. Ve sonra o “sevinç” diye adlandırılır, herkesin sevinci. Ve sonra, “Sen sevinçle dışarı çıkacağın için.” Sonra, birkaç ordu, Kralın sevinç yemeğine gelen ev sahibesini karşılamak için dışarı çıkar.

Sancaklar

27) İsrail topluluğunun dört kampı vardır, HG TM: Mihael, Gabriel, Uriel ve Rafael. Bunlar on iki kabile ve on iki çevre sınırıdır, zira HG TM’nin her birinde üç çizgi vardır, bu da on iki eder. Bu yukarıdaki gibidir, ZA’nın on iki sınırı gibi. Yazıldığı üzere, on iki kabile buradan, yani “Efendinin kabilelerinden,” yükselir. Oradan yükselen bu kabileler on iki kabiledir, ZA’nın on iki sınırına yükselen, aşağıda Malhut’taki on iki sınırdır.

28) “Yaradan’ın kabileleri.” Yod-Hey, yani HB, İsrail’e kanıt olduğu için yazılığı üzere, “Rubenoğulları” ve “Şimonoğulları,” orada her birinde Yod-Hey vardır; Hey başında, Yod sonunda. Çünkü yukarıdaki kutsal ağaç, HaVaYaH, onları O’nun mührü ile mühürler. Yazıldığı üzere, yüzlerinin benzerliğiyle, onlarda insan yüzü vardı ve sağ tarafta aslan yüzü vardı.” Ve insan yüzü, Malhut, onların hepsinin içine dahildir. Dünyanın dört bir yanında dört yüz –aslan, öküz, kartal ki bunlar HGT’dir ve insan yüzü, Malhut vardır. Çünkü aslan, öküz ve kartal HGT’dir, insan yüzü ise Malhut’tur ve onların hepsinden alır, onların hepsini içerir.

29) Mihael sağdır, güneydir, Gabriel soldur, kuzeydir, Uriel onların önündedir, doğudur, Rafael onların arkasındadır, batıdır. Ve Kutsallık onların üstündedir. İkisi güney ve kuzeydendir, ikisi doğu ve batıdandır ve Malhut ortadadır. Aynı şekilde, aşağıdaki ülkenin sancaklarının ikisi buradandır; Yuda’nın kampının sancağı ve Ruben’in kampının sancağı ve ikisi de buradandır; Efraim’in kampının sancağı ve Dan’ın kampının sancağı. Ve Yod-Hey ortadadır, onların arasında yürümekte olandır, bunlar kutsal sandıktaki anlaşmanın iki tarafıdır.

30) Yuda ve Ruben’in sancakları gittiği zaman, şöyle yazılmıştır, “Toplantı çadırı Levi’lerin kampında kurulacak,” ve sonra iki sancak, Efraim’in ve Dan’in sancakları, dünyanın dört yönündeki dört kampta. Böylece on üç olur, zira her sancak, üç kabileyi kapsar, çünkü aşağıdaki yukarıdaki, Malhut’taki gibidir.

31) İlk düzenleme, Uriel’in kampına karşılık gelen, Yuda’nın kampının sancağıdır ve sonra Mihael’in kampına karşılık gelen, Ruben’in kampının sancağıdır. Ruben güneydir, Hesed’dir ve Yuda doğudur, Tifferet’tir ve sunağın üzerine serpme güneybatı köşesindeki ilkti, Hesed ve Tifferet’ti. Dan’ın kampı kuzeydedir, Efraim’in kampının karşı tarafındadır; Efraim’in kampı deniz tarafındadır, batıdadır, Rafael’in kampının karşı tarafındadır. Ve sunağın üzerine serpme de kuzeybatıdır, yani Gevura ve Malhut’tur.

Her şey bir diğerine bağlıdır, böylece her şey yükselir ve kutsal isimde, HaVaYaH’da birleşir, bu her şeyin başlangıcıdır. Yod-de-HaVaYaH, yani Bina her şeyden üstündür. İlk Hey Bina’dır ve her şeyin kutsallığıdır. Vav Tifferet’tir, her şey onun içine dahil olmuştur ve dipteki Hey Malhut’tur.

Dört yöndeki dört sancak, Kutsallığın dört yönüne karşılık gelir: Uriel, Mihael, Rafael, Gabriel. Yuda’nın kampının sancağı batıdır, bu Tifferet’tir, orta çizgidir. Bunu takiben, Ruben güneydir, Hesed’dir, sağ çizgidir. Onu Efraim izler, batıya, Malhut’a doğru ve ondan sonra kuzeyde Dan, Gevura, sol çizgi vardır. Her sancak üç kabileyi kapsar, böylece onlar on iki tanedirler, HaVaYaH’nın on iki sınırı ile mühürlenmiş olan Malhut’u içindeki on iki sınırın karşıtıdırlar.

32) HaVaYaH-de-ZA’nın Yod’u, doğu, ışığın başlangıcıdır. O yürür, dolaşır ve güneyi, Hesed’i eğitir. Güzey ortaya çıkar ve doğunun başlangıcına bel bağlar, bu Yod-de-HaVaYaH’dır, Hohma’dır. Hey-de-HaVaYaH-de-ZA güneydir, buradan bu dünyadaki güney ortaya çıkar, zira Hey Bina’dır ve Hesed, güney Bina’dan uzanır. Ancak Yod, Hohma, doğunun başlangıcında girer ve Hesed’i getirir ki bu aşağıya doğru sarkar ve Bina’dan ZA’ya doğru gelir.

33) Kuzey ve Güney Hey’e olduğu kadar, onların arasındakine, onları birleştiren orta çizgiye de bel bağlar. Güney ve kuzey kutsal Yod-Hey’e dayanır, güney Yod’a, kuzey Hey’e dayanır ve Vav onları birleştirir, orta çizgidir. Bu bir erkek çocuktur, yani Tifferet’tir, Yod-Hey’in çocuğudur, kuzey ve güneyin arasındadır.

Yatağını kuzeyle güneyin ortasına yerleştirenin erkek çocukları olur, zira erkek çocuk Tifferet’tir, kuzey ve güneyin arasındadır. Bunun nedeni şudur, çünkü kuzey ve güney yukarı Hey’e, Bina’ya, onun içindeki iki çizgiye muhtaçtır. Ve onların arasındaki oğul Tifferet’tir, onları Yod-Vav-Hey gibi birleştirir. Yod, güneydeki sağ çizgidir, Vav orta çizgidir, onun sağı güneye döner ve solu kuzeye döner. Hey kuzeydeki sol çizgidir ve HaVaYaH’nın aşağıdaki Hey’i batıdır, Malhut’tur.

34) Bu nedenle, güney batıya tutunur, güneşin başlangıcına ve ona dayanır. Böylece, üst Hesed Aba’ya, Yod’a tutunmaya muhtaçtır ve Gevura İma’ya, Hey’e dayanır. Ve hepsi birbirine tutunur.

35) Sunağın köşeleri de bu şekilde yerleştirilmiştir. Güneyin doğudaki, orta çizgideki gücü nedeniyle güneydoğu köşesine, güneşin başlangıcına gelir ve güneşin gücü başlangıcındadır. Daha sonra kuzeydoğu köşesine gelir zira güneyden, Hesed’den sonra doğunun gücünü edinir, orta çizgi güneyi ve kuzeyi birleştirdikten sonra, doğu kuzey için aydınlatır, kuzey güneye dahil olur, zira orta çizgi yoluyla sol sağa dahil olmuştur.

36) Daha sonra kuzeybatı köşesine gelir. Çünkü batı, yani aşağı Hey, yani Malhut, kuzeyden alır. Böylece, kuzey batıya gider, çünkü Malhut sol çizgiden inşa olur ve sonra güney batı köşesine gelir, burada Malhut güney ile birleşir, yani Hohma Hassadim’i giyinir, zira güney doğuya, orta çizgiye muhtaçtır.

Bu nedenle, onun güçlenmesi, ki bu doğudur, önce gelir. Batı da gidip güneyi yakalar, bu onun gücüdür, önce gelir, yazıldığı üzere, “O’nun sağ eli beni kucaklar;”  bu sağ güneydir. Bu nedenle iki taraftan, kuzeyden ve güneyden beslenir, yazıldığı üzere, “Sol eli başımın altında olsun ve sağ eli beni kucaklasın;” kuzey onun soludur ve güzey de sağıdır.

Sancaklardaki kademelerin düzeni neden değişmiştir? Önce Yuda doğuda, Tifferet’te başı çekerek önde yürümekteydi, onu kuzeyde Ruben yani Hesed sonra batıda Efraim yani Malhut ve onu da kuzeyde Dan yani Gevura takip ediyordu. Neden bu kademenin düzeninde yürüdüler, önce Ruben yani Hesed, sonra kuzeyde Dan, yani Gevura ve daha sonra doğuda Yuda yani Tifferet ve daha da sonra batıda Efraim yani Malhut? Çünkü çöldeki yolculuk Hohma’nın aydınlığını ifşa etmek içindi, zira Hohma yalnız yolculuk ederken ortaya çıkar bu çizgilerin birer birer ifşa edilmesidir.

Ve yolculuklarını tamamladıkları zaman, dinlenirler ve Hohma’nın ışığı ortaya çıkmaz. Yazıldığı üzere, “Ve o gelip geçer, kutsal sandık yola koyulduğu zaman, Musa dedi ki: ‘Yüksel, Oh Efendim, düşmanlarını darmadağın perişan et,’” zira Hohma ışığının ifşası yükselmekte ve tüm Klipot onun ifşası üzerine darmadağın olmaktadır, çünkü Hohma’nın aydınlığı onları uzağa kovalar.

Ancak yolculuk sona erdiği zaman, denir ki “Ve dinlendiği zaman dedi ki: ‘Oh Efendim, geri dön, on binlere ve İsrail’in binlerine.” Bu Hohma’nın aydınlığıdır, buna “on binler” denir. Yolculuklarında Hohma’nın aydınlığı onların içine emildiğinden dolayı onlara “on binler ve binler” denir, zira binler Hohma’nın aydınlığına işaret eder, yazıldığı üzere, “Ve sana ilmi öğreteceğim (İbranicede ‘öğretmek’ kelimesi binlerce kelimesi ile aynı yazılır).”

Ve yolculuklar çölde, dışarıdakilerin yerinde olduğu için, besinsiz kalmasınlar diye onların ek bir bakıma ihtiyaçları vardır. Orta çizginin ifşasına kadar, Dinim’in ve de hem sağ taraftan hem de sol taraftan dışsal olanların emişi vardır. Bu böyledir, çünkü onların arasında anlaşmazlık vardır; sağ GAR’sız VAK’tır ve sol Hassadim’siz Hohma’dir, karanlıktır, dışarıdakiler ve Dinim ondan uzanır.

Bu yüzden, sağ ve sol; güney ve kuzey daha önce ortaya çıkmaz. Ama önce orta çizgi ortaya çıkar, güneyi ve kuzeyi birleştirir ve her ikisini de tamamlar. Sağ çizgi, Hassadim, sol ile karışmakla GAR’ı edinir ve sol çizgi, Hohma, sağ ile karışmakla Hassadim’i edinir ve böylece, dışarıdakilerin hepsini kovarak parlayabilir.

Ancak orta çizginin bu kararı, Bina’nın, sağ ve sol iki çizgisi tarafından verilir; Tifferet Bina’ya yükseldiği ve onları Daat’ta birleştirdiği zaman. O zaman Bina’dan, üç çizgi çıkagelir, bunlara Hohma, Bina ve Daat denir. Ve bu üç çizgi HBD Bina’dan çıkıp Tifferet’e doğru geldiği için Tifferet de bu üç çizgi ile ödüllenir.

Bu nedenle, ilk giden doğudaki Yuda’nın kampının sancağıdır, bu orta çizgidir, başlangıcı Daat’ın içinde, sağ ve solun AVİ’de birleşmesinde saklıdır. Bunu izleyen sağ ve solun YESHSUT’daki birleşmesidir, ortaya çıkan Daat sağ ve solu birleştirir ve böylece Dinim ve dışarıdakiler onları tutup kavrayamaz.

Böylece, sağ çizgiyi zapt etmek ve Hassadim’i genişletmek ve Hassadim’siz karanlık olan Hohma’yı sol tarafta giyinmek için orta çizginin eyleminin kalbi Hesed ortaya çıkar. Ve Ruben’in kampının sancağının yolculuğu olan Hassadim’i ifşa ettiği için onlardan sonra sağa dâhil olarak Malhut ortaya çıkar, zira Malhut önce Hassadim’siz Hohma’dan inşa olur ve karanlıktır. Bu nedenle, Ruben’in kampının güneydeki yolculuyla Hassadim ortaya çıkınca, Efraim’in kampının sancağı, Malhut, Hassadim’i giyinerek onu takip eder.

Malhut’un yapısının özü, sol taraftan olduğu için soldan olan Dan’ın kampının sancağı onu takip eder. Böylece, doğu güneyin önünde gider, doğu güneyi güçlendirir ve onu kuzey ile birleştirir. Ve kuzeyi tamamladığı için ilk önce o gider. Bu nedenle batı kuzeyin önünde gider ki böylece güneyin Hassadim’i onun önünde olsun ve kuzeyin Hohma’sı ardında olsun, zira Malhut Gadlut’ta iken bu böyledir; Hassadim onun önünde, Hohma onun arkasındadır. Bundan dolayı, güney onun önünde gider, kuzey ise ardından gider.

Bu sözler, bu makaleyi açıklar. Başlangıcında onu genel olarak açıklar; Malhut’un on iki sınırı HaVaYaH’nın on iki sınırı ile mühürlenmiştir. Malhut’un on iki sınırı yukarıdakilerdeki gibi, ZA, HG, TM’dekiler gibidir, her birinde üç çizgi ile. Ve sonra dört hayvanı ve dört meleğin detaylarını açıklar, bunlar Kutsallığın yapısıdır, Malhut’ta Hohma’nın aydınlığı bunlara dayanır.

Daha sonra aşağıdaki dört sancağın yukarıdaki Malhut’un yapısı ile olan ilişkisini açıklar ve böylece sancakların ilerleme düzeninin Malhut’un yapısı ile olan ilişkisini açıklar, burada önce gidenler doğu ve güneydir, onları batı ve kuzey takip eder. Daha sonra sancaklarda yer alan değişiklikleri açıklar; buradaki sıra doğu, güney, batı ve kuzeydir, alışılagelen gibi –güney, kuzey, doğu ve batı- değildir. Bu ZA içindeki HaVaYaH’nın sınırlarının kökünden uzanır, bu kök Tifferet’tir ki bu Bina’nın iki çizgisi arasında karar vermek için yükselir ve orada Daat haline gelir. Bu aynı zamanda doğu olarak da kabul edilir, zira özünde Tifferet’tir.

Sağın Hohma’sı Hohma’nın özü, kapalı Hohma’dan uzanır, Ohr Yaşar’ın on Sefirot’unun Hohma’sından, bu engellenmiştir ve dünyalara erişmez. Bu Hohma’daki erkek ve dişiye “yukarı AVİ,” Yod-de-HaVaYaH denir. Dünyalara yayılan Hohma aydınlığı yalnız, Ohr Yaşar’ın on Sefirot’unun Bina’sındandır, bu Hohma olmak için geri döner, bunun erkek ve dişisine YESHSUT, Hey-de-HaVaYaH denir.

Genel olarak Yod-Hey-de-HaVaYaH sağ ve soldur ve Vav orta çizgidir, hüküm verir ve onları birleştirir. Ancak, özel olarak, Tifferet yükseldiği ve Yod-Hey arasında karar verdiği zaman, o ilk önce sağ ve solu Yod-de-HaVaYaH, yukarı AVİ içinde birleştirmek için yükselir. Ancak onların birleşmesinden Hochma yayılmaz, yalnız Hesed yayılır. Bu nedenle, yukarı AVİ’yi birleştiren Daat’a “gizli Daat,” denir.

Daha sonra o gelir ve sağ ile solu, Hey-de-HaVaYah’da, YESHSUT’ta birleştirir, bu Hohma’ya geri dönen Bina’dır. Onları birleştiren Daat yoluyla, Hohma ve Hassadim birlikte genişlerler, zira onların içinde Hohma ortaya çıkar. Bu nedenle, bu Daat’a “ortaya çıkan Daat,” denir.

Dedi ki, Yod doğudur ve Hey-de-HaVaYah, yukarı AVİ doğu yoluyla parlar, bu onları birleştiren gizli Daat’tır. Öyle ki, Daat’ın birleşmesiyle ortaya çıkan ışığın başlangıcı, Yod-de-HaVaYaH’dadır. Ve bu Zivug’dan güney, Hesed ortaya çıkar. Ancak kuzey, Hohma burada saklıdır.

Doğunun başlangıcı, üstteki AVİ ile başlayan gizli Daat’tır ve bunun Zivug’u ile sadece Hesed ortaya çıkar. Ancak, Hesed doğrudan üst AVİ-de-ZA’dan değil, Hey’den, güneyden gelir. Bunun sebebi Hesed’in Bina’dan ZA’ya gelmesidir, burada AVİ, Yod, “doğunun başlangıcı” olarak adlandırılan gizli Daat’a girer ve eşleşir ve Hey de HaVaYaH, Bina aracılığıyla Hesed için ZA’yı ortaya çıkarır. Bunun nedeni şudur, bir derece yalnız kendi üstündeki dereceden alabilir, kendi üstündekinin bir üstünden değil.

Ortaya çıkan şudur ki, önce güney, yani sağ çizgi, doğudaki yani Yod-de-HaVaYaH’daki gizli Daat yoluyla ortaya çıkar. Böylece Hohma ve Hassadim’i ifşa etmek için üç çizginin birleşmesi yukarı AVİ’ye, Yod-de-HaVaYaH’a uygulanmaz, zira orada yalnız sağ çizgi ortaya çıkar. Daha doğrusu, üç çizginin birleşmesi YESHSUT’ta ortaya çıkar ve Hey-de-HaVaYaH’dan, Bina’dan üç çizgi –güney, kuzey ve orta çizgi- ortaya çıkar ki bu ifşa olan Daat’tır, bundan, kuzey ve güneyin birbiriyle birleşmesinden Hohma ve Hassadim uzanır.

Böylece, Yod-de-HaVaYaH’da ortaya çıkan doğunun başlangıcı yoluyla birleşme, yalnız sağ çizgiyi, Hesed’i, güneyi ortaya çıkarır. Ve ifşa olmuş olan Daat yoluyla Hey-de-HaVaYaH’daki birleşme kuzeyi, sol çizgiyi, Hohma’yı ortaya çıkarır. Yod’un doğu olduğu söylenmişti, Yod doğunun, gizli Daat’ın gücü ile Hesed’i ortaya çıkarır. Bu nedenle Yod-Hey, güney ve kuzey ona dayanır. Hesed, sağ çizgi, Hassadim’in kaynağı Yod’un Zivug’una dayanır, ancak onun içinde sol çizgi gizlidir ve sol çizgi, kuzey, Hohma’nın soldan açığa çıktığı yerdir, Hey’in Zivug’undan belirir. Anlaşılan şudur ki, kuzey Hey’e dayanır. Bu bakımdan, AVİ sağ çizgi, YESHSUT sol çizgi olarak kabul edilir, Yod-Hey ve Vav ortadadır çünkü Vav-de-HaVaYah onlarla eşleşir.

Yazıldığı üzere, güney Hesed’tir ve doğuya tutunur ve tıpkı dal ve kök gibi ona bağlıdır. Çünkü gizli Daat güneşin başlangıcıdır ve özü Tifferet’tir, ona “güneş” ve doğu denir. Ancak Yod-Hey’e yükselerek Daat haline gelir. Yukarı AVİ’deki Daat’ın başlangıcında, Hesed’i ortaya çıkarmak için bir kök oluşur, bununla yukarı AVİ eşleşir ve Hesed’i meydana getirir. Bu, neden doğudaki Yuda’nın kampının sancağının yani Tifferet’in, Ruben’in kampının sancağından yani Hesed’den önde gittiğini açıklar. Bunun sebebi şudur, çünkü doğunun başlangıcı gizli Daat’tır, Hesed’in ifşasının köküdür. Ve Hesed, güney, onun dalıdır.

Sunağa serpmeden örnek verir: Güneydoğu köşesi ile başlar, çünkü güneyin gücü, Hesed doğuda Tifferet’tedir. Bu güneşin başlangıcıdır, gizli Daat’tır ve onun Zivug’u yoluyla Hesed’in ışığı ortaya çıkar. Ve onun başlangıcı ile orta çizginin gücünün özü, güneş, Daat’tadır ve o Hesed ışığını yaymak için yukarı AVİ’yi birleştirir. Ve böylece güneyden sonra, gizli Daat’in Yod-de-HaVaYah ile birleşme yoluyla ortaya çıkan kuzeydoğu, doğudan güç alır. Doğu, kuzeyi, solu ve Daat’ı sağı ortaya çıkarmak için parlar ve gelir, sağ ile solu Hey-de-HaVaYah’da YESHSUT’ta birleştirir, bu kuzeyde, açıktaki Daat’ta ortaya çıkar ve parlar, bu birleşme yoluyla.

Kuzey güneye dahil olur, Doğu yoluyla iki çizgi birbiriyle bütünleşir ve solun Hohma’sı sağın Hassadim’ini giyinir. Ve batıdaki Malhut temelde sol çizgidendir. Böylece onun içindeki Hohma Hassadim’i, güneyi giyinecektir. Bundan dolayı batı kuzeyden alır.

Ortaya çıkan şudur ki şimdi batı, Malhut yüzünü güneye döner ve böylece, kuzeyde Hohma’nın aydınlığını almak için Malhut güneyden Hesed almış olur. Bu sancakların yolculuğuna benzer, batıdaki Efraim’in kampının sancağı, Malhut yüzünü güneye döner, çünkü ondan Hesed almak için güneydeki Ruben’in kampının sancağını izlemektedir. Ve Malhut’un sancağını izleyerek, kuzeydeki – Gevura, sol çizgi olan- Dan’ın kampının sancağı yolculuk eder, bundan Malhut Hohma’yı alır.

Bundan çıkan şudur ki, batıdaki Efraim’in kampının sancağı yüzünü güneye ve arkasını kuzeye döner, sunağa serpmede olduğu gibi. Çünkü Malhut, kendi Kelim-de-Ahoraim’i haricinde kuzeyden, sol çizgiden almaz ve Hassadim’i sağ çizgiden Kelim-de-Panim’e alır.

Bu sancakların yolculuğunu açıklar; önce doğu, gizli Daat, ışığın başlangıcı, AVİ’den ortaya çıkan Hesed ışığının kökü. Bu nedenle güney onu izler, çünkü onun dalıdır. Ve onu izleyen kuzeydir zira Malhut’un arkası kuzeye dönüktür. Yazıldığı üzere, “Onun sol eli başımın altında olsun ve sağ eli beni kucaklasın” ve “altında” her zaman Ahoraim anlamına gelir.

37) Yaradan yatağını daima kuzey ve güneyin arasına yerleştirir, zira O’nun yatağı Malhut’tur. Ve o da, güney ve kuzey arasında olan oğula, ZA’ya tutunur. Bu nedenle insanlar yataklarını kuzey ve güney arasına yerleştirirler, böylece yatağın sağ tarafı güneye sol tarafı kuzeye bakar, tıpkı ZA’nın kuzey ve güney arasındaki konumu gibi. Ve babam bana şunu öğretti; mutlak bütünlük içinde tam bir üst inancı, yani kuzey ve güneyin arasında olan, Yaradan’ı hedefledikleri için onlara oğullar verildi. Ve İsrail topluluğuna, Malhut’a da “yatak” denir ve o da kuzey ve güneyin arasındadır. Ve onun da kesinlikle oğulları olacaktır.

38) Her şeyde, yukarıdaki gibi bir oluş vardır. Ve aşağıda beliren oluş, yukarıdakinde de bunun gibi olanı uyandırır.

Efendi Benim Işığım ve Kurtuluşumdur

39) “Tanrı benim ışığım ve kurtuluşumdur; kimden korkmayayım ki?” Âdem üst ışığa gözlerini diktiğinden ve Yaratan onun üstüne parladıktan beri, o ne yukarıdakilerden ne de aşağıdakilerden korkar, yazıldığı üzere, “Ama sizin üzerinize Tanrı yükselecek ve O’nun nuru sizin üzerinizde görünecek.” “Tanrı benim hayatımın sığınağıdır.” Yaradan onu tuttuğu zaman, o kişi dünyadaki hiçbir davacıdan korkmaz.

40) Yazıldığı üzere; “Baban ve annen mutlu olsun, seni doğuran sevinsin.” “Baban sevinsin,” bu Yaradan’dır. “Ve annen sevinsin,” bu İsrail topluluğudur, Malhut’tur. “Seni doğurmuş olan sevinsin,” seni aşağıda doğuran, bu dünyadaki annendir.

Ruhumu Senin Eline Emanet Ederim

41) “Ruhumu senin eline emanet ederim; beni sen kurtardın, oh Efendim, gerçeğin Tanrısı.” Kutsal Kral’ın yolunda yürüyene ve O’nun huzurunda günah işlemeyene ne mutlu. Gece olunca, dünyayı ölüm ağacı yönetir ve yaşam ağacı yukarıya doğru gider, terk eder. Ve dünyayı yalnız ölüm ağacı yönettiği için bu dünyadaki tüm insanlar ölümün tadını tadarlar, zira uyku ölümün altıda biridir. Buna sebep olan bu ağaçtır. Tek başına ZA’siz Malhut’un yönetmesi buna neden olur, zira Malhut’a “gece” denir.

42) Bir insan önce gelmeli ve ruhunu depozito olarak yatırmalıdır; bir başkasına verdiği bir depozito gibi bir ipotek gibi, kişi burada ipoteğin fiyatından daha fazlasını taahhüt eder, burada münakaşa etmeye gerek yoktur, çünkü kişi bunu ipotek olarak vermektedir. Eğer kişi ipotek vermeyi reddederse, kesinlikle bu kişiyi denetleriz, zira o kutsal tohumdan değildir ve inanç sahibi de değildir.

43) Bu ağaç, Malhut da böyledir, insanlar onu izlerler ve ruhlarını ona ipotek ederler. Bu dünyadaki tüm insanların ruhlarını alır ve onların hepsi ölümün tadını tadarlar, çünkü bu ölüm ağacıdır, zira Malhut ZA’dan hayat ağacından ayrılmıştır. Tüm bu ruhlar ona teslim edilmiş olsalar da, kişinin ipoteğini geri çevirmek halen uygun değildir, zira bunların hepsi depozito olarak verilmiştir, o herkesin depozitosunu sahibine iade eder.

44) Hayat ağacının bu dünyada uyandığı sabah haricinde, ölüm ağacı insanın depozitosunu geri vermeye uygun değildir. Ve ondan sonra, hayat ağacı bu dünyada uyanmış olduğu için, bu dünyadaki tüm insanlar hayat bulurlar ve ölüm terk eder, gider ve onun içine konmuş olan tüm depozitolar iade edilir. Ve onlar, hayat ağacı olan ve gündüzü yöneten ZA nedeniyle, hayat bulurlar.

45) Ancak, ölüm ağacı yönetirken, pek çok insan gece uykusundan uyandırılır ve onlara hayatları geri verilir. Gerçekte ise bunu hayat ağacı yapar, zira yazıldığı üzere; “Bak bakalım, Tanrıyı arayanlar var mı?” Ve kişinin şöyle demek için bir nedeni yoktur; “Geceleyin ruhumu yöneten ben olsaydım, kalkıp Tora ile uğraşırdım.” Bu İsrail için geçerlidir; ancak gece uykudan uyanan dünyadaki diğer milletlere ne olur?

46) Yukarıda nasılsa aşağıda öyledir. Yukarıda, Malhut’ta, sağ ve sol vardır. Aşağıda da İsrail ve diğer milletler vardır. İsrail sağa, kralın kutsallığına tutunur ve puta tapan milletler sola, saf ve arı olamayana, solun tüm kademelerinin en altına tutunur. Ve aşağıda tüm kademeler, başa gelip dayanana kadar, bir diğerine tutunur, sol taraf Malhut’un üzerindedir. Böylece baş yukarıya çıktıkça, kuyruk da, yani en son ve en aşağıdaki saf ve arı olamayan ruhun kademesi de yukarı çıkar, çünkü ona tutunmuştur, zira her biri bir diğerine tutunmuştur, en dipten en tepeye kadar tıpkı bir zincir gibi. Bu nedenle, puta tapan milletler arı ve temiz olmayan taraftan aynı yolda götürülürler.

47) Balaam, Malhut’un sol tarafından gelen tüm aşağı kademeleri kullandı ve en alt kademe olarak, kuyruk olarak kabul gördü ve yukarıda ne olduğunu biliyordu, çünkü aşağıdakine yalnız baş yol gösterir. Bu nedenle şunu dedi, “Tanrının lanetlemediğini ben nasıl lanetlerim?” sonra aşağıya baktı ve biliyordu ki yukarıdaki baş, Malhut’un içindeki sol, o günlerde Din değildi.

48) Ve hatta bu isimden, Tanrıdan, yukarı Hesed’den, söz etmiş olsak bile kutsal Malhut bu ismi yukarıdaki gibi alır ve o bu dünyadaki iyilik ve merhamettir. Bu nedenle Ona “Tanrı” denir. Ancak her gün öfke içindedir, çünkü içinde Din vardır ve o günlerde onun içinde Din yoktu. Bu nedenle Balaam şunu dedi; “Tanrının lanetlemediğini ben nasıl lanetlerim?”

49) Şunu dedik; El Şaday’da bu dünyanın tatmini vardır ve O, bu dünyaya Day (yeterli) der. Malhut’a yeteri kadar veren, Yesod’dur ve ona “dünya” denir. Bu Tanrı, Malhut onunla eşleşir ve bu nedenle Ona El (Tanrı) Şaday, yani Şaday’ın Tanrısı denir, çünkü Tanrı, yani Malhut, Şaday’la yani Yesod’la eşleşir. Bu nedenle “Tanrı” denen Malhut hakkında şöyle demiştir: “Tanrının lanetlemediğini ben nasıl lanetlerim?” Ve o, baş yani Malhut uyandığı için aşağıdakinin, kuyruğun, arı ve temiz olmayanın da  uyanacağını biliyordu. Ve Balaam kuyruğa baktı ve başta ne olduğunu anladı.

50) “Onun sesi yılan gibi yürür,” şimdi İsrail sürgünde olduğu için Malhut kesinlikle yılan gibi yürür, zira başını toza eğdiği zaman bu yılanın tavrıdır, kuyruğunu kaldırır ve kuyruk hükmeder, önündekilere vurur. Şimdi de İsrail sürgündeyken, Malhut yılan gibi davranır, baş toza eğilmiştir ve kuyruk, en alt seviye yönetmektedir.

Kuyruğu yükselten, hükmettiren ve vurduran kimdir? Baştır, aşağı eğilir iken. Ve kuyruğa kim yol gösterir ve kim yolculuğu sırasında onu hareket ettirir? Baş, toza eğilmiş olduğu halde o kuyruğa yol gösterir ve hareket ettirir. Bu nedenle şöyle yazılmıştır; “Onun sesi yılan gibi yürür.”

52) “İsrail O’nun Segula’sıdır,” sözü ile ne demek ister?  Şu üç ataya Segula denir, yukarıda – HGT – ya da aşağıda – İbrahim, İshak, Yakup -. Aynı şekilde Kohen’ler, Levi’ler ve İsrail de HGT’ye karşılık gelirler ve hepsi tek ve birdir. Onlar yukarıda, Yaradan’ın Segula’sıdırlar ve aşağıda da Yaradan’ın Segula’sıdırlar.

Yazıldığı üzere, “Böylece sen, tüm diğer insanların arasından, benim kendi hazinem (İbranice: Segula) olacaksın. Çünkü onlar, diğerlerinin arasındaki Kohen’ler, Levi’ler ve İsraillilerdir ve onlara Segula denir. İsrail ve diğer milletler arasındaki fark şudur ki diğer milletler sağ olmaksızın sol çizgiye tutunurlar, İsrail üç çizgiye, HGT tutunur. Bu nedenle onlar tüm diğer milletlerin arasında onlara, üç çizgiyi birleştirdikleri için Segula denir.

Süleyman’ın Yatağı Kuzey ve Güneyin Arasındadır

53) “Ve toplantı çadırı Levi’lerin kampında kurulacak.” Ve bundan sonra, yazıldığı üzere; “Ordularının yanında batıda Efraim’in kampının sancağı olacak.” Kutsallık batıdadır. Batıda yolculuk eden Efraim, Malhut’tur. Bu nedenle güneyin, Ruben’in yani Hesed’in kampının sancağının ardında yolculuk eder. Yazıldığı üzere “Ve o gün onları kutsadı, dedi ki, ‘Seninle İsrail kutsanacak’… Ve Efraim’i yerleştirdi.” “Seninle İsrail kutsanacak, “sözü Ysrael Saba’ya gönderme yapar.

54) “İsrail kutsanacak,” ZA’dır, “onunla kutsanacak,” Efraim anlamındadır, batıdasın, Kutsallıktasın demektir. Yazıldığı üzere,” Ben her şeye kadir Tanrıyım (El Şaday); meyve ver ve çoğal.” Bu nedenle Tanrısallığın kutsamasına El Şaday denir. Kutsallığın onunla birlikte olduğunu gördüğü zaman, şöyle dedi; “Seninle İsrail kutsanacak,” yani seninle, Tanrısallıkla dünya kutsanacak.

55) Ve Tanrısallığı nasıl gördü, şöyle yazılmıştır; “Şimdi, yaşlılıktan İsrail’in gözleri bulanıktı.” bu sözler manevi gözleri de ima eder. Sağ el Efraim’in karşısında yukarıya uzandı ve Tanrısallık Efraim’e doğru yaslandı. Ve İsrail başının üstünde Tanrısallığın kokusunu kokladı. Sonra dedi ki “Seninle İsrail kutsanacak,” ve onun batıda olduğunu gördü. Bunun anlamı şudur, o gözleriyle değil koklayarak gördü, aşağıdan yukarıya doğru.

56) Kesinlikle Tanrısallık batıdaydı. Demiştik ki bunun nedeni kuzey ve güney arasında olması ve Guf (beden) ile bağlantıda olması yüzündendir, yani ZA, ZAT ve onunla tek bir Zivug’da olması yüzündendir. Ve kuzey ve ZA’nın sol çizgisi onu başının altına alır. Ve güney, ZA’nın sağ çizgisi onu kucaklar. Yazıldığı üzere, “Onun sol eli başımın altında olsun,” bunun anlamı; sol, Hohma’nın aydınlığı, GAR’ı, Roş’u edinir. “Ve onun sağ eli beni kucaklasın,” bunun anlamı; Hassadim aydınlığını Guf diye adlandırılan, ZAT’tan alır.

Doğaldır ki Süleyman’ın yatağı, Malhut kuzey ve güneyin, Hesed ve Gevura’nın arasındadır, böylece Guf’a, Tifferet’e bağlanacaktır. Ve onlar tek ve bütün olurlar ve böylece dünya kutsanır. Günde üç kere “Davud’un ihtişamı,” diyen sonraki dünya ile ödüllenmeyi garantiler. Bunun anlamı şudur; bu zaferin Zivug’u, yani Malhut güzey ve güney arasında, her gün ZA ile olacaktır.

57) Sabah vakti bir adam gelir ve övgülerle cennetin krallığının yükünü üstlenir ve der ki; “Davud’un ihtişamı,” ve Efendiyi tüm şu övgülerle yüceltir; bunlar kutsal ismin on Sefirot’unun övgüleridir, bu nedenle on kere Haleluyah denir. Sonra on övgü ile bitirir, bunlar “Haleluyah, Tanrıyı mabedinde kutsamaktır.”  On Haleluyah nerede, yalnız beş tane var, yalnız on ayet Haleluyah ile başlar? Ancak her ayet Haleluyah ile başlar ve Haleluyah ile biter.

58) Daha sonra, kalkar ve kutsar, “Sonra Musa şarkı söyledi,” böylece kutsal Malhut’un sorumluluğunu üstüne aldı. Daha sonra, dua tamamlandığında onun içinde kutsanması için onu Hesed’e yerleştirdi. Bu şu nedenledir, sabah duası İbrahim’e, Hesed’e, sağ çizgiye karşılık gelir. Daha sonra, öğle duasında Gevura ve Din vardır, karşıda İshak, Gevura, sol çizgi vardır.

Bu nedenle, her gün yatak, Malhut kuzey ve güneyin arasına yerleştirilir, sabah duası, güney ve öğle duası kuzey, arasına yerleştirilir. Şu nedenle; onu bu Zivug içinde Guf, ZA ve orta çizgi ile birleştirmek için. Ve her gün Malhut’u bu şekilde oluşturan ve bağlayan kişi kesinlikle sonraki dünyaya layıktır. Bunun hakkında şöyle denmiştir; “Her gün, ’Davud’un ihtişamı,’ diyen herkes, sonraki dünya ile ödüllendirilmeyi garantiler.”

59) Bu nedenle Efraim’in kampının sancağı denize karşıdır, batıdadır, kuzey ve güneyin arasındadır. Güney Ruben’dir, yazıldığı üzere; “Onların ordularının yanında Ruben’in kampının sancağı,” ve Dan kuzeydedir. Efraim aradadır, zira Ruben, güney onun önündedir ve Dan onun arkasındadır. Böylece, batı, Efraim, kuzey ve güneyin arasındadır.

60) Bu sır, güneyde oturan kardeşlerimiz içindir. Kardeşlerimizin bize gönderdiği şey şudur; onlar, yüksek bağlantı ile birleşmeniz için, ışıkları bağlarla ve birlikle düzenlerler. İlk önce, her gün kutsal Malhut’un sorumluluğunu üstlenin ve böylelikle onunla birlikte güneyin, Hesed’in kutsal bağına yükselin ve dünyanın dört yönünü, HG TM’u döndürün, onlar tek bir bağ içinde bağlanana kadar. Ve güneyde bir yer düzenleyin ve orada oturun, sunağın yönünü değiştirişi gibi.

Birliğin İşareti

61) Zivug’un ve birliğin işareti nedir? Sunağın yönünü değiştirişi güçlü bir işarettir, güneybatı, kuzeydoğu, kuzeybatı ve güneybatı köşesine geldiğinde. Ancak kişi, kutsal Malhut’un sorumluluğunu üslenmeden ve bu yükü kendi üstüne almadan önce, hiçbir şey yapamaz, öyleyse kişi nasıl güneye, Hesed’e gelir ki?

62) Şununla size her şeyi söylemiş oluyorum. Başlangıçta, dedim ki, “Köşeye geldiğinde” ve bu köşe Mlahut’tur, kutsal Malhut’un yüküdür. Ve böylece, güneybatı, güney ile, Hesed ile batıyı, Tifferet’i, orta çizgiyi bağlar. Çünkü hayat ağacı, Tifferet doğudadır ve güney ile doğuyu yani yukarı Aba’yı Hohma’yı birleştirmek için, yukarı AVİ için. Aba’nın tarafından, oğul, Tifferet gelir, Tifferet’in kökü yukarı AVİ’nin gizli Daat’ındadır. Bu nedenle, güney ve doğudan birleşir, çünkü kuzeyin güçlenişi batıdadır, AVİ’nin gizli Daat’ındadır ve bu batının başlangıcıdır. Bu nedenle güney ve batı birbirine bağlanmalıdır.

63) Ve batı kuzeye, İma’ya, Bina’ya bağlanır, ona YESHSUT denir ve ondan kuzey yani sol çizgi uzanır. Bu şu nedenledir, Bina akarsuları ve kaynakları doldurur, o açığa çıkmış olan Daat ve Tifferet’tir. Bu nedenle doğu ile kuzeyi birleştirmek gerekir, doğuyu Bina ile birleştirmek için. Ve şu doğu ve kuzey, AVİ asla ayrılmazlar, zira doğu yukarı Aba ve yukarı AVİ’dir.

Ve yukarı Aba’nın Daat’ı yükselir ve yukarı İma’nın Daat’ına ve onun içinde beliren sol çizgiye, kuzeye tutunur. Ve yukarı İma için, o kuzeye doğrudur, denir, zira o yukarıdaki kuzeydir, onun tarafından gelen sol çizgidir. Çünkü kuzey gizlidir ve Aba tarafında saklanmıştır ve Rahamim ve sevinç olmasına rağmen, Dinim onun tarafında uyanır. Ve İma çıkıp geldiği zaman, kuzey de onun içinden çıka gelir ve onda kuzey ortaya çıkar, zira Aba güneye dâhildir ve bağlıdır ve kuzey onun içinde gizlidir.

64) Ve daha sonra kuzeybatı köşesine gelir, zira oğul, Tiffferet Aba’nın tarafından ortaya çıkar. Ve İma’nın tarafından kuzey kız evladı, Malhut’u yani batıyı ortaya çıkarır, zira kuzeybatı, kuzeyden İma, batıya, Malhut’tur. Bu başlangıç köşesidir, Malhut köşesidir, önce her şeyi üstlenmelidir. Ve şimdi ona kısaca “kuzey,” İma ve “sol çizgi” denir. Daha sonra orada her şeyin birleştiği güneye, Hesed’e, sağ çizgiye bağlanacaktır. Ve beden, ZA onun içindedir, zira ZA Aba’dan uzanır, bu nedenle de Aba gibi tamamen güneye dahildir ve onun içindeki kuzey yok olur, dolayısıyla güneybatıdır.

65) Bu köşe üç kere Malhut’a işaret eder; bir, önce kişinin üstlenmesi gerekir ve sonraki köşe Malhut’u iki kolundan bağlamak içindir, sağdan ve soldan, Guf’a, Tifferet’e, orta çizgiye bağlar ve böylece her şey bir olur. Bu tam bir birleşmenin düzenidir ve cezalandırılmasın diye, onu ona uygun olmayan tarafa yerleştirmeyecektir. Bu birleşmeyi gereğince yapan, bu dünyada mutlu olur ve sonraki dünyada da mutlu olur, zira Efendisinin eşsizliğini ve O’nu nasıl öveceğini bilir. Dahası Yaradan onunla övünç duyar, yazıldığı üzere “Ve O bana dedi ki: ‘İsrail, sen benim hizmetkârımsın, ben seninle yüceleceğim’.”

Duanın Niyeti

66) “Davud’un İlahisi. Oh Efendim, ruhumu yükselttim mi? Oh Tanrım, sana güveniyorum.” Davud bu övgüyü böyle söylemeyi seçmişti? Tüm övgüler alfabetik sırada tamamdır ve bu eksiktir, Vav’ı yoktur. Neden bunu diz çökerek düzenler?

67) Gece olduğu zaman, ölümün dayandığı en alttaki ağaç yani Malhut, Din’in tarafındaki dallarını yayar ve her şeyi kapatır. Bu nedenle karanlık büyür ve dünyadaki tüm insanlar ölümün tadını tadarlar. Ve kişi kendi önünde gider ve ruhu için bir depozito yatırır ve bunu onun eline gecenin depozitosu olarak koyar ki böylece gün ağardığında depozitoyu geri alsın. Ve bu depozito ona geri döndüğü zaman, kişi, bu yüksek emanetçiye Yaradan’a şükretmelidir.

68) Uykudan kalktığında sinagoga girer, kendisini Tefillin ile taçlandırır, Tzitzit ile örtünür, içeri girer, önce kendisini Korbanot ile arındırır ve sonra Davud’u övmek için Malhut’un sorumluluğunu üstlenir, bunlar Malhut’un sorumluluğunun sırasıdır. Bu sıra ile, bu yükü kendi üstüne alır. Daha sonra, Meyoşev duasının sırası vardır, bu Malhut’a karşılık gelir ve Meomed duasının sırası vardır, ZA’ya karşılık gelir, onları, ZA ve Malhut’u birbirine bağlar.

69) Dua söz söylemeye, ağızın sözlerine dayanmakla birlikte, her şey eyleme bağlıdır; önce söze, önce ve sonra ağızdan çıkan konuşmaya. Kişi önce bir eylemde bulunduğu zaman, bu bir dua gibidir. Ve kişi önce bir eylem görene kadar dua etmez, duada olduğu gibi.

70) Başlangıçtaki eylem, kişi uykudan kalktığında önce kendini arındırmalıdır, ihtiyaçlarını karşılamalıdır, sonra sorumluluk almalıdır ve Mitzva’nın bu bölümünü başının üstüne yaymalıdır. Daha sonra birlik düğümünü atmalıdır, bu Tefillin’dir baş için bir dua, el için bir dua ve bunları solda kalbin üzerinde tek bir düğüm olarak düzenlemelidir, yazıldığı üzere, “Sol eli başımın altında olsun.” Ve yazıldığı üzere, “Beni kalbine mühür yap, koluna bir mühür yap.” Bu elin Tefillin’ine işaret eder, Malhut kolun üzerine verilir, kalbin karşısına. Ve bu ilk yapılması gereken eylemdir.

71) Daha sonra kişi sinagoga girdiği zaman, ilk önce kendini Korbanot ile, ağızın sözleri ile arındıracaktır, yani Korbanot bölümünü söyleyecektir. Daha sonra Malhut’un sorumluluğunu üstlenecek, Kral Davud’un övgüleri ile başının üstüne serpecektir, Mitzva’nın bir bölümünü serpen birisinin böyle bir davranışı Tzitzit’e karşılık gelir. Ve sonra Meyoşev duası, elin, Malhut’un duasının karşıtıdır, Meomed, ZA, duasını takip eder, Başin Tefillin’i davranışının karşıtıdır. Biri bir diğerine karşıttır, eylem söylem gibi olmalıdır, çünkü dua yapılana ve söylenene dayanır.

72) Ve eğer kişi eylemi lekelerse, söylem üzerinde olacağı bir yer bulamaz ve bu bir dua olmaz. Zira, bu kişi, görülmesi ve söz edilmesi gereken bir eylemi yukarıda ve aşağıda lekelemiştir. Bu tam bir duadır. Duasını, Efendisinin işini lekeleyene yazıklar olsun! Onun hakkında şöyle yazılmıştır, “Yukarıya benim huzuruma çıkıp geldiğinde, birçok dua ettiğinde, seni duymayacağım,”  zira bu eyleme ve söyleme bağlıdır.

73) Kişi duasını bu şekilde ettiğinde, eylemde ve söylemde, birlik düğümünü atmaya çalışarak, yukarıdakiler ve aşağıdakiler onunla kutsanırlar. Sonra Tefilat Amida’yı tamamladıktan sonra, kişi kendisini sanki bu dünyadan ölüp gitmiş gibi göstermelidir. Çünkü hayat ağacından, ZA’dan yani Tefilat Amida’dan ayrılmıştır ve bacaklarını ölüm ağacına toplamış, yani ona yatırdığı depozitoyu geri vermiştir, çünkü sabah, o kendisine ruhunu geri vermiştir, yazıldığı üzere; “Ayaklarını yatağın içine topladı.” Zaten günahlarını itiraf ettiği ve onlar için dua ettiği için, şimdi o ölüm ağacının içine toplanmalı ve yüzüstü yere kapanmalıdır ve O’na, “Ey Tanrım, Rabbim, ruhumu sana kaldırıyorum” demelidir. Başlangıçta, uyumaya gittiğimde, ruhumu sana depozito olarak verdim. Artık birliğe bağladım ve eylemi ve söylemi gereğince yerine getirdim ve günahlarımı itiraf ettim, ruhum kesinlikle Sana verilmiştir ve tam bir bağlılık üstlenecektir.

74) Kişi kendini, dünyadan kurtulmuş gibi görmelidir, zira ruhunu ölüm yerine vermiştir. “Ey Tanrım, Rabbim, ruhumu sana kaldırıyorum” sözünün alfabetik düzeninde Vav olmamasının nedeni şudur; zira, Vav, yaşam ağacı, ZA, Vav-de-HaVaYaH ve ona ölüm ağacından bir ruh verilmiş olan kişidir, Malhut’tur. Bu bize, kişi bu dünyadan ayrılana kadar af olmayan günahların var olduğunu öğretir. Yazıldığı üzere, “Kesinlikle, bu günah sen ölene kadar af olmayacak.” Bu nedenle o kesinlikle kendisine ölümü verir ve ruhunu Malhut’a verir, gece boyunca depozit olarak değil, bu dünyadan ölüp giden biri gibi.

75) Bu düzeltme kalbin niyeti ile olmalıdır. Ve böylece Yaradan ona merhamet eder ve günahlarını affeder. Kalbindeki arzu ve niyetle efendisini nasıl cezbedeceğini ve ona nasıl hizmet edeceğini bilene ne mutlu. Kalbi ondan çok uzakta olan ve isteksizce efendisini kendine çekmek için gelene yazıklar olsun. Bu ağaç, dünyada Din’i uyandırıp, teşvik ettiğinde, kişinin bu dünyadan vakitsiz ayrılmasına neden olur.

76) Bu nedenle, kişi ruhunu ve arzusunu Efendisine bağlamalıdır ve O’na sahte bir arzu ile yaklaşmamalıdır, zira yazıldığı gibi, “Yalan konuşan biri benim gözümün önünde bulunamaz.” Kişi, yüzü yere düşmüş, kalbi Yaradan’dan uzakta bir şekilde sadakat gösterisinde bulunursa, bir ses çıka gelir ve şöyle der: “Benim gözümün önünde bulunamaz,” yani kendini ıslah etmek isteyen, edemez, onu önümde istemiyorum. Eğer kişi, kutsal adla birleşmeye gelirse ve onu gereğince birleştirmezse, bu daha da böyle olur.

77) Erdemliye, bu dünyada ve sonraki dünyada ne mutlu! Yazıldığı üzere, “Onlar gelecekler ve görkemimi görecekler.” Ve şöyle yazılmıştır; “Yalnız erdemli olan senin adına şükran sunacak.” Ne mutlu İsrail’e, çünkü o Yaradan’a bağlanmıştır, yazıldığı üzere “Ve sen bir ve tek olansın.”

 

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,139