e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Araştırma

Araştırmanın Kapsamı

  • Bilgiden maneviyata geçiş
  • Yeni yaklaşımı işlemek için zaman gerekli
  • Dıştaki yerine içtekini çalışmak
  • Bizim dışımızda olan güç ile bağlanmak

Soru: Eğer bilim adamlarının içindeki maneviyat için olan arzu henüz gelişmediyse, onlar neden Kabala’nın Bilgeliğini çalışmak istesinler?

Onlar Kabala’ya kendi çalışmaları ile ulaşıyorlar, gerçeğin araştırmasına devam etmek ve var olduğumuz dünya hakkında gerçeği bilmek için bunu gördükleri zaman, onlar kendilerinin dışına çıkmak zorundalar, böylece bedenleri ve özellikleri tarafsız çalışmayı önlemez. Bu onların çoktan fark ettikleri bir şey. Bu noktadan ileri doğru, onlar bizim yöntemimizi kabul etmek istiyor. Şöyle diyorlar: “Sizin yönteminiz bedenden çıkmaya yardım ediyor mu, beş duyudan çıkmaya, onların üzerine çıkmaya? Lütfen bana yöntemi verin.”

Bu, elbette ki, akli bir yaklaşım, bilgi için bir arzu; onlar hala işlenmemişliğin üçüncü seviyesindeler, Gimel de Aviut, daha dördüncü seviyede değiller, Dalet, ama bu zaten bir giriş noktası. Ama Gimel de Aviut’dan itibaren onlar bunu hissetmeye başlıyor. Ben onlara ne açıklıyorum? Onlara basitçe, çalışmanın, kendisinin insanın dışında olan konunun farkındalığını onlara getireceğini söylüyorum. Bu gerçekten böyle. Çalışmanın yardımı ile biz yavaşça kendimizin dışında olan var olan bu resmi yakınımıza getirmeye başlarız, onu hissetmeye ve onun içine girmeye; işte bu şekilde olur. Ve onlar bu yaklaşımı anlıyorlar, çünkü onlara olanda bu şekilde oluyor.

Altı yedi ay boyunca üniversitede izafiyet teorisini çalıştığımızı hatırlıyorum. Bu oldukça eşsiz ve güçlü bir dersti. Bu kavrama alışana kadar hepimizin kafası karışmıştı. Sonunda gerçeğe farklı bir bakış açısına geçtik. Aynısı atomdan küçük fizik ile ilgili çalışmalarda da olur. Zaman ve mekân kavramı, zaman ve mekân arasında bir çelişme olduğundan beri daha fazla uygulanmıyor. Hızımızda ve hayatımızda alışkın olduğumuz algılar artık uygun değil. Ve bu durumda da olduğu gibi, ne zaman kişi çalışırsa, biraz “şaşırmış” duruma gelir, kişi bir gerçekliği algılamayı durdurur ve başka bir tanesini algılamaya başlar ve iki algı kişinin içinde dengeye gelene kadar, kişi biraz şaşkınlık deneyimler. Biz böyle bir fenomeni Kabala’nın Bilgeliğini çalışan insanlarda da olduğunu biliyoruz, çalışmanın ilk birkaç ayında ya da hatta bir veya iki yılında; ta ki materyale girip onu kavrayıp ona alışana kadar, kişilerin kafası biraz karışabilir. Bilim adamları da buna alışıktırlar çünkü bu her bilimde, ne zaman normal günlük yaşamın üzerinde prensipler tartışılırsa, olur.

Ben bizim algılarımıza bu kadar yakın insanlar ile tanışmayı beklemiyordum, öyle insanlar ki bizim yaklaşımımızı tamamen doğal ve kavranabilir şekilde anlasınlar ve onu kabul etmeyi istesinler. Sordukları tek şey: Binlerce yıl boyunca nerdeydin? Sonra geçmişi araştırmaya başladılar, aynı Baal HaSulam’ın “Kabala’nın Bilgeliği ve Felsefe” adlı makalesinde yazdığı gibi ve birkaç yerde daha. Bilim adamları gerçekten bir kavşak olduğunu keşfettiler, öyle bir kavşak ki iç çalışmalar yerine insanlığın bilgelik (Kabala’nın Bilgeliği) adı verilen dış araştırmanın yolunda gelişme fırsatının olduğu, bu iç çalışmalar sonuç olarak felsefeyi engelledi ve ondan da bütün bilimleri, fizik, kimya, vb.

Günümüzde bu alanlarda bir hayli gelişme var. Çok sayıda makale hala yazılıyor ve biz mutlaka birçok ortak çalışma gerçekleştireceğiz. Bir lisan geliştireceğiz ve bir yaklaşım böylece bu modern bilimsel yaklaşımı daha geniş dinleyiciler ile tartışıp onlara açıklama fırsatına sahip olacağız. Ben olacak şeyin bu olduğunu umuyorum. Bizim için bu tüm yöntembilimi anlata bilecek duruma gelene ve anlayış bizim içimizde yerleşene kadar bu zaman alacak.

Soru: Biz nasıl ilerleyeceğiz? Yeni temelleri kim kuracak? Doğru yolda olduğumuzu biz nasıl bileceğiz? Ne hakkında farklı düşüncelerde olacağız?

Haklısın, soru doğru. Tıpkı şöyle diyen bir bilim adamı gibi konuşuyorsun: “Tamam, öyleyse ben doğru şekilde gelişmediğimizi buldum, öyle ki ben sadece kendimi ve kendi algıladığım yolu çalıştım. Öyleyse dışarıdan bazı titreşimlere, ben sadece kendi kulak zarımın doğrultusunda tepki verdim veya onun tepkimelerinin beynimde nasıl bazı farklı yanıtlar oluşturduğuna bağlı olarak, ya da benim nasıl onu başka birinin sesi ya da sadece biraz gürültü olduğunu tanımladığıma. Bu demektir ki bilim ile ben sadece kendimi içeriden çalışabilirdim.”

Başka şekilde anlatmak gerekirse, sen aslında şunu soruyorsun: “Şimdi ben sorunu keşfettim, kendi dışımda bir şeyi açığa çıkarabilmek için nasıl gitmeliyim? Açığa çıkardığım şeyin doğru olup olmadığını nasıl bilebilirim? Doğru şekilde gelişip gelişmediğimi nasıl bilebilirim, araştırmamın doğru yönde hareket edip etmediğini?” Bunun için bilim var. Sen ne yapacağını bilmeyen bir bilim adamı olarak soruyorsun. Ve gerçekten, bu çıkmaz son hakkında birçok makale yazılmıştır ki biz bilimin bütün dallarında buradayız, matematik de bile ki bu ilginçtir çünkü matematik bir bilim değildir, bir lisandır. Bunun meydana gelmesi hayret edici değil. Bu aynı Zohar’da yazan şey, bunun 1995 civarında olacağı ifade edilmiştir. Kişi bunun onların yazdığı şey olduğunu görebilir ve olan şeyde bu. Ama sonra ne var? Şimdi ben onlara geliyorum ve söylüyorum “Bakın, bunların hepsi hazır ve kullanılabilir durumda, her şey önceden hazırlandı.” On Sefirot’un Çalışması adı verilen bir kitap var, bu tamamen akademik formatta yazılmıştır, bilimsel modeller kullanılarak, sorulara ve cevaplara dayanarak. İç yansıma adında bir bölüm içerir, bu bölüm gerçekliğin bütün kısımları arasındaki ilişkiyi açıklar, senin ile O’nun arasındaki. Bunun anlamı kişinin “inanmak” zorunda olduğu hiçbir şey yoktur. Hiç kimse kendisini sınırlamamalıdır, ya da hiçbir temel prensip veya bilimsel hareket gerçekleştirmemelidir; bu kullanıma hazır bir bilimdir. O zaman kişi sonra ne yapmalıdır? Bilimi kullanarak soruşturmaya başladığın zaman ki bu şu anda sizin önünüzde, sonrasında sonuçları görürsünüz, onun işe yaradığını görürsünüz, tıpkı yaptığınız diğer şey gibi. Onun içine girdikçe onu kendimizde daha çok görürüz, o bizim üzerimizde daha çok çalışır. Biz bu çalışmaları içimizde hissederiz, onunla ne kadar eşitlenip eşitlenmediğimizi, bizim dışımızda olan güç ile sahip olduğumuz ilişkiyi, onun bizimle ne yapması gerektiğini ve bizim onun üzerinde ne ihsan etmemiz gerektiğini ve bunun gibi. Biz şimdiden bu güç aramızdaki dengeyi öğrenmeye başladık ve kendi içimizden dışarıdaki var oluşa çıkmak için kullanacağımız yüz yirmibeş adım boyunca daha yüksek seviyelere nasıl yükseleceğimizi. Bu şekilde davranan bir insan öğrenir ve dış var oluşun hissini elde ettiğini hissetmeye başlar; beden dışında, herşey hazır.

Kabala’nın Bilgeliği bilimin ötesinde hiçbir şeyi kapsamaz; farklı olan tek şey yaklaşım. Bu kişinin içerisinden değil ama kişinin dışarıda olan şey ile olan bağlantısından. Biz bilim ile sürekli kendi içimizde nasıl daha çok alacağımızı çalıştık. Burada, diğer bir taraftan, bizim dışımızda konumlanmış bir güç ile nasıl iletişim kuracağımızı öğreniyoruz.

Bilim adamları ile olan konuşmalarımda onlardan Kabala’nın Bilgeliği hakkında hiçbir eleştiri duymadım. Onlar bunun herhangi bir şeyden eksik olduğunu söylemediler. Onlar tamamen heyecanlandılar, bunun gelişiminde ben şimdi düzenli olarak Rusya’ya seminerler vermeye gidiyorum ve böylece ayda iki veya üç gün boyunca orada dersler veriyorum. Bunun Amerika’da da tamamlamayı umuyorum. Her seminerden sonra onlar makaleler yazmak ve materyalin üzerinden kendi kendilerine geçmek için zaman ayırıyorlar ve bunu yaparak da ortak bir çalışma yöntemi arıyorlar ki buna hazırlar…

Soru: Kabala’nın Bilgeliği, bilimin yeni buluşlar ile gelmesine sebep olacak mı?

Hayır. Bilimin Kabala’nın Bilgeliği ile olan beraber gelişimi uzay gemileri veya onun gibi şeyler hakkında değil. Bu bedenler veya yığın kümeleri hakkında değil, herhangi bir katı, sızı, gaz veya plazma maddesi hakkında değil, ya da beş duyumuz ile hissettiğimiz herhangi bir şey. Bu beş duyu ile kavranamayacak olan tamamen farklı bir boyut hakkında. Biz madde içinde kaplanmış güçler hakkında tartışmıyoruz; biz madde içinde kapsanmamış güçler hakkında tartışıyoruz, “maneviyat” adı altında. Güç de bir maddedir, Baal HaSulam’ın ‘’Kabala’nın Bilgeliğinin Özü’’nde yazdığı gibi, ama bu madde bizim beş duyumuz ile algılanmaz ve bundan dolayı biz ‘’ruh’’ adı verilen ek bir duyuda gelişme ihtiyacındayız. Beş duyuya ek olarak, kendi dışımızda olanla iletişim kurmamızı sağlayacak başka bir duyu geliştirmek zorundayız. Biz ‘’kalpteki nokta’’dan on orjinal Sefirot’u geliştirmeliyiz, ki bununla genel üst güç ile bağlanacağız, bu üst güç bütün gerçekliği harekete geçirir ve yönetir.

Soru: “On Sefirot Çalışması” nasıl genel kural ile ilişkili?

“On Sefirot Çalışması” gerçekten tartıştığı her şey, bu genel kuralın bizim üzerimizde nasıl hareket ettiğidir.

Soru: Genel kuralı kavramak için onu araştırmak nasıl mümkün oluyor?

Bizim araştıracağımız hiçbir şey yok. Biz içerideyiz ve bizim çevremizde de bu kural var, ki bu kural “Olamot” (dünyalar) adı verilen bir hareket ile bizim üzerimizde ilişki kuruyor, Heelem (gizlenmek) sözcüğünden elde edilmiştir. Öyleyse biz genel kuralın bu gizlenmelerinin sırasını çalışıyoruz, yavaş yavaş kendimizi nasıl daha çok adapte edebileceğimizi öğreniyoruz, anlamı bu dünyaları nasıl yaratabileceğimizdir, onların üzerine nasıl yükselebileceğimiz ve böyle bir yolla tüm gerçekliği (bu kuralı) kavramayı, böylece o bizim içimizde bulunmaya başlayacak. Beş duyumuzdan daha çok çıkıp, dış gerçekliği daha çok kavradıkça, sonsuzluğu daha çok hissederiz, bütünlüğü ve kontrolü. Ama bu sadece bizim bu kural ile eşitliğimize bağlı olarak gerçekleşir. Bu kural iyi ve yardımseverdir, insanlık için yararlıdır ve bu nedenle bizler kendimizi bu kural doğrultusunda geliştirmek zorundayız.

Soru: Bilim bütün insanlığı bu kurala doğru ilerletecek mi?

Akademik bilim iç değişim için bir yöntem haline gelecek; aksi takdirde dış gerçekliği çalışmak gerçekten imkânsız. Ben genelde bir örnek veririm, bu aynı bir radyo alıcısı gibidir ki radyo alıcısı belirli bir dalgayı alır, belirli bir frekansı, aynı frekansı kendi içinde üretme özelliğine bağlı olarak. Radyonun iç frekans üreten bir devresi var ve eğer bu iç frekans dış frekansa eşit olursa sonrasında o bunu alır. Biz de aynı şekildeyiz. Eğer dışarıdan bir şey almak istiyorsak kendi içimizde dışarıdaki ile aynı niteliği üretmek zorundayız. Bir kişinin içinde algıladığı büyüklükteki bu niteliğe “dünyaların seviyeleri” denir. Dolayısıyla, kişi dış gerçekliği algılar ve görüşünü, algısını ve kontrolünü genişletir.

 

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,113