e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Baruh Halevi Aşlag (Rabaş) > Kabala Kütüphanesi > Makaleler > Çalışmada Antlaşma Yapmak Nedir?

Çalışmada Antlaşma Yapmak Nedir?

Makale No. 31, 1987

Şöyle yazılmıştır: ‘Efendin olan Tanrı’nın bugün seninle yaptığı, Efendin olan Tanrı’nla girebileceğin antlaşmaya.’ Raşi ‘antlaşmaya girebileceğin’ ifadesini ‘geçerken’ olarak yorumlar. Bu nedenle bir antlaşma yapanlar: buradan bir bölüm ve buradan bir bölüm ve aralarından geçerler. Metin orada şunları da söyler: ‘Ve bu antlaşmayı sadece seninle yapmıyorum, bugün burada Efendimiz Tanrı’mızın önünde bizimle duranlarla ve bugün burada bizimle olmayanlarla.’

Şunları anlamalıyız: 1) Çalışmada antlaşma yapmak ne demektir? Yani bir antlaşma yapmak bize ne verir ki böylece çalışmada ıslah yapalım? 2) Raşi neden antlaşmayı yapanların buradan bir ayırma yapacağı yorumunu yapar? Çalışmada bu bizim için ne anlama gelir? 3) ‘Bugün bizimle burada duranlar…ve bugün burada bizimle olmayanlar’ çalışmada bizim için ne ifade eder? Çalışmadaki iki zaman nedir?

Baal HaSulam ‘Bir antlaşma yapmanın erdemi nedir?’ demiştir. Bu gereksiz görünüyor, zira aralarında neden bir antlaşma yapıyorlar? Eğer birbirlerini sevmeleri gerektiğini düşünürlerse o zaman birbirlerini sevdiklerinden yaptıkları bir antlaşma bize ne ekler? Bazen her birinin bir diğerinin kendisine uygun davranmadığını gördükleri bir koşula gelebileceklerini ve bu nedenle de diğerinden nefret etmesi gerektiğini söylemiştir.

Kişi onunla antlaşma yaptığında niyet onun kendisine uygun davranmadığını gördüğünde bile mantık ötesi gitmesi ve şöyle söylemesidir: ‘Onunla bir antlaşma yaptığım için antlaşmamı bozmayacağım.’

Dolayısıyla antlaşma şimdiki zaman için değil gelecek içindir. Aralarındaki sevgi soğuyabilir, bu nedenle bir antlaşma yaparlar ki böylece gelecek şimdiki gibi olsun.

Tora ve Mitzvot’taki (Manevi Çalışma ve Islahlardaki) çalışma öncelikle Lişma’ya (O’nun adına) giden yolda yürümeye başlandığındadır. Yani kişi çalışmaya başladığında Lo Lişma’da (O’nun adına değil) başlar; bilgelerimizin şöyle söylediği gibi: ‘Kişi daima Tora Lişma’ya bağlanmalıdır ve Lo Lişma’dan Lişma’ya geliriz.’

Bu nedenle kişinin çalışmasının başlangıcı coşkuyla idi çünkü Tora ve Mitzvot’u (Manevi Çalışma ve Islahları) izlemekle yaşamdaki mutluluğu elde edeceğini görmüştü. Aksi taktirde başlamazdı. Bu yüzden çalışmasının başlangıcında halen Lo Lişma çalışırken yani çalışma sonrasında sürekli alacağı ödüle bakarken çalışma gücüne sahiptir.

Maddesellikte olduğu gibi kişi çalışması için ödüllendirileceği bir yerde çalışmaya alışkındır. Aksi taktirde eğer kendi menfaati için değilse bedavaya çalışamaz. Kişi yalnızca bu çalışmadan kendine fayda sağlayacağını gördüğünde coşkuyla ve gönüllü olarak çalışma gücüne sahiptir, zira çalışmaya değil ödüle bakar.

Eğer kişi burada bu işverenden, iki katını ödeyecekleri işine gelmeden önce önceki işvereni için çalışmaktan alacağının iki katını alacağını anlarsa çalışma sorun olmaz. Bu demektir ki maaşa göre çalışma daha kolay ve daha küçük hale gelir.

Buna göre çalışmada antlaşma yapmanın, kişinin çalışmayı Lo Lişma’da bile olsa üstlendiğinde Yaradan’la kişi istese de istemese de bir antlaşma yapması gerektiği anlamına geldiği şeklinde değerlendirmeliyiz.

Yine de coşkunun neye bağlı olduğunu anlamalıyız. Coşku yalnızca ödüle bağlıdır. Yani büyük bir ödül varsa çalışma arzusu durmaz. Ama ödül şüpheli olduğunda çalışma arzusu kaybolur ve kişi dinlenmeye döner. Yani kişi o zaman dinlenmede daha fazla hoşluk hisseder.

Öyle ki, ‘Çalışmayı bırakıyorum, isteyen herkes bu çalışmayı yapabilir, çünkü bu benim için değil’ der. Ama antlaşma yapmak kişi, Lo Lişma’da bile olsa çalışmaya başladığı zamandır. Kişi onu Yaradan çalışmasına gelmeye zorlayacak olan çalışmayı istediğinden, şimdi antlaşma yapmalı ve ‘Düşüş zamanı gelse bile’ yani kişinin çalışma için hiç arzusu olmadığında ‘Buna rağmen arzumu dikkate almamayı, bir arzum varmış gibi çalışmayı üstleniyorum’ demelidir. Buna ‘antlaşma yapmak’ denir.

Ancak kişinin düşüş durumuna gelme nedenini anlamalıyız. Maddesellikte görüyoruz ki, kişi ödül almak için çalıştığında orada yükselişler ve düşüşler var mıdır? Öyleyse neden Yaradan çalışmasında yükselişler ve düşüşler olduğunu görüyoruz?

Bu meseleyi iki şekilde anlamalıyız:

  1. Lo Lişma koşulunda kişi ödül almak için çalıştığında bile ödülün yalnızca inanç yoluyla olduğunu anlayabiliriz, zira ‘Mitzva (emir) için ödül bu dünyada değildir.’ Bu demektir ki Emirlerin ödülü bu dünyada verilmez, ancak kişi ödülü bir sonraki dünyada alacaktır; şöyle yazıldığı gibi, ‘Onları bugün yapmak ve onların ödülünü yarın yani bir sonraki dünyada almak.’

Zira ödülün temeli inanca bağlıdır; şöyle yazıldığı gibi (Avot, bölüm 2), ‘Mülk sahibinin çalışman için ödeme yapacağına güvenebilirsin ve bil ki erdemlinin ödülü gelecekte verilir.’ İnançla ilgili olarak yükselişlerin ve düşüşlerin olduğu bilinmektedir, zira tüm inanç meselesi mantık ötesi inanmaktır.

Bu demektir ki, kişi inancın mantıkla çeliştiği yerde bazen mantık ötesi gidebilir. Örneğin inancın yüzde yirmisi mantığa aykırıdır ve kişi yüzde yirminin üstesinden gelebilir. Ancak bazen bir değişiklik olduğunu görür, zira şimdi inanç yüzde otuzla çelişir ve bu bir ölçüde kişi bağışık değildir ve üstesinden gelip inançla gidecek gücü yoktur. Bu nedenle o zaman kişi inancın onun için aydınlattığı kendi durumundan inmelidir.

Bu kişide üstesinden gelme gücüyle tutarlı olmadığında inişlere ve yükselişlere neden olur. Maddesel bir ödül söz konusu olduğunda bu böyle değildir. İnanç ödül için geçerli değildir. Bu nedenle maddesellikte kişinin maddesel çalışmada düşüşe sahip olduğu söylenemez, zira ödül bu dünyadadır ve kişinin inanca ihtiyacı yoktur.

  1. Kişi Lişma koşulunda çalışması karşılığında hiçbir şeye ihtiyaç duymaz. Düşüşlerin nedeni de kişinin bütün çalışmasını inanca dayandırmasıdır. Ancak bir fark vardır: Bu ödülle ilgili değil, mülk sahibiyle ilgilidir. Yani mülk sahibine inandığı ölçüde, O’na hizmet etmeye değecek kadar önemlidir, yani çalışması için ona ödeme yapacak olan Yaradan’a hizmet etmek büyük bir ayrıcalıktır.

Bu demektir ki, çalışmanın ödülü, Yaradan’ın yüceliğine olan inancın ölçüsü ile tutarlıdır. Yaratılışın doğası gereği insan önemli bir kişiye hizmet etmekten büyük bir haz alır, şu ünlü alegoride olduğu gibi; önemli bir hoca gelir ve birilerinin onun bavulunu taksiye kadar taşımasını isterse, hamal bunun için kesinlikle para alacaktır. Ama hoca bavulu bir öğrencisine verecek olsaydı öğrencisi bu iş için kesinlikle hiçbir şey almayacaktı, zira hocasına verdiği hizmet onun ödülüdür ve daha fazlasına ihtiyacı yoktur.

Buna göre ‘Mülk sahibine güvenebilirsin,’ inanç ölçüsünde, kişinin Yaradan’ın yüceliğine inandığı ölçüde anlamına gelir; bu ölçüde Yaradan’ın yüceliğinde sahip olduğu inancın miktarıyla ölçülen ödülün ölçüsüdür.

Öyle görünüyor ki, kişi Yaradan’ın gerçekten yüce olduğuna inandığında, ödülü gerçekten büyük olur. Eğer Yaradan’a inancı o kadar da büyük değilse, ödülü de o kadar büyük olmaz. Dolayısıyla kişi ister Lişma ister Lo Lişma çalışsın, tüm temeli yalnızca inançtır.

Ancak fark şudur: Lo Lişma’daki inanç ödülle ilgilidir; Lişma’daki inanç, kime hizmet ettiğimizle ilgilidir. Başka bir deyişle, hazzın ölçüsü Yaradan’ın yüceliğine bağlıdır; bilgelerimizin şöyle söylediği gibi (Avot, Bölüm 2): ‘‘Rabbi Elazar der ki, ‘Kimin önünde çaba gösterdiğini ve çalışmanın sahibinin kim olduğunu, çalışman için ödülü sana kimin ödeyeceğini bil.’’

Yukarıda söylendiği gibi çalışmanın sahibinin yüceliğine inanmalıyız, çünkü bu, çalışma için O’nun ödülü ödemesine bağlıdır. Yani ödülün ölçüsü çalışmanın sahibinin, Yaradan’ın yüceliğine bağlıdır. Diğer bir deyişle şehrin en yücesine hizmet etmekle, ülkenin en yücesine ya da dünyanın en yücesine hizmet etmenin hazzında bir fark vardır. Bu ödüle bağlıdır, yani Kral’ın yüceliğine göredir.

Temel, inanç olduğundan, kişi kalıcı inançla ödüllendirilmediği sürece yükselişlerin ve düşüşlerin olması gerektiğinden, burada yükselişler ve düşüşler vardır. Dolayısıyla aralarındaki sevginin soğuduğu bir zaman olabilir. Bu nedenle şimdi çalışmasının başında kişi bir anlaşma yapmak üzere cennet krallığının yükünü kendi üstüne alır, böylece beden Yaradan’ın hizmetkârı olmayı kabul etsin ya da etmesin, kişi bir şeyi değiştirmemeyi üstlenir. Bunun yerine ‘Bir kez konuştum ve değişmeyeceğim.’ Bunun yerine çalışmanın başında antlaşmayı yaparken üstlendiğim gibi mantık ötesi gideceğim, diyecektir.

Böylelikle Raşi’nin yorumladığını, ‘geçerken ‘antlaşmaya girebileceğin’ ifadesini anlayacağız. Bu nedenle antlaşmayı yapanların yapacağı şey: buradan bir bölüm ve buradan bir bölüm ve aralarından geçerler.’ Buna göre antlaşmayı yapmakla onların bazen buradan bir bölüm yani bunu ayıran bir bölümün ve buradan bir bölüm, yani diğerinin de ayırıcı bir bölmeye sahip olduğu bir zamanın geleceğini ima ettikleri şeklinde yorumlamalıyız.

Başka bir deyişle, her ikisi de aralarındaki sevgiyi durduran bir bölmeye sahip iseler şimdi birbirlerinden ayrılmamayı üstlenirler. Bunun yerine kendilerine yaptıkları antlaşmayı hatırlatacaklar ve bu, antlaşmayı bozmamayı mümkün hale getirecektir. Aralarından geçecekler, yani aralarında yapılmış olan ayrılığı aşacaklar.

Bu çalışmada demektir ki, kişi Yaradan’la bir antlaşma yapmalıdır. Şimdi kişi çalışmaya başladığında Yaradan sevgisine sahiptir, aksi taktirde cennet krallığının yükünü kim üstlenirdi ki? O halde kişi şimdi Yaradan’la sonsuza dek sürecek bir antlaşma yapmalıdır. Yani kişi içinde Yaradan sevgisinin soğuduğunu hissettiği bir zaman olsa bile, Yaradan’la yaptığı antlaşmayı hatırlayacaktır.

Ancak çalışmada Yaradan ve kişi arasında antlaşma yapma meselesinde sevginin yalnızca insan ve Yaradan arasında soğuyabileceğini hatırlamalıyız. Ama Yaradan’da sevginin soğuyacağı nasıl söylenebilir? Yani antlaşma her ikisi içinde geçerli olduğundan, bu antlaşma yapmakla ilgili olarak ikisi arasında düşüş olabileceği anlamına gelir. Ancak Yaradan’daki değişikliklerden ya da bir düşüşten nasıl söz edebiliriz?

Baal HaSulam hem insanda hem de Yaradan’da ‘Suda olduğu gibi yüz yüzü yansıtır bu yüzden insanın kalbi de insanı yansıtır’ meselesi olduğunu söylemiştir. Şu yazılanları (Mısır’dan çıkış 33:13) yorumlamıştır: ‘Ve şimdi eğer Senin gözlerinde bir iyilik bulursam, Seni bilebileceğim şekilde Senin yolunu bilmeme izin ver ki böylece Senin gözlerinde iyiliği bulabileyim.’ ‘Eğer Senin gözlerinde iyiliği bulabilirsem’ dediği zaman Musa’nın nasıl bildiğini sordu. Çünkü önceden ‘‘Seni isimle tanırım ve ayrıca Benim gözlerimde iyiliği buldun’ dedin’’ yazılmıştır diye yanıtladı. Bununla ‘Suda olduğu gibi yüz yüzü yansıtır, bu nedenle insanın kalbi insanı yansıtır’ (Atasözü 27) kuralını takiben, Musa Yaradan’ın onu desteklediğini bildi zira Musa Yaradan’ı tercih etti.

Yukarıdakilere göre bir kişinin içindeki sevginin soğuduğunu ve düşüş durumunda olduğunu hissettiğini, yani şimdi Yaradan’a çalışmanın başında olduğu kadar sevgisi olmadığını, bunun kişinin Yaradan’ın da kendisini sevmediğini hissetmesine sebep olduğunu ve dualarını, Yaradan’dan istediği şeyleri duymadığını söylediğimizi yorumlamalıyız. Bu kişinin daha büyük düşüşüne bile neden olur, çünkü kişi ‘Çünkü Sen her ağzın duasını duyarsın’ diye yazılanlardan şüphe etmeye başlar. O zaman Yaradan’ın yaratılanlarla hiçbir bağının olmadığını düşünür, bu da kişide her seferinde inancının zayıflamasında olduğu gibi büyük düşüşlerine neden olur.

Dolayısıyla Yaradan’da hiçbir değişiklik olmamasına rağmen kişi ‘Suda olduğu gibi yüz yüzü yansıtır’ olduğundan bu şekilde hisseder. Bu, maneviyatta öğrendiğimiz bütün değişiklikler alıcılara göredir kuralını izler.

Artık sorduğumuz soruyu, çalışmada ‘Efendinin önünde bugün bizimle burada duranlar’ ifadesinin ne anlama geldiğini anlayabiliriz. Antlaşma yapmak, kişinin Yaradan’ın önünde bugün, yükselişte olduğu zaman durup durmadığıdır. Ancak kişi Efendimiz Tanrımızın önünde ‘bugün burada bizimle olmayanlar’ denen düşüş zamanı geldiğinde, Efendimiz Tanrımızın önünde durduğunu hissetmediği zaman bile bunu üstlenir, bunu yine de mantık ötesi olarak üstlenir, antlaşmayı yaptığını hatırlamaktan başka hiçbir şeyi önemsemez ve bu sarsılmayacak, değişmeyecektir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
19 - 0,101