e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Kabala Kütüphanesi > Paraşat Tora > Paraşat Bo (Firavuna Gel)

Paraşat Bo (Firavuna Gel)

1) Rabaş, Makale 13, Firavun’a Doğru Gel -2 (1986)

Şimdi şu yazılanları anlayabiliriz, “Firavun’a doğru gel, çünkü onun kalbini ve onun hizmetkârlarının kalplerini katılaştırdım, böylece Benim bu işaretlerimi onların ortasında gösterebilirim.”

Bir soru ortaya çıkar, “Neden Yaradan Firavun’un kalbini katılaştırdı?” Metin şöyle cevaplar, “Böylece Benim bu işaretlerimi onların ortasında gösterebilirim.” Ve yorum şöyledir, “Neden Yaradan insanın kalbini sertleştirdi ve kişi kötü eğilime karşı savaşını kendi başına kazanamaz?”

Cevap şudur, böylece insan Yaradan’a haykıracak ve bu sayede Kli’ye (arzuya) sahip olacaktır. Ve sonra Yaradan, Tora’nın harflerini onun, Kli’nin içine yerleştirebilecektir. Bu, Yaradan’ın kişiye yardım olarak verdiği ruhtur.

Bu, “Tora ve Yaradan birdir,” diye kabul edilir. “Benim işaretlerim”, Yaradan’ın isimlerinde olduğu gibi, Tora’nın harflerine işaret eder. Bu, “O’nun yarattıklarına iyilik yapmak” tır ki yaratılış düşüncesi, O’nun yarattıklarına iyilik yapmaktır. Bu, kişiye özellikle bir Kli’ye sahip olduğu zaman gelir ve bu Kli, kalbin katılaşması aracılığıyla gelir, çünkü o zaman kişinin yardım için Yaradan’a haykıracağı bir yer olur ve O, kişiye kutsal ruh ile yardım eder.

2) Rabaş, 39. Mektup

Bununla ayetle ilgili sorulanı anlayabilirsiniz, “Firavuna gel, çünkü onun kalbini katılaştırdım.” Yaradan’ın onun kalbini katılaştırarak onu reddettiğini mi söylemek istiyor? Açıkladığıma göre, bunun tersidir. Yaradan’ın kalbini katılaştırmasıyla o bir kez daha seçim yapabilir, çünkü Firavun “Tanrı erdemli, ben ve benim halkım bayağı,” dediğinde, bu demektir ki o hali hazırda erdemlik ölçüsüne mahkûm edildi, o iyi ve artık yapacak daha fazla şeyi yok. Bu sebeple iyiliğine uygun biçimde Yaradan kötü eğilimi arttırmak zorundaydı, atalarımızın dediği gibi, “Dostundan yüce olanın arzusu da ondan yüce olmalıdır.” Dolayısıyla Yaradan onun kalbini katılaştırdığında, bir kez daha seçim yapabilecekti.

3) Rabaş, Makale 17, Çalışmada, Arınmak için Gelenin Aldığı Yardım Nedir? (1990)

Eğer Yaradan, Musa’nın Mısır Kralı Firavun’u tek başına savaşamayacağını ve yenemeyeceğini biliyor ise ve ancak Yaradan kendisinin yazıldığı gibi, “Ben, elçi değil” ise, neden O’na “Firavun’a gelin” dedi? Bu, Musa ile birlikte Yaradan’ın yardım edebileceği anlamına gelir. Ama Yaradan, “Ben, elçi değil” dedi, öyleyse Musa bize burada nasıl yardım eder? Neden “Firavun’a gelin” yazıyor?

Bu, kişinin Yaradan’ın yolunda yürümeye başlaması ve gerçeğe ulaşması gerektiği anlamına gelir, yani Yaradan’a Dvekut [bağlılık] ile ödüllendirilmek anlamına gelir. Daha sonra, bu yürüyüşte ilerlerse, kişi ilk yardımı – neyin eksik olduğunu bilmek için eksiklik hissi alır. Daha sonra, yalnızca iki ana şeyden yoksun olduğunu kavrar: “zihin” ve “kalp”. Ve bununla birlikte, onlara sahip olmadığı için acı çeker. Başka bir deyişle, buna ihtiyaç duyar. O halde kişi kendi başına çalışmıyorsa, çalışmadığı için acı çektiği söylenemez. Sadece bir şeye duyulan ihtiyaç, eğer kişi bir şeyi elde etmek için çabalarsa, ona sahip olmamaktan dolayı acı çektiği kadar, ona ihtiyacı olduğu söylenebilir. Bu yüzden “Firavun’a gelin” diye yazılmıştır.

4) Rabaş, Makale 17, Çalışmada, “Onun kalbini sertleştirdiğim için,” Nedir? (1991)

Kişi ihsan etmek için çalışmak istediğinde, yani Yaradan ile Dvekut’a erişmek istediğinde, gerçeği görmelidir: Doğduğu doğayla çeliştiği için bu insanın elinde değildir. Sadece Yaradan ona ikinci bir doğa verebilir, ancak eksiklik olmadan dolumun gerçek tadı yoktur. Dolayısıyla Yaradan, kişinin eksikliği sonuna kadar hissetmesi için kalbin sertleşmesini verir.

Bu, Yaradan’ın, daha önce değil de neden daha sonra, Yaradan için çalışmaya başladıktan sonra, kalbini sertleştirdiğini açıklar. Ayrıca, kalbin sertleşmesine neden ihtiyacı vardır? Bir başka nedenden ötürü, kişi gerçek eksikliği hissetmezse, Kli olmadan ışık olmadığı için gerçek dolumu alamaz. Buna göre, Yaradan’dan uzaklaştırmak için kalbin sertleşmesi onun zararına değildir. Tam tersine, onu Yaradan’la Dvekut’a getirmek için kalbin sertleşmesi oldu. Bu nedenle,  kişinin Yaradan’dan uzaktayken hissettiği eksikliğin, kişinin uyanışı ile değil, yukarıdan geldiğini görüyoruz.

5) Rabaş, Makale 19, Firavun’a Doğru Gel-1 (1985)

Kişi, bazen ihsan etme çalışmasına başlar ve bedene çalışmanın bütün amacının bu olduğunu – ihsan etme kaplarını edinmek olduğunu – açıklar. Ancak, bedenle yaptığı tüm bu tartışmalardan sonra beden kişiye şöyle der, ‘Yaradan’ın yarattığı doğayı değiştiremezsin’. Ve yaratılış, ‘yokluktan varoluş’ olarak kabul edildiğinden, yalnızca alma arzusu formundadır. Öyleyse ne cüretle Yaradan’ın yarattığı doğayı değiştirebileceğini söylersin?’.

Bununla ilgili olarak, ‘Firavun’a doğru gel’ yani birlikte gideceğiz denmiştir. Seninle geleceğim, böylece doğanı değiştireceğim ve bütün isteğim, doğanı, alma arzusundan ihsan etme arzusuna değiştirmek için, benden yardım istemen, bilgelerimizin dediği gibi (Sukka, 52), ‘Kişinin eğilimi onu her gün yener ve Yaradan’ın yardımı olmadan, kişi bunun üstesinden gelemez’.

6) Rabaş, Makale 16, Çalışmada “Canlılık Eksikliği ve Sıkı Çalışma” Nedir? (1990)

Özellikle tüm kötü şeyler ortaya çıktığında, tam bir ışığın parlayabileceği tam bir Kli olduğunu görüyoruz. Yukarıdan, Yaradan’ın neden kalbini sertleştirdiğini, yani “arzu” diye adlandırılan kalbin her seferinde ihsan etme işine daha güçlü bir şekilde direndiğini görüyoruz. Bunun nedeni, sıkı çalışmaya ihtiyacımız olmasıdır, çünkü yalnızca çok çalışmakla kişinin çektiği acılar, bu ıstıraplar, Mısır Kralı Firavun’un yönetiminden çıkmasına yardım etmesi için Yaradan’a tam bir arzu ile bir haykırışa neden olur. Yani, özellikle alçaklık durumundan, kişi diğer tüm insanlardan daha kötü olduğunu hissettiğinde, ona yardım etmek için tüm kalbiyle Yaradan’a haykırışa itilir.

7) Rabaş, Makale 19, Firavun’a Doğru Gel-1 (1985)

‘Firavun’a doğru gel’ ifadesine dikkat etmeli ve olası en kötü koşullarda inançlı olmalı ve mücadeleden kaçmamalıyız. Aksine Yaradan’ın daima yardım edeceğine ve ister küçük, isterse büyük bir yardım olsun daima vereceğine güvenmeliyiz.

Gerçekte, insanların geri kalanından daha kötü olduğu için, Yaradan’ın kendisine çok fazla yardım etmesine ihtiyacı olduğunu anlayan kişi, duasının cevaplanması için daha uygundur, şöyle yazıldığı gibi, ‘Yaradan, kalbi kırık olana yakındır ve ezilmiş ruhu kurtarır’.

8) Rabaş, Makale 14, Pesah, Matza ve Maror Arasındaki Bağlantı (1987)

İhtiyacı olduğunda, Yaradan kişiyi yaklaştırır ve buna “Pesah sunusu” denir, Yaradan tüm kusurlarını aşıp onu yaratılışın amacı ile ödüllendirmek üzere yakınlaştırır.

9) Rabaş, Not 929, Pesah Bayramı Adağı

“O’nu Matzot [mayasız ekmek] ve acı otlar [Maror] ile yiyecekler.” Bir “adak” Yaradan’a yaklaşmak anlamına gelir. Pesah Bayramı, onları daha da yaklaştırdığı ve sadece içlerindeki iyi eylemlere bakarak, kötü şeylere göz yumduğu anlamına gelir. Bu, Mısırlıların otoritesinin acı tadını tattıktan ve onların kontrolünden çıkmak istemelerinden, başaramamalarından ve Matza [mayasız ekmek] ve Meriva [münakaşa] adı verilen Yaradan’a karşı şikayetleri olduktan sonra geldi. “Efendi ile savaştıklarında” yazıldığı gibi, neden O, onları böyle alçaklıkta yarattı.

Bu, Yaradan onları yakınlaştırdığında onlara Pesah Bayram’ı adağına sebep oldu. Buna “O’nu Matzot [mayasız ekmek] ve acı otlar [Maror] ile yiyecekler ki Pesah Bayramı adağı yapabilmelerinin nedenleri Matzot ve Maror’du yani Yaradan onların içindeki tüm hatalara göz yumdu ve onlar Yaradan’a yakın oldular.

10) Rabaş, Makale 13, Matzot Bayramına Neden Pesah Denir (1987)

Neden: ‘‘Ve aceleyle yiyeceksiniz; Efendi’nin Pesah’ı budur.’’ diye yazıldığını anlamalıyız. Pesah neden ‘’acele’’ olarak adlandırılır? RAŞİ’nin yorumuna göre Pesah ‘’acele’’ olarak adlandırılır; çünkü Yaradan atlamış, Mısırlı’dan Mısırlı’ya geçmiş ve ortadaki İsrail kurtulmuştur. Görüyoruz ki sonuna atlamak, son için henüz zamanı değilmiş gibi acele ettiği anlamına gelir. Zira kendisini aceleye getirmiştir, bu nedenle Pesah ‘‘acele’’ olarak adlandırılır. Sanki İsrailliler’in arasındaki Mısırlılar henüz onların ıslah zamanı olmadığı için uyanmasınlar diye acele etmek zorundaydı. Bu nedenle O kendisini aceleye getirdi ve kurtarabildiğini kurtardı. Yani Mısırlılar değil, yalnızca İsrail ıslahı aldı. Buna ‘’acele’’ denir.

11) Rabaş, Makale 13, Matzot Bayramına Neden Pesah Denir (1987)

RAŞİ’nin yorumladığı gibi Yaradan atlayarak geçmiş, yani Mısırlı’dan Mısırlı’ya atlamış ve ortadaki İsrail kurtulmuştur. Bu demektir ki bütün Mısırlılar ölmüş ve yalnızca ortadaki, Mısırlılar’ın arasındaki İsrailliler sağ kalmıştır. Kelimenin gerçek anlamıyla yükselişlerin arasındaki tüm düşüşler silinmiş ve yalnızca yükselişler kalmıştır.

Sanki onlar hiç düşmemiş gibidir, zira silinmişlerdir. Mısırlılar’ın öldürülmesinin anlamı budur. Bunun sonucu olarak şimdi tüm yükselişlerin birleşmesi ve tek bir safha haline gelmesi mümkündür.

İhsan etmek için yapılan çalışmada düzeltilen ve Mısır’daki sürgünden, ‘‘Mısır Klipası’’ denen kendine olan sevginin köleliğinden kurtulduklarında ‘’Mısır’dan çıkış’’ olarak adlandırılan kurtuluş ışığının alımı için tam bir Kli haline gelen alma arzusunda pek çok anlayış vardır. Şöyle yazıldığı gibi: ‘’…ve halkını; İsrail’i onların arasından sonsuz özgürlüğe çıkardı.’’

12) Rabaş, Makale 14, Mısırlılardan Kelim Ödünç Alma İhtiyacı Nedir (1986)

Yaradan, Musa’ya, İsrail’den, Mısırlıların Kelim’lerini ödünç almalarını istemesini söylediği zaman, Mısırlılardan Kelim’lerini ödünç almakla ilgili açıklama yapmalıyız. Şöyle sorduk: ‘Yaradan, İsrail’den neden böyle bir şey istiyor? İsrail halkı neden bu Kelim’i ödünç almak istemiyor?’ Yanıt, Musa ve Aron’un, Yaradan’ın temsilcileri olarak İsrail halkını sürgünden çıkarmak için gelmeleridir, yazıldığı gibi, ‘Ve insanlar duydu ve inandı’ yani mantık ötesi inançla. Hiçbir şeye ihtiyaçları ve yüksek dereceler için hiçbir arzuları yoktu. Mısırlılardan hiçbir rahatsızlık duymadan, Tora ve Mitzvot’a bağlanabilmiş olmaktan memnundular.

13) Rabaş, Makale 14, Mısırlılardan Kelim Ödünç Alma İhtiyacı Nedir (1986)

Yaradan, Musa’ya İsrail’den, Mısırlılardan Kelim’lerini ödünç olarak almalarını, yani geçici olarak, bir iyilik yapmalarını istemesini söylemek zorundaydı. Böylece, onlar, Mısırlıların karşılamak istedikleri, bütün eksiklikleri gidermek için bir arzuya ve özleme sahip olurlar. Sormak zorundaydı, çünkü İsrail halkı sahip olduklarıyla yetiniyor ve kendi düşüncelerinden ve arzularından daima kaçıyordu, ama şimdi Mısırlıların sorularını ve şüphelerini duydular.

Ve Yaradan, İbrahim’e, daha sonra pek çok mal-mülkle çıkacaklarının sözünü verdiğinden, Mısırlıların Kelim’lerini, sadece ödünç olarak almaları ve daha sonra geri vermeleri gerekliydi. Yani onların istekleriyle bir ilgileri yoktu ve aldıklarını sadece geçici olarak Yaradan’ın, İbrahim’e söz verdiği ‘ülkenin mirası’ denen, ışıkları alabilmek için aldılar.

14) Rabaş, Makale 14, Mısırlılardan Kelim Ödünç Alma İhtiyacı Nedir (1986)

Yaradan’ın onlardan, Mısırlıların Kelim’ini yani, Mısırlıların Kelim’i olan, sorularını ve şüphelerini ve de onların bütün arzularını almalarını istemesinin sebebi budur. Ancak bu Kelim’i, gerçekten almazlar, sadece ödünç alırlar. Şöyle ki, yalnızca bu eksiklikleri gidermeye ihtiyaç duymak için, Mısırlıların Kelim’ini alırlar, ama bu Kelim’i, Kelim yüzünden, yani bu düşünceler ve arzular İsrail oğullarına ait olmadığından, aslında bu Kelim’i tutmazlar. Bu yalnızca geçici olarak, sonra onlara geri vermek üzere, ödünç almadır.

Şöyle ki, daha sonra, yani onlar bu sorulara ait olan dolumu alır almaz, tam olarak bu vesileyle, onlara dolum ihsan etmek mümkün olacaktır. Bu, ‘almak için alma kapları’ denen, onların Kelim’ine ait olan ışıkları almaya benzer. Ancak, Kelim’lerini derhal atarlar ve her şeyi onları Yapan’ı memnun etmek için aldıklarından, Kelim’lerine ait olan ışıkları kullanırlar.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
17 - 0,286