e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Baruh Halevi Aşlag (Rabaş) > Kabala Kütüphanesi > Makaleler > Çalışmada Sağ ve Solun Zıtlık İçinde Olması Ne Anlama Gelir?

Çalışmada Sağ ve Solun Zıtlık İçinde Olması Ne Anlama Gelir?

Makale No. 47, 1991

Ayet şöyle der (Yasanın Tekrarı 29:8): “Bu antlaşmanın sözlerini tutun ve onları yapın ki, yaptığınız her şeyde bilge olasınız.” Neden “Yaptığınız her şeyde bilge olabilmeniz için onları tutun ve yapın” dediğini anlamalıyız. Bu, yapmanın “yaptığınız her şeyde bilge olabilmeniz” için olduğuna işaret eder. Buradan, yapmanın bir hazırlık gibi olduğu ve yaparak, yaptıklarımızda bilge olabileceğimiz sonucu çıkar.

Bu da demek oluyor ki, burada çalışmada ayırt edilmesi gereken iki husus vardır: 1) Eylem, şöyle yazıldığı gibi, “ve onları yapın.” 2) Yaparken öğrenmek, şöyle yazıldığı gibi, “böylece yaptığınız her şeyde bilge olabilirsiniz.” Görünüşte bu bir çelişkidir: Bir yandan, bu “ve onları tutun ve yapın” diye yazıldığı gibi, asıl önemli olanın eylem olduğu anlamına gelir. Ama diğer yandan, “böylece yaptığınız her şeyde bilge olabilirsiniz” denmektedir. Bu, yapmanın sadece akıl ve bilgi ile anlayışa ulaşmak için bir araç olduğuna işaret eder.

Zohar 613 Mitzvot [emir/iyi eylem] içinde iki ayrım yapmamız gerektiğini söyler: 1) İlk anlayışı “613 Eitin [Aramice: öğütler]” olarak adlandırır. 2) İkinci anlayışı “613 Pekudin [Aramice: teminat]” olarak adlandırır.

Aralarındaki fark, Eitin’in o şeyin amaç olmadığı, sadece amaca nasıl ulaşılacağına dair bir tavsiye olduğu anlamına gelmesidir. Bu yüzden, neden 613 Mitzvot’un sadece öğüt olduğunu söylediğini ve sonra da bunlara “613 Pekudin” dendiğini anlamak zordur.

Sulam’da [Zohar’a Merdiven yorumu] (“Zohar Kitabı’na Giriş,” “On Dört Emrin Genel Açıklaması ve Yaratılışın Yedi Gününe Nasıl Bölündükleri,” Madde 1) şöyle yorumlar: “‘O’nun sözünün sesini’ duymakla ödüllendirildiğinde, 613 Mitzvot, Pikadon [İbranice: çünkü her Mitzva’da [Mitzvot’un tekili], ruhun ve bedenin 613 organı ve tendonundaki benzersiz bir organa karşılık gelen benzersiz bir derecenin ışığı biriktirilir. Dolayısıyla, kişi bu Mitzva’yı yerine getirirken ruhunda ve bedeninde ilgili organa ve tendona ait olan ışığın derecesini artırır.”

Bu nedenle, onun Sulam’da yorumladıklarına dayanarak, basitçe şunu söylediği şeklinde yorumlamalıyız: “Her şeyde Panim [ön/yüz] ve Ahor [arka/sırt] vardır. Bir şey için yapılan hazırlığa Ahor, o şeyin edinilmesine ise Panim denir. Benzer şekilde, Tora ve Mitzvot’ta da ‘Yapacağız’ ve ‘Duyacağız’ vardır. Tora ve Mitzvot’u ‘O’nun sözünü yerine getirenler’ olarak gözlemlerken, ‘O’nun sözünün sesini duymakla’ ödüllendirilmeden önce, Mitzvot’a ‘613 Eitin’ denir ve Ahor olarak kabul edilir.”

Buna göre, sorduğumuz soruyu anlayabiliriz: Neden “Onları tutun ve yapın” diyor? Bu, yapmanın en önemli şey olduğuna işaret eder ve ardından “böylece bilge olabilirsiniz” der. Yani, size “Bunları yapın” dediğimde, bu sadece eylemleri edinmek için bir hazırlıktır. Buradan asıl önemli olanın öğrenme, akıl ve zihin olduğu, eylem olmadığı sonucu çıkar.

Bunun cevabı, asıl olanın eylem olmasıdır zira eylemler olmadan hiçbir şey edinemeyiz. Ancak eylemler aracılığıyla “form eşitliği” olarak adlandırılan Dvekut’u [bütünleşmeyi] edinebiliriz, zira Lo Lişma’dan [O’nun rızası için değil] Lişma’ya [O’nun rızası için] geliriz. Dolayısıyla, asıl önemli olan eylemlerdir.

Eylemlerin kendisinde iki ayrım yapmamız gerekir:

1) Henüz araç oldukları zaman eylemlerin kendileri. Bu demektir ki, bunlar yalnızca ihsan etme kaplarını edinmek için bir hazırlıktır. Eylemler aracılığıyla “ihsan etme arzusu” olarak adlandırılan Kelim’i [kapları] edindikten sonra, kişi eylemlerde kıyafetlenmiş olan ışığı edinir.

Bu, kişinin ihsan etme kapları ile ödüllendirilmeden önce yaptığı tüm eylemlerin, o zaman bile ışığın Tora ve Mitzvot’ta kıyafetlenmiş olsa da, Tora ve Mitzvot’ta kıyafetlenmiş bir teminat olduğu anlamına gelir. Başka bir deyişle, kişi Tora ve Mitzvot’ta ne olduğunu görememiştir çünkü hâlâ ışığa uygun Kelim’e sahip değildir. Ancak daha sonra, ihsan etme kapları ile ödüllendirildiğinde, Tora ve Mitzvot’ta kıyafetlenmiş olan ışığı alır ve o zaman görerek ödüllendirilmeden önce, ışığın zaten 613 Mitzvot’ta kıyafetlenmiş olduğunu, ancak orada bir teminat olarak bulunduğunu görürüz.

Bu nedenle, önce eylemin en önemli olduğunu söylemesi bir çelişki değildir, çünkü “ve onları yapın” diye yazılmıştır, zira bizler eylemle başlarız ve eylemle bitiririz, ancak arada yani ihsan etme kapları ile ödüllendirilmeden önce veya ihsan etme kapları ile ödüllendirildikten sonra bir ayrım vardır. Bu, kişinin eylemler aracılığıyla Kelim ile ödüllendirildiği ve sonra da eylemler aracılığıyla ışık ile ödüllendirildiği anlamına gelir. Buna “yaptığın her şeyde bilge olasın diye” denir, yani daha sonra “Öğren ve Beni bil” ile ödüllendirilir.

Ancak, ihsan etme kaplarıyla ödüllendirilmeden önce, kendi iyiliğimiz için değil de Yaradan’ın rızası için çalışmakla ödüllendirilmek istediğimizde, bu çalışmada birçok yükseliş ve düşüş olduğunu unutmamalıyız. Bedenin, Yaradan’la Dvekut’a ulaşmayı amaçlayan çalışmaya itiraz ettiği ve bir kez insanın içindeki iyiliğin, bir kez de insanın içindeki kötülüğün galip geldiği bilinmektedir. Buna “eğilimin savaşı” denir. Başka bir deyişle, eylemde bir çalışma vardır, bu da yaptıkları eylemlerin saygı, para ve benzeri amaçlar için değil, Yaradan rızası için olmasını hedeflemesi gereken genel halkın çalışmasıdır.

Dolayısıyla, Yaradan’ın rızası için çalışmak isteyenler, eylemlerini gizlilik içinde yaparlar. Gizliliğin ölçüsü, Baal HaSulam’ın dediği gibi, kişinin tıpkı çevresindeki insanlar gibi davranmasıdır. Başka bir deyişle, kişi çevresinde dikkat çekmemelidir. Çevresinde uygulanan gelenekleri önemsemediğini veya bazı konularda çevresinde alışılagelenden daha katı olduğunu gösterirse, o kişinin çalışması artık gizlilik durumunda değildir, çünkü insanlar belirli bir ortamda bulunduklarında, içlerinden biri o ortamdakilerden farklı bir şey yaparsa, o kişi toplumun dikkatini çeker ve herkes ona bakar. Dolayısıyla kişinin yaptığı çalışma gizlilik içinde değildir.

Bu kişiler, çalışmadaki tadı, İsrail’in geneline parlayan Saran Işık olarak hissederler. Bu, “Ben onların kirliliklerinin ortasında onlarla birlikte yaşayan Efendiyim” diye yazıldığı gibidir. Bu demektir ki, kişi kendine olan sevgisinden arınmamış olsa da ve tüm çalışması Yaradan’ın onu bu dünyada ve bir sonraki dünyada ödüllendirmesi için olsa da, onlar yine de Yaradan rızası için çalışıyor olarak kabul edilirler.

Bu çalışmada, kişi kendi ilerlemesini görebilir, zira her gün Tora ve Mitzvot eklemektedir. Doğal olarak, bu çalışmadan canlılık ve neşe elde edebilir ve “Efendimiz’e sevinçle hizmet edin” diye yazılanları gözlemleyebilir. Bu çalışmaya “tek çizgi” denildiği bilinmektedir. Başka bir deyişle, kişi “Yaradan rızası için “in özel dikkat gerektiren bir şey olduğunu bilmez. Aksine, halkın geri kalanı gibi, “Kişi her zaman Tora ve Mitzvot’la meşgul olmalıdır, Lo Lişma [O’nun rızası için değil] olsa bile, çünkü Lo Lişma’dan Lişma’ya [O’nun rızası için] gelir” diyen bilgelerimize inanır. Ancak, bu çalışma ve niyetin zaman ve çalışma gerektirdiğini düşünmez. Bilgelerimizin “Lo Lişma’dan Lişma’ya geliriz” dediği gibi, bunun herhangi bir özel çalışma olmaksızın kendiliğinden geldiğini düşünür. Bu nedenle bu çalışmaya “tek çizgi” denir.

Ancak kişi Yaradan’ın rızası için çalışmanın özel bir çalışma olduğunu, bu çalışmanın genel halkla ilgili olmadığını, sadece yukarıdan bir uyanış alanların niyetinin de ihsan etmek olması gerektiğini, bunun özel bir şey olduğunu anlar ve kendi rızası için değil de Yaradan’ın rızası için çalışıp çalışamayacağını incelemeye başlarsa, beden bu çalışmaya karşı çıkar, çünkü insan doğası gereği kendi yararına olmayan hiçbir şeyi anlamaz.

İşte burada yukarıda bahsedilen yükselişler ve düşüşler başlar. Kişinin eylemleri üzerinde yaptığı inceleme, ister Yaradan’ın rızası için ister kendi iyiliği için olsun, alçaklığını ve bu çalışmadan ne kadar uzak olduğunu gördüğünde, kişi Yaradan’a kendisi için alma arzusunun üstesinden gelme gücü vermesi için dua etmelidir.

O zaman, bazen beden şöyle der: “Yaradan’a yardım etmesi için kaç kez dua ettiğini gördün ama hiç yardım almadın. Dolayısıyla, bu çalışma sana göre değil demek ki.” Kişi bu tür şikâyetlerin üstesinden her zaman gelemez. Bu durumda kişi ölü gibi, tamamen cansız kalır ve doğal olarak bu çalışmada sebat edemez ve devam edemez.

Bu yol, çalışmada “sol çizgi” olarak adlandırılır, çünkü ıslah gerektiren her şeyin “sol” olarak adlandırılması kuralı vardır.

Bu nedenle, çalışmada kişi bu şekilde, yani çalışmasının bütünlük içinde olup olmadığını incelemekle meşgul olmamalıdır. Bunun yerine, söylendiği gibi (“Çalışmanın Düzeni,” Madde 9), “Soldaki çalışmada günde yarım saat yeterlidir.”

İnsanın çalışmasının çoğunluğu “bütünlük” olarak adlandırılan sağ çizgide olmalıdır. Bu çalışmada kişi, çalışmasının bütünlük içinde olup olmadığını görmek için eleştiri yapmamalıdır. Kişi şöyle demelidir: “Tora ve Mitzvot’taki eylemlerim eksik olsa da, bana Keduşa’ya [kutsallık] biraz olsun tutunmam için akıl ve arzu verdiği için Yaradan’a yine de minnettarım. Yani, sahip olduğum anlayış ne olursa olsun, bunu büyük bir şans olarak görüyorum, çünkü dünyadaki birçok insanın Tora ve Mitzvot ile hiçbir bağlantısı olmadığını görüyorum, bu yüzden bana verilen paydan dolayı mutluyum. Ve bunun önemli bir şey olduğuna inandığım için, maneviyatla olan bu küçük temas benim için bu dünyadaki tüm hayatımdan daha önemli. Bana sahip olduğumdan daha fazlasının verilmesini hak etmiyorum ve geri kalan zamanda üstesinden gelemeyeceğim her türlü saçmalıkla kafam karışıyor. Bu nedenle gün boyu mutluyum ve bu bana yüksek bir moral veriyor, çünkü kendi alçaklığımı biliyorum. Bu nedenle, bana ayrıcalık tanıyan bu küçük parça için Yaradan’a şükrediyorum.”

Yukarıdakilere göre, “Tanrın Efendinin sana verdiği bütün nimetlerle sevineceksin” (Yasanın Tekrarı 26:11) diye yazılanları yorumlamalıyız. Bunu anlamamız gerekir. Kişi bolluk içindeyse sevinmesi mi emredilmelidir? Kişi bolluğa sahip olduğunda doğal olarak mutlu olur. Bunun aksi söz konusuysa, yani bolluk yoksa, o zaman mutlu olmasının emredilmesi gerektiği söylenebilir. Dolayısıyla, “O’nun sana verdiği bütün nimetlerle sevineceksin” ifadesi ne anlama gelmektedir?

Bunu çalışma içinde yorumlamalıyız. Burada sağın ve solun çalışması söz konusudur. Kişi zaten ihsan etme kaplarını edinme yolunda yürümeye başladığında, sol çizgiye çoktan girdiğinde, yani gerçeği görmek istediğinde, kendisi için değil de Yaradan rızası için çalışıp çalışamayacağını görmek istediğinde, “sağ” “bütünlük” olarak adlandırılır. Bu, kişinin çalışmasında yükseliş ve düşüşlere neden olur ve sonuç olarak kişinin çalışmaya devam etmek için yakıtı kalmaz. Oysa sol çizgi ona gerçeği, bütünlüğüne çoktan ulaşmış olduğu konusunda kendini kandırmaması gerektiğini gösterir.

Bununla birlikte, çalışmak için motivasyona sahip olmak için, kişi bunu ancak çalışmada bütünlük hissettiğinde elde edebilir. O zaman yaptıklarından keyif alır. Bununla birlikte, sağ ve sol birbiriyle çeliştiğinden, yani kişi ya bütünlüğe sahip olduğunu ya da eksik olduğunu hissettiğinden, tek bir konuda iki zıtlık nasıl olabilir?

Bunun yanıtı, tek bir konuda olmalarına rağmen yine de iki zamanda olmalarıdır. Yani, kişinin alçaklık içinde olması gereken bir zaman vardır ve kişinin gurur içinde olması gereken bir zaman vardır. Baal HaSulam’ın dediği gibi, çalışmada her zaman iki zıtlık vardır: 1) Bilgelerimiz “Çok ama çok alçakgönüllü ol” demişlerdir. Buradan, insanın çalışmasının özünün ruhen alçakgönüllü olmaya çalışmak olduğu sonucu çıkar. 2) “Ve Efendimizin yollarında yüreği yükseklerdeydi” diye yazılmıştır. Bu, kişinin gururlu olması, yani gururlu olmaya çalışması ve halkın geneline bakmaması gerektiği anlamına gelir. Bunun yerine, genel halktan daha yüksekte olmaya çalışmalıdır. Bu durumda şunu da sormamız gerekir: Bir konuda nasıl iki zıtlık olabilir? Burada da, bunun birbiri ardına gelen iki zamana işaret ettiği yanıtını vermeliyiz, çünkü o zaman her ikisi de var olabilir.

Ancak, bu karşıtlıklara neden ihtiyaç duyduğumuzu sormalıyız. Yani, neden bu karşıtlığa ihtiyacımız var ve neden tek bir yol -ya alçaklık ya da gurur- yeterli değil?

Bunun yanıtı, birbirleriyle çelişseler de hem sağ hem de sol olmak üzere iki çizgi üzerinde yürümemiz gerektiğidir. Yani, tam olarak birbirleriyle çeliştiklerinde, yaratılış amacını, yani O’nun yarattıklarına iyilik yapma arzusunu edinmek için ihtiyacımız olan sonucu verirler. Bu demektir ki, form eşitliğinin anlamı olan ihsan etme kaplarıyla kendimizi ıslah etmeden önce Yaradan’dan haz ve zevk almamız mümkün değildir.

Bu nedenle, insan doğası gereği kendi yararına alma arzusuyla doğmuş olsa da, kişiye Tora ve Mitzvot’u gözlemlemesi söylendiğinde, Tora ve Mitzvot’u gözlemleyerek bu dünyada ve öbür dünyada ödüllendirileceğini söylemeliyiz. Kişi ödül ve cezaya olan inancı ölçüsünde Tora ve Mitzvot’u yerine getirir. Yaradan’ın rızası için çalışıyor olsa da, yani ödülünü insanlardan değil Yaradan’dan almak istese de, insanlar nasıl çalıştığını görsün diye Tora ve Mitzvot’la uğraşmadığından, ama çalışması sadece Yaradan’ın rızası için olduğundan, Yaradan’ın emri nedeniyle, buna yine de Lo Lişma denir.

Yani, kişi uygulamada Tora ve Mitzvot’la sadece Yaradan’ın rızası için uğraşsa da, niyeti kendi menfaatidir. Dolayısıyla buna Lo Lişma denir. Yine de bilgelerimiz, “Kişi her zaman Tora ve Mitzvot Lo Lişma ile meşgul olmalıdır, çünkü Lo Lişma’dan Lişma’ya gelir” derler. Kişi, “Ben kendi halkımın arasında yaşarım” demelidir, yani herkes halkın geri kalanı gibi çalışmalıdır. Ancak özel ilgi olmaksızın kişi Lo Lişma’da kalacak ve yaratılış amacına asla ulaşamayacaktır.

Bu nedenle o zaman kişi şöyle demelidir: “Ve Efendimizin yollarında yüreği yükseklerdeydi”, yani “Halkın geneli gibi alçaklık derecesinde olmak istemiyorum. Yaratılış amacına ulaşmam gerekiyor.” Bu, kişinin Yaradan’ın sevgisini, kendine olan sevgisine ne kadar tercih ettiğini görmek için eleştiri içinde çalışmaya başlaması olarak kabul edilir. Bu eleştiri kendisini eksik kılar ve kişi kendine olan sevgisinin yönetiminden nasıl çıkacağı konusunda tavsiye aramaya başlar.

Ancak, burada, bu durumda, kişinin içindeki alma arzusu ile şu anda içinde olan ve ihsan etme arzusunu edinmek isteyen arzu arasında bir savaş olduğunda, bazen ihsan etme arzusu galip gelir, bazen de tam tersi olur ve alma arzusu galip gelir. Bu nedenle o sırada yükselişler ve düşüşler olur. Kişi bilmelidir ki, eksiklik halindeyken, canlılık alabileceği hiçbir şeyi yoktur ve o zaman Tora ve Mitzvot’ta çalışmaya devam etmek için yakıtı kalmaz. İşte bu yüzden sağ çizgiye geçmelidir.

Sağ çizgi aslında tek bir çizgidir. Yani, Lo Lişma denilen, sadece eylemde çalışırken sahip olduğu aynı çalışma düzeni şimdi de uygulanmalıdır. Bu demektir ki, yaptığı çalışmanın Lişma olup olmadığına dikkat etmesine gerek yoktur, aksine şimdi diğer insanlardan daha önemli olmadığını söylemelidir ve Lo Lişma’da çalışan diğer insanlar çalışmadan memnun ve moralleri yüksek olduğu için, aynı şekilde onlardan daha kötü olan kendisi de kesinlikle çalışmada daha önemli bir yeri hak etmemektedir.

Başka bir deyişle, diğer çalışanlarla karşılaştırıldığında bile, hem nicelik hem de nitelik olarak onlardan daha düşük bir derecededir ve kendisine maneviyatta bir şeyler yapma düşüncesi ve arzusu verdiği için Yaradan’a teşekkür etmelidir, çünkü bu onu Tora ve Mitzvot’ta biraz çalışmayla ödüllendiren Yaradan’ın bir hediyesidir, zira Tora ve Mitzvot’la hiçbir bağlantısı olmayan birçok insan olduğunu gördüğü için bu kadarını bile hak etmemektedir. O zaman, kişi kendini bütünlük içinde hissettiğinde, o kişiye “kutsanmış” denir. Baal HaSulam bu konuda şöyle der: “Kişi kendini kutsanmış hissettiğinde, “Kutsanmış olan, Kutsal Olan’a tutunur” diye yazıldığı gibi, Kutsal Olan’a tutunabilir.

Bu nedenle, kişi tam da bu durumdayken, çalışma için yakıt alır. Kişi sol çizgide çalıştığında, “ve kalbi Efendimizin yollarında yükseklerdeydi” demesi gereken bir durumdadır. Yani, genel halkı dikkate almamalı, tersine genel halktan daha yüksek bir derecede olmalıdır. Bu ancak sol çizgide çalıştığı zaman geçerlidir.

Sonrasında, bilgelerimizin “Çok ama çok alçakgönüllü ol” dediği sağ çizgiye geçmelidir. Bu nedenle kişi gerçekten alçakgönüllüdür. O zaman kişi diğerlerinden daha önemli olmadığını bilmeli ve yukarıdan kendisine Tora ve Mitzvot’ta bir şeyler yapma arzusu ve özlemi verildiği için mutlu olmalıdır. “Tüm iyi şeylerden sevinç duy” sözlerinin anlamı budur, yani kişi bundan sevinç duymalıdır.

Şimdi neden sağ ve solun çalışmada zıtlık içinde olması gerektiğini anlayabiliriz. Bu böyledir çünkü kişi iki şekilde çalışmalıdır: 1) Bütünlük içinde. O zaman çalışma için yakıt alabilir, çünkü olumsuzluk üzerine yaşamak mümkün değildir. Dolayısıyla, kişi zamanının büyük çoğunluğunu sağ çalışmasıyla geçirmelidir. Fakat kişi çalışmasından tatmin olduğunda, ilerlemesine kim sebep olur? Sonuçta kişi bir eksiklik hissetmiyorsa, tatmin olduğu için yolunu değiştirmez diye bir kural vardır.

Bu nedenle sol çizgiye geçmeli, kişinin eylemlerini, bunların ihsan etmek için yapılıp yapılmadığını incelemeliyiz. Bu sayede kişi neyi düzeltmesi gerektiğini görebilir, ki böylece yaratılış amacına ulaşabilsin ve kişinin çalışmasında gördüğü eksiklik onu ilerletsin.

Başka bir deyişle, eğer kişi doğru yolda yürümediğini görürse, kesinlikle kendini düzeltmek isteyecektir, çünkü inceleme sırasında kişi gerçeği görebilecektir, zira gerçeğin yolunda yürümüyorsa, şöyle yazıldığı gibidir (Tesniye 28:41), “Oğulların ve kızların olacak ama onlar senin olmayacak, çünkü onlar esarete gidecekler.”

“Bunlar Nuh’un nesilleridir; Nuh erdemli bir adamdı” diye yazılanlar hakkında söylendiği gibi, çalışmada “oğullar ve kızların” erdemlilerin iyi işleri olduğunu yorumlamalıyız. Şöyle sordular: “‘İşte bunlar Nuh’un neslidir’ denirken oğullarının adları anılmalıydı. Neden ‘Nuh erdemli bir adamdı’ deniyor? Aksine, erdemli kişilerin başlıca çocuklarının iyi işler olduğunu öğreniyoruz.”

Buna göre, “Oğullarınız ve kızlarınız olacak” diye yorumlamalıyız. Bunun anlamı şudur: İyi işler yapacaksınız, ama hangi iyi işleri yaptığınızı görmek istediğinizde, görecek hiçbir şeyiniz olmayacak. Ancak, Tora ve Mitzvot’la uğraştınız ama yine de bu çalışmada bir şey yaptığınızı hissetmiyorsunuz. “Ama Tora ve Mitzvot ile uğraştınız, peki yaptığınız iyi işler nereye kayboldu?” diye sormalıyız.

Bunun cevabı, onların “esarete” gittiğidir. Yani, Klipot [kabuklar] tarafından esir alındılar. Bu yüzden ufukta kayboldular ve siz onları göremezsiniz. Bu durum insanı, kendisi için alma arzusunun hükmünden nasıl çıkacağı konusunda tavsiye aramaya iter. Baal HaSulam, kişinin tövbe ettikten sonra, Klipot’a düşen tüm çalışmalarını Keduşa’ya geri getirdiğini söyler, “Zenginliği yuttu ve onu kusacak” diye yazıldığı gibi.

Ama kişi tövbe etmeden önce, “İşte deniz, büyük ve geniş, içinde sayısız sürü, hem küçük hem de büyük hayvanlar var” yazıldığı üzere, yaptığı çalışma Sitra Ahra [diğer taraf] denizini oluşturur. Bunların, kişinin sahip olduğu ve kendisinden kaybolan, o denize düşen küçük ve büyük hayvanlar olduğunu söyledi. Ancak kişi daha sonra hepsini geri alır.

Bu nedenle her iki çizginin de gerekli olduğu sonucu çıkar. Tam olarak zıt olmaları nedeniyle, yaratılışın amacına, yani “yarattıklarına iyilik yapmak” amacına ulaşmak için gerekli sonucu verirler. Şunu da bilmeliyiz ki, bütünlük olan “sağ” ile ilgili olarak, kişi bunu ancak kendini alçaltabildiği zaman kullanabilir. Ancak sol çizgiye gelince, onu tam olarak gurur koşulundayken kullanabilir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
19 - 0,092