e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Baruh Halevi Aşlag (Rabaş) > Kabala Kütüphanesi > Notlar > Bu Tora’nın Yasasıdır – 2

Bu Tora’nın Yasasıdır – 2

Not 428

“Bu, Tora’nın yasasıdır.” RAŞİ şöyle yorumlar: “Şeytan ve dünya milletleri, ‘Bu Mitzva [emir] nedir ve bunun anlamı nedir?’ diyerek İsrail’e hesap sorduğunda, O, bunun hakkında, Benim önümdeki bir “yasadır” ve bundan şüphe etmeye izniniz yoktur, diye yazdı”

Bunu anlamalıyız, çünkü bu, dünya milletleri bunun nedenini sorduğu için, onun hakkında “bir yasa” yazılmasının bu yüzden olduğunu ima eder. Tersine, dünya milletlerinin sormadığı Tora’nın geri kalan Mitzvot’u [emirleri] ile ilgili olarak, O, Mitzvot‘un nedenlerini yazar. Yine de, diğer Mitzvot için nedenler açıklanmadı ve sanki tam tersi olması gerekiyormuş gibi görünüyor – kimsenin sormadığı yerde değil, tam da konu için bir neden aradığımızda, nedenini vermeliyiz.

Ayrıca, RAŞİ’nin, bir kralın sarayını kirleten bir hizmetçinin çocuğu ile ilgili getirdiği alegoriyle olan bağlantısını da anlamalıyız. Onlar, “Annesi gelip yüzleri silsin” dediler. Aynı şekilde inek gelsin buzağıyı silerek temizlesin. Bu, ineğin nedeninin bu olduğu anlamına gelir.

RAŞİ, “Seni alacaklar” ayeti hakkında şöyle yorum yapar, Musa’nın çölde yaptığı ineğe her zaman sizin adınız verilir. Çölde yaptığı daha fazla Mitzvot olduğu için, ineğin neden başka bir Mitzvot‘un değil de Musa’nın adını aldığını anlamalıyız.

Yukarıdakilerin hepsini anlamak için, önce Tora ve Mitzvot‘un [emirlerin] amacını ve bunların ne anlama geldiğini açıklamamız gerekir. Midraş Rabbah‘ta “Ve sığırlarınızdan ve sürünüzden sunacaksınız” ayeti hakkında yazılmıştır. Rabbi sorar, “ Yaradan boğazdan mı yoksa enseden mi keseceğine neden aldırsın ki, çünkü ‘Tora ve Mitzvot sadece İsrail’i onlar aracılığıyla temizlemek için verildi.’ denildi”

Mesele şu ki, yaratılanlar alıcı olma niteliği ile yaratıldıklarından ve buna Av [kalın] denildiği için ve doğaya karşı çıkmak imkansız olduğu için,  bu nedenle bize Tora ve Mitzvot aracılığıyla doğamızı tersine çevirebileceğimiz ve ihsan etme yollarında yürüyebileceğimiz tavsiyesi verildi. Bizler ancak o zaman Kral’ın hediyesini hiçbir eksiklik olmadan yani utanç ekmeği olmadan almaya uygun olacağız.

Kişinin sadece Mitzva amacıyla alıp almadığını bilebileceği muhakeme, arzu ve özlemi olmasına rağmen hazlardan vazgeçebileceğini hissetmesidir ve ancak Yaradan’ın isteğinin böyle olması koşuluyla alır. Bu, onun yalnızca bir Mitzva nedeniyle aldığı ve ancak hazlardan vazgeçebildiği zaman ihsan etmek için alma durumuna ulaşabileceği şeklinde düşünülür.

Kural şudur ki, kendini tavizlere alışmak için, daha küçük hazlara ve sonra daha büyük hazlara alışması gerektiğidir, çünkü biz her zaman hafiften ağıra doğru gideriz.

Bizim tarafımızdan, dünyadaki en büyük hazzın, Yaradan gibi olma yolunda Yaradan ile Dvekut [bağ] içinde olmak olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle, utanç ekmeği meselesinin bir ıslahı olan Tsimtsum [kısıtlama] durumunun yapıldığı Zohar’da yazılmıştır.

Tzimtzum, kişi hala alma arzusunun kontrolü altında olduğu sürece, Yaradan gibi olmaya erişmeyi hissedemeyeceği gizlilik anlamına gelir, çünkü Yaradan gibi olmanın hazzı o kadar yoğundur ki, ondan vazgeçmek kesinlikle imkansızdır. Bu, bir Mitzva olmasa bile, yine de hazzı alacağı anlamına gelir ve buna “ayrılık” ve Lo Lişma [O’nun uğruna değil] denir.

Kişinin, Yaradan’ına memnuniyet ihsan etmek denen Mitzva nedeniyle haraket edebilmesi için, orada gizlenme denen Tzimtzum meselesinin olması gerekiyordu, çünkü gizlenme sırasında, Tora ve Mitzvot’ta inanç yoluyla çalışma meselesi vardır yani O’nun önünde bir karar olduğu için, Tora ve Mitzvot’un yükünü üzerine alır. Buna “yasa” denir.

Kural şudur, ne zaman bunun bir emir olduğunu ve bir mantık olmadığını hissederiz? Bu sadece, bir kişide nedenini hissetme arzusu ve özlemi uyandığı, ama bunu hissetmediği zamandır. Sonra, Tora ve Mitzvot‘un yükünü kendi üzerine aldığında, bunu bir kanun olarak kabul eder. Tersine, akıl yürütme zorunluluğu olmadığında, bunun için bir neden olmadığını, bunun daha çok bir kanun olduğunu nasıl bilebilir?

Bu, “Bu, Tora’nın yasasıdır”ın imasıdır çünkü Tora’nın yasaları sadece kötü eğilim anlamına gelen Şeytan sorduğu zaman, yasalar gibi görünür, bilgelerimizin dediği gibi, “O Şeytan’dır, o kötü eğilimdir, o ölüm meleğidir” (Baba Batra 16a).

Düzen şudur, soru sırasında bunun sebebini sorduğunda, buna “kötü eğilim” denir. Daha sonra onu uygulamadan alıkoyar ve yoluna Şeytan olarak çıktığı için “Şeytan” olarak adlandırılır.

Daha sonra, onu ölüme bırakır ve sahip olduğu Keduşa‘nın [kutsallığının] tüm canlılığını ondan aldığı ve karşılığında bu dünyanın canlılığını verdiği için, ona “ölüm meleği” denir. Başka bir deyişle, kişi, yaşamları ölüm sayılan kötülerin canlılığı olan bedensel şeyler dışında, yaşamın tadına varamaz.

Yukarıdakilerin hepsinden çıkan sonuç şudur ki, sadece Şeytan bir şikayetle geldiğinde ve tüm çalışmayı sorduğunda, bu Şeytan’a galip gelmeli ve ona “Bu, Tora’nın yasasıdır”; Tora’yı yalnızca bir “kanun, Benim önümde bir emir ve ondan şüphe etmeye izin olmadığı için” uyguluyorum diyerek karşılık vermeliyiz.

Musa’dan aldığımız şey budur ve ona inanırız, çünkü ineğin anlamı bir yasa olan “inanç”tır. Bu nedenle ineğe, inancı tüm İsrail’e getiren ve “Sadık çoban Musa” denen Musa’nın adı verilmiştir.

Bilgelerimizin söylediği şeyin, ineğe Musa’nın adının verilmesinin anlamı budur. Musa’nın çölde yaptığı inek, İsrail toprakları denen yere girmeden önce “çöl” olarak kabul edilen, bir yasa anlamındaki “gizli dünya” anlamında “çöl” diye yazılırken, İsrail toprağının, tam edinimde, “açığa çıkan dünya” olarak adlandırılan, Şehina’nın [kutsallık] kalıcı yeri olduğu kitaplarda yazılmıştır.

Buzağının anlamı, Zohar’da “Gözlerinizi göğe kaldırın ve bunları kimin yarattığını görün.” Ayetiyle ilgili giriş bölümünde açıklanmıştır. “Kim” Hasadim ışığı anlamına gelir ve “bunlar” Hasadim’siz Hohma ışığı anlamına gelir.

“Kim” meselesinin anlamı şudur, Şeytan gelip “Rab kimdir de O’nun sesine itaat edeyim?” diye sorduğunda, her şeyi, “inanç” denilen, “sadık çoban Musa”nın niteliği olan, her şeyin yalnızca mantık ötesi olduğu, ihsan etme anlamına gelen Hasadim olan bir yasa olarak üzerimize almalıyız.

Diğer taraftan, “bunlar”, “bilgi” olarak adlandırılır ve onun hakkında, “Bunlar sizin tanrılarınızdır, İsrail” denilmiştir yani buzağı yapımının adı bilgelik ve bilgi olarak adlandırılır ve bu, “inanç” denen ineğin tersidir. Bu nedenle, “Tora’nın yasasını” kabul ettiğimizde bu, buzağı yapımının bir ıslahıdır.

“Anne gelsin ve oğlunu temizlesin” in anlamı budur ve “üzerine boyunduruk konulmamış” ın anlamı da budur. Baal HaSulam, inancı bir yük olarak değil, sevinçle kabul etmemiz gerektiğini yorumladı, bu da ondan kurtulmak istediği ve bu yükü üstünden atabileceği fırsatı beklediği anlamına geliyor ve yazıldığı gibi, “çünkü Rabbiniz olan Tanrınıza sevinçle hizmet etmediniz.”

Yukarıdakilerin hepsinden çıkan sonuç şudur ki, inanç öncelikle insanın seçimle çalışabilmesi içindir yani, Tora ve Mitzvot’taki hazzı ve memnuniyeti hissetmediği yerde bile onları uygular çünkü Yaradan’ın O’na inançla hizmet etme isteğinin böyle olduğuna inanır.

Kişi farklı bir şekilde almak istemez ve bilgelerimizin dediği gibi, bu konuda çelik kadar sert değildir, “Çelik kadar sert olmayan bilge bir öğrenci, bilge bir öğrenci değildir” (Taanit 4a).

Bu, kişi Mişna ve Gemara konusunda yetkin olsa da çelik kadar sert değilse bilge bir öğrenci olmadığı anlamına gelir. Yani kişi, niyetinin yalnızca Yaradan’ın arzusu olduğunu kendi zihninde anlayana kadar, kişi ister zihninde ister kalbinde olsun, hazzı alma konusunda çelik kadar sert olmalıdır. Ve tamamen ona “bilge bir öğrenci” denir, çünkü Yaradan “bilge” olarak adlandırılır ve Yaratan sadece verir.

Dolayısıyla, kişi Yaradan’ın niteliği ile yürürse yani o da ihsan ederse, Bilge’nin niteliğini, yani Yaradan’ın niteliğini öğrenen bilge bir öğrenci olduğu düşünülür ve ancak ondan sonra Yaradan’ın bizim iyiliğimiz için düşündüğü haz ve memnuniyetin hepsini alabiliriz.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
19 - 0,092