e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Sabah Dersi Materyalleri > Kabala Kütüphanesi > Sabah Dersi 2020 > Sabah Dersi Materyali 2020 – “Ben Kendi Halkımın Arasında Yaşarım”

Sabah Dersi Materyali 2020 – “Ben Kendi Halkımın Arasında Yaşarım”

1) Zohar, VaYetze, 285

“Kendi insanlarımın arasında otururum.” Diğer bir deyişle dedi ki, “Yukarıda söz edilmek için hiç bir isteğim yok, ama başımı kitlelerin arasına koydum ve halkı bırakmam.” Benzer biçimde, kişi halka dâhil olmalıdır ve tekil durmamalıdır ve böylece iftiracılar ona bakıp günahlarından bahsetmeyeceklerdir.

2) Zohar, BeŞalah, 11

“Kendi halkımın arasında yaşarım,” dedi. Ne diyor? Din (yargı) dünyada asılı kaldığında, kişi çoğunluktan tek başına ayrılmamalıdır. Yukarıda adı geçmeyecek ve yalnız başına tanınmayacaktır. Bu böyledir, çünkü Din dünyada asılı kaldığında, bilinen ve tek başına yazılı olanlar, erdemli bile olsalar önce yakalanırlar. Bu nedenle, kişi asla insanlardan ayrılmamalıdır, çünkü Yaradan’ın merhameti her zaman tüm halkın üzerindedir. Bu yüzden, “Kendi halkımın arasında yaşarım” dedi ve şimdiye kadar yaptığım gibi onlardan ayrılmak istemem.

3) Rabaş, Makale 15, Çoğunluğun Duası (1986)

Tavsiye, tüm kolektif için istemektir. Diğer bir deyişle, eksikliğini hissettiği ve yerine getirilmesini istediği her şey için, kişi kendisinin bir istisna olduğunu ya da kolektifin sahip olduğundan daha fazlasını hak ettiğini söylememelidir. Aksine, “Kendi halkım arasında yaşarım,” yani kolektifin tamamı için isterim, çünkü kendim için hiçbir şey istemediğim fakat sadece Yaradan’ın memnun olmasını istediğim bir koşula gelmeyi arzularım. Dolayısıyla, Yaradan’ın benden hoşnut olması ya da başkalarından hoşnut olması benim için hiç fark etmez.

4) Rabaş, Makale 18, Kötüleyenlerle İlgili (1985)

Eğer kişi Yaradan’a ihsan etme yolunda ilerlemek istiyorsa, gelip ona derler ki, “İhsan yolu sana göre değil; bu yol sadece özel yeteneğe ve beceriye sahip seçilmiş birkaç kişi için. Senin bu niteliklerin yok. Dolayısıyla insanların arasında olman senin için daha iyi, yani halkın yolunu izle ve imkânsızı isteme.”

5) Rabaş, Makale 15, Çoğunluğun Duası (1986)

Şimdi çoğunluğun duasının önemini anlayabiliriz, yazıldığı üzere, “Kendi halkım arasında yaşarım.” Zohar şöyle der: “Kişi asla insanlardan ayrılmamalıdır çünkü Yaradan’ın merhameti her zaman, birlikte olan tüm insanlar üzerinedir.” Bu demektir ki eğer kişi Yaradan’dan ihsan etme kaplarını ona vermesini isterse, atalarımızın dediği gibi, “O merhametli olduğu için, sen de merhametli ol,” kişi, tüm kolektif için dua etmelidir. Bu böyledir çünkü o zaman kişinin amacının, Yaradan’ın ona saf ihsan etme kaplarını vermesi olduğu açıktır, yazıldığı üzere, “Yaradan’ın merhameti her zaman, birlikte olan tüm insanlar üzerinedir.” Bilinir ki yukarıdan yarım bir şey verilmez. Bu demektir ki bolluk yukarıdan aşağıya verildiği zaman, tüm kolektif için verilir.

Bu nedenle, kişi tüm toplum için istemelidir, çünkü yukarıdan gelen her bolluk, daima insanların tümü için gelir. Bu yüzden şöyle der: “Yaradan’ın merhameti her zaman insanların tamamı üzerinedir.” Dolayısıyla, bunun iki anlamı vardır, çünkü saf ihsan edişe sahip olmak için, kendinin yanı sıra sadece bir kişi için dua etmesi yeterli olacaktır. Fakat burada başka bir mesele vardır, kişi tam, bütün bir şeyi istemelidir çünkü gelen şeyin, daima tam, bütün olması maneviyatta bir kuraldır ve tüm gözlem, sadece alıcılardadır. Bu nedenle, kişi tüm kolektif için istemelidir.

6) Baal HaSulam, Özgürlük

Yazarlarımız şöyle derler: “Çoğunluk (topluluk) gibi hareket et.” Bu, birey ve topluluk arasında bir anlaşmazlık olduğunda topluluğun arzusuna göre karar vermek zorundayız anlamına gelir. Dolayısıyla, görüyorsunuz ki topluluk kişinin özgürlüğünü elinden alma hakkına sahiptir.

Ancak burada daha öncekinden de ciddi bir soruyla karşı karşıyayız. Bu yasa sanki insanlığı ilerletmektense geriletiyor gibi görünüyor. Bunun sebebi şöyledir; insanlığın çoğu geri kalmış ve gelişmiş olanlar da küçük bir azınlık iken eğer her zaman gelişmemiş, kayıtsız çoğunluğun arzusuna göre karar verirsen, toplumdaki azınlık olan akıllı ve gelişmişlerin görüş ve arzuları hiç duyulmaz ve dikkate alınmaz. Dolayısıyla, insanlığın geri kalmışlık kaderini mühürlemiş oluyorsunuz zira asla ileriye doğru bir tek adım bile atamaz.

Ancak, “Barış” makalesi “Doğanın Yasalarıyla Tedbirli Olma Gerekliliği” bölümünde açıklandığı gibi İlahi Takdir tarafından sosyal bir yaşam sürmemiz buyrulduğu için toplumun devamlılığıyla ilgili tüm yasaları dikkate almaya mecburuz. Ve eğer bu konuda bir şekilde ihmalkârsak bu yasaların sebeplerini anlasak da anlamasak da doğa içimizde bunun intikamını alır.

7) Baal HaSulam, Özgürlük

Ve başka toplumda yaşamak için toplumdaki her anlaşmazlığı ve sıkıntıyı düzene sokan “Çoğunluğa uymak” yasasından başka bir düzenleme olmadığını görebiliriz. Öyleyse, bu yasa toplumda sürdürülebilirliği sağlayan tek araçtır. Bu nedenle, İlahi Takdirin doğal Islahları (emirleri) olarak kabul edilir ve anlayışımız ne olursa olsun bu yasayı kabul etmeli ve titizlikle korumalıyız.

Bu, maneviyatın tüm diğer Islahları (emirler/kanunlar sevaplar) benzer: hepsi de bize Yukarıdan aşağıya gelen İlahi Takdirin ve doğanın yasalarıdır. Ve daha önce de bu dünyada doğanın uygulanışında tespit ettiğimiz inatçılığın nasıl sadece Üst, Manevi Dünyaların yasalarından ve yönetiminden uzatıldığını ve alındığını tanımlamıştım (“Kabala İlminin Özü”, “Kökler ve Dallar Yasası”.)

Artık, manevi Islahların doğanın bizim dünyamızdaki yönetiminin kökleri olan yasalar ve yürütmeler setinden başka bir şey olmadığını anlayabilirsiniz. Manevi yasalar bu dünyadaki doğa yasalarıyla bir havuzdaki iki damla gibi örtüşürler. Böylece, “Çoğunluğa uyma” yasasının İlahi Takdirin ve doğanın yasası olduğunu ispatlamış olduk.

8) Baal HaSulam, Özgürlük

Artık bireyin özgürlüğü ile ilgili cümleyi açıkça anlıyoruz. Gerçekten de bir soru mevcut: “Çoğunluk bireyin özgürlüğünü elinden alma hakkına ve hayattaki en önemli şey olan özgürlükten mahrum etme noktasına ne zaman geldi?” Görünüşe bakılırsa burada kaba güçten başka bir şey yok.

Ancak yukarıda da açıkladığımız gibi bu İlahi Takdirin idare ve doğal yasasıdır. Ve İlahi Takdir bizleri sosyal bir yaşam sürmeye zorladığından doğal olarak her bir kişi toplumun varlığını ve iyiliğini korumaya mecburdur. Ve bu, bireyin görüşünü yok sayıp “çoğunluğa uymak” yasasını kabul ettirmekten başka bir yol ile mümkün olamaz.

Böylece, kanıtlanmış bir şekilde görüyorsunuz ki çoğunluğun bireyin özgürlüğünü onun arzusuna karşın elinden alarak kendi otoritesi altına soktuğu her hakkın ve gerekçenin başlangıcı budur. Dolayısıyla, toplumun fiziksel hayatının varlığıyla ilgili olmayan tüm konularda çoğunluğun kişinin özgürlüğünü kötüye kullanması ve onu mahrum etmesi haklı görülemez. Ve eğer bunu yaparlarsa o zaman dünyadaki herhangi bir hak ve adalet için kaba kuvveti tercih eden hırsızlardan farkları kalmaz, çünkü burada bireyin çoğunluğun arzusuna uyma zorunluluğu uygulanamaz.

9) Baal HaSulam, Dünyada Barış

Bunu anlamak için; birey ile kolektif arasındaki, birey ile maddi ve manevi anlamda içinde var olduğu ve onu besleyen kolektif arasındaki oransal değeri derinlemesine bilmemiz lazım.

Realite; bir başına kalmış bir bireyin, çevresinde ona hizmet edecek ve ihtiyaçlarını sağlamaya yardımcı olacak yeterli sayıda insan olmadan var olma hakkı olmadığını bize gösteriyor. Dolayısıyla, kişi öncelikle sosyal bir hayat sürmek için doğmuştur. Toplumdaki her birey bir makineye yerleştirilmiş birkaç başka çarka bağlı bir çark gibidir. Bu tek çarkın, kendisi dışında hareket etme özgürlüğü yoktur; ancak makineye, genel görevini gerçekleştirmesinde yeterlilik kazandırmak için belli bir yönde ve diğer çarkların ile harekete devam eder.

Eğer çarkta bir kırılma olursa kırılma; çarkın kendisine değil, hizmeti ve makinenin tümüne ilişkin rolüne göre değerlendirilir.

10) Baal HaSulam, Dünyada Barış

Bizim neslimizde birey mutluluğu için dünyadaki tüm ülkeler tarafından desteklendiğinde, aynı ölçüde bireyin de tüm dünyaya esir olması bir gerekliliktir, tıpkı makinede işleyen bir çark gibi…

Dolayısıyla; bir bölgede iyi, mutlu ve barışçıl işler yapma imkânı dünyadaki tüm diğer ülkelerde böyle değilse hayal edilemez ve bu durumun tersi de söz konusudur. Bizim zamanımızda, ülkeler yaşamsal ihtiyaçların sağlanması için birbirlerine bağlıdırlar, daha erken dönemlerde bireylerin ailelere bağlı oldukları gibi… Bu yüzden, artık sadece bir ülke veya bir ulusun iyiliğini garanti edecek işlerden bahsedip, bunlarla ilgilenmek yeterli değildir; ancak tüm dünyanın iyiliği ile ilgilenebiliriz. Çünkü dünyadaki her bireyin menfaati veya zarar görmesi, dünyadaki tüm insanların menfaatine bağlıdır ve bununla ölçülür.

11) Baal HaSulam, Dünyada Barış

Kolektifin ve birey, bir ve aynıdır. Birey, kolektife köle olmaktan zarar görmez; zira kolektifin özgürlüğü de bireyin özgürlüğü de bir ve aynı şeylerdir. Onlar, iyiyi paylaştıkları gibi özgürlüğü de paylaşırlar. Bu yüzden; iyi nitelikler ve kötü nitelikler ile iyi işler ve kötü işler, sadece halka olan faydalarına göre değerlendirilirler. Yukarıda bahsedilenler; elbette eğer tüm bireyler topluma karşı rollerini en iyi şekilde yapar ve hak ettiklerinden fazlasını almaz ve dostlarının payına göz dikmez iseler söz konusudur. Ancak, kolektifin bir kısmı buna göre davranmaz ise sadece kolektife zarar vermekle kalmaz, bundan kendileri de zarar görür. Hepimizin bildiği bir şeyden, daha fazla söz etmeye gerek yok ve söylediklerimiz sadece eksikliği, düzeltilmesi gereken yeri göstermek içindir. Bu her bireyin; kendi menfaatinin ve kolektifin menfaatinin bir ve aynı şey olduğunu anlamasıdır. Dünya bununla tam ıslahına gelecektir.

12) Baal HaSulam, Dünyada Barış

Belli bir kolektifin iyiliği ile tüm dünyanın iyiliğini karıştırırsam şaşırmayın; çünkü gerçekten de öyle bir dereceye geldik ki tüm dünya tek kolektif ve bir toplum kabul edilmektedir. Yani, dünyadaki her birey yaşamının özünü ve geçimini dünyadaki tüm insanlardan sağladığından; tüm dünyaya hizmet etmeye ve tüm dünyanın iyiliğini düşünmeye mecbur edilir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
19 - 0,107