e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Sabah Dersi Materyalleri > Kabala Kütüphanesi > Sabah Dersi 2021 > Sabah Dersi Materyali – Yaradan’ı Haklı Çıkarmak – 20 Mayıs

Sabah Dersi Materyali – Yaradan’ı Haklı Çıkarmak – 20 Mayıs

1) Baal HaSulam, 55. Mektup

Bu sözlerden “erdemli” sözünün anlamını idrak edeceksin. Bu söz Yaradan’ın dünyasında olan, iyi ve hoş hissiyat edinen ve sürekli haz içinde olan birinden bahseder. Bu sebeple onu daima böyle iyi ve haz dolu dünyaya yerleştirdiği için Yaradan’a şükreder. Hissiyatın kendisi Yaradan’a olan şükranı olduğundan, bu sözleri açıkça söylemek zorunda değildir tıpkı yukarıda anlatılan hikâye de olduğu gibi. Bu sebeple ona “erdemli” (aynı zamanda “adaletli”) denir çünkü Yaratılışı savunur ve onu olduğu haliyle hisseder.

2) Baal HaSulam, 55. Mektup

Tıpkı bunun gibi, Yaradan’ın dünyasında olmaktan hoşlanan kişi, memnuniyet verebilmek için onu yaratanı kutsamak ister. Başka bir şey söylemesine ihtiyaç yoktur.

Oysa kişi Yaradan’ın dünyasındayken acı hissederse bunun tersini yapar. Kınanacak bir şey söylememesine rağmen, yine de his ona hükmeder. “Bayağı” isminin anlamı budur, acı hissettiğinde, ıstırap kendini his olarak açığa çıkardığı ve bunu açıkça göstermek istemediği için ister istemez suçlar.

Kişi şükranlarını sunsa bile bu dalkavukluk gibi olur, tıpkı ev sahibinin hizmetkârını döverken, hizmetkârın “Dövülmek çok hoşuma gidiyor; bundan mutlu oluyorum,” demesi gibi. Böyle bir şeyle ilgili şöyle denir, “Yalancılık yapan, doğruluğunu ortaya koyamaz.”

3) Zohar, Zohar Kitabına Giriş, Gelinin Gecesi, Madde 138

Yaradan’dan üstü örtülmüş kötülük görmemesi bir kuraldır. Bu nedenle kişi kendini kötü hissettiğinde, Yaradan’ın ona yol gösterdiğini inkâr eder ve yüksek Operatör aynı ölçüde ondan gizlenmiştir. Bu, dünyadaki en büyük cezadır.

Böylece O’nun yol göstericiliği ile ilişkili olarak iyi ve kötü algısı beraberinde ödül ve ceza algısını da getirir. Yaradan’a olan inancından ayrılmamak için çaba gösteren, Yukarı’nın takdirinden kötü bir tat alsa bile ödüllendirilir. Ve eğer çaba göstermezse, Yaradan’a olan inancından ayrıldığı için cezalandırılacaktır.

4) Baal HaSulam, Şamati 135- Temiz ve Erdemli Olan Seni Katletmez

“Temiz ve erdemli olan seni katletmez.” Erdemli olan, Yaradan’ı haklı görendir: Her ne hissederse hissetsin, iyi ya da kötü, o mantık ötesinde gider. Bu “sağ” olarak kabul edilir. Temiz, meselenin temizliğini ifade eder, onu gördüğü durumdur. Bu böyledir, çünkü “yargıç, sadece gözlerinin gördüğüne vakıftır.” Ve kişi eğer meseleyi anlamazsa ya da meseleyi edinemezse, kişi bu formları gözüne göründüğü gibi bulanıklaştırmamalıdır. Bu “sol” olarak kabul edilir ve kişi ikisini de beslemelidir.

5) Rabaş, Makale 3, Gerçeğin ve İnancın Anlamı (1985)

Bize mantık ötesi inanç yolu verilmiştir, yani hislerimizi ve aklımızı dikkate almayıp, şunu söylemeliyiz; “Onların gören gözleri yok. Onların duyan kulakları yok.” Daha ziyade inanmalıyız ki, Yaradan bizim için iyi olanı bilir. O, olduğum aşamamı hissetmemi ister ve ben kendimi nasıl hissettiğimle ilgilenmem, çünkü ihsan etmek için çalışmak isterim.

Dolayısıyla temel şey şudur ki, Yaradan için çalışmam gerek. Çalışmamda bütünlük olmadığını hissetmeme rağmen, yine de üst olanın Kabında, yani üst olanın perspektifinden ben kesinlikle bütünüm.

6) Rabaş, Makale 28, Çalışmada, “Ekleme ve Geri Alma,” Ne Demektir?

Kişi mantık ötesi inanmalı ve organlarında hissedilen Yaradan’a zaten inanmakla ödüllendirildiğini düşünmelidir ve böylece Yaradan’ın bütün dünyayı iyi olan ve iyilik yapan olarak yönlendirdiğini görür ve hisseder. Her ne kadar mantık içinden baktığında tersini görse de mantık ötesinde çalışması gerekir ve ona sanki organlarında zaten hissedebilecekmiş gibi görünmesi gereken odur ki, gerçekten de Yaratan, dünyaya, iyi olan ve iyilik yapan olarak rehberlik eder.

Burada, kişi amacın önemini kazanır ve hayat bulur, yani Yaradan’a yakın olmaktan sevinç duyar. Ve böylece bir kişi, Yaradan’ın iyi olduğunu ve iyilik yaptığını söyleyebilir. Ve Yaradan’a, “Sen bizi diğer milletlerin arasından seçtin, bizi sevdin ve bizi istedin,” diyecek gücü olduğunu hisseder, zira artık Yaradan’a şükretmek için bir nedeni vardır. Ve maneviyatın önemini hissettiği ölçüde, Yaradan’ı över ve O’na şükreder.

7) Rabaş, Makale 12, Damat Yemeği Nedir? (1989)

Kişi, hiçbir şey hissetmese de hiç heyecan duymasa da Cennet Krallığının yükünü üzerine almayı, mantık ötesi inançla kabul etmelidir. Gene de bu duruma razı olmalı ve “bu Yaradan’ın arzusu olmalı” deyip O’na alçakgönüllülükle hizmet etmelidir ve böylece bu inanç hakkında hissedeceği sevinç ve coşkuya önem vermez, çünkü kendi menfaatini dikkate almaz ve buna aldırmaz, yalnızca Yaradan’ın yararını dikkate alır. Eğer O, kişinin bu durumda kalmasını istiyor ise, bunu koşulsuzca kabullenir. Bu duruma “koşulsuz teslimiyet,” denir.

8) Rabaş, Makale 289, Yaradan Erdemliye Karşı Titizdir

Bununla, bilgelerimizin söylediklerinin, Yaradan’ın darbeleriyle, O’nun (Mehilta BeŞalah) iyileştiğini anlıyoruz. Başka bir deyişle, bu şifadır – ona herhangi bir destek olmadan inançla çalışmak için bir yer verir. Ayrıca, bilgelerimizin şununla ne dediğini anlamalıyız, “Yaradan bir kararname çıkarır ve erdemli onu geçersiz kılar” (Moed Katan, 16). Bu, Yaradan’ın çalışmadan aldığı zevki ondan geri alan bir kararname yaptığı anlamına gelir ve çalışmadaki canlılığını birinden almaktan daha sert bir kararname yoktur. Ama erdemli bunu geçersiz kılar. Yani, eğer kişi herhangi bir canlılık ve zevke sahip olmaksızın çalışmak istediğini söylerse, o zaman bu kararname her halükârda iptal olur. Dahası, şimdi daha yüksek bir düzeye yükselir, çünkü şimdi saf bir inanç durumundadır ve kişisel bir çıkarı olmadığı görülür.

9) Rabaş, Makale 10, Yakup Ayrıldı (1985)

“Erdemlinin bir yerden ayrılması geride iz bırakır,” Bunun anlamı şudur; ancak bundan sonra, bu çıkış yoluyla erdemli şöyle düşünür, “Şimdi çalışmadan iyi tat aldığımdan artık daha fazla mantık ötesi çalışmaya ihtiyacım yok,” fakat bu şekilde erdemliğin bedenden ayrılmasına sebep olur. Sonrasında içindeki izlenim nedeniyle mantık ötesi çalışmadan çıkmamak için ne yapması gerektiğini öğrenmiş olur. Baal HaSulam der ki, kişi “artık desteğim var, cennet ve yeryüzü arasında değilim,” demeli, derecesinden düşmelidir, çünkü sonrasında mantık ötesi anlayışa gelir.

Bundan anlaşıldığı üzere derecenin ayrılığı kişide iz bırakır, böylece bir dahaki sefere dikkatli olması gerektiğini bilir ve daima İlahi Olan’ı takdir eder.

10) Baal HaSulam, Şamati 8- Keduşa’nın (Tanrısallığın) Gölgesi ile Sitra Ahra’nın Gölgesi Arasındaki Fark Nedir?

Kişi bunu Yaratan’ın yaptığını söyleyecek gücü bulduğunda, yani Yaratan’ın kendi iyiliği için gönderdiğini ve böylelikle kişinin kendi için değil ama çalışmaya ihsan edebilmek için gelmesini sağladığını görünce, kişi farkındalık edinir, başka bir değişle, kişi çalışmasının Yaratan’a mutluluk verdiğine inanır ve bu tümüyle mantığının üstünde bir koşuldur.

Şöyle ki, kişi Yaratan’a gölgelerin dünyadan kaldırılması için dua etmez. Aslında, kişi şöyle der; “Görüyorum ki Yaratan benim Onunla bu şekilde çalışmamı istiyor, yani tümüyle mantık ötesi.”

11) Baal HaSulam, Şamati 8- Keduşa’nın (Tanrısallığın) Gölgesi ile Sitra Ahra’nın Gölgesi Arasındaki Fark Nedir?

Kişi halen hissettiği karanlığı ve gizliliği aşabilecek dirayete sahipken, O’nu haklı çıkaracak ve dua edecek konumdadır ve tüm gizliliklerin Yaratan’ın kendisinden geldiğini gözlerini açması ve tüm gizlilikleri görebilmesi ve O’na tutunabilmesi için bir dua bulabilmesi için Yaratan kişiyi bu hallerden geçirmektedir.

12) Baal HaSulam, Şamati 8- Keduşa’nın (Tanrısallığın) Gölgesi ile Sitra Ahra’nın Gölgesi Arasındaki Fark Nedir?

Kişi üstesinden gelemeyecek bir hale geldiğinde ve hissettiği tüm acı ve sıkıntıların Yaratan’dan, kendisini bir derece daha yükseltmesi için gönderildiğini düşünemediğinde, kişi dalalet içerisindedir denir. Bunun nedeni kişinin Yaratan’ın İlahi Takdirine inanamadığındandır ve doğal olarak da dua edemez.

13) Baal HaSulam, Şamati 33- Haman İle Kefaret Günlerinin Kuraları

Gerçekten de bilmemiz gereklidir ki, kişiye, sanki “İyi ve İyilik yapan” bir rehberliğe karşıt gibi görünen her şey sadece insanı, bu çelişkileri aşmak için Üst Işığı çekmeye zorlamak için vardır yoksa kişi bunların üstesinden gelemez. Bu durum, kişinin Dinim (yargı) demek olan çelişkiler var olduğunda, “Yaradan´ın Yüceliği” koşulunu genişletmesidir.

Bu demektir ki, bu çelişkiler, kişi onların üstesinden gelmek istediğinde, yalnızca Yaradan’ın Yüceliğini büyüterek, çözebilir. Bundan çıkan sonuç, Yaradan’ın yüceliğini çekmeye sebep olan tam da bu Dinim’dir. Bu “Ve paltosunu ona fırlattı” cümlesinin anlamıdır.

14) Zohar, İki Nokta, Madde 121

Bu dünyada tattığımız, Onun eşsiz ve benzersizliği ile çelişen şeyler bizi Yaradan’dan ayırır. Gene de, bize emredildiği gibi Yaradan’ımızı memnun etmek için sevgi ile Tora ve Mitzvot için tüm ruhumuz ve gücümüzle çaba gösterdiğimiz zaman, bu ayırıcı güçlerin hiçbiri bizi, ruhumuzdan ve gücümüzden Yaradan sevgisini azaltarak etkileyemez. Aksine bu durumda, üstesinden geldiğimiz her çelişki O’nun bilgeliğini edinmek için bir geçit haline gelir. Çünkü her çelişkide özel bir nitelik vardır, O’na erişmede özel bir dereceyi ifşa eden. Ve buna layık olanlar, karanlığı aydınlığa, acıyı tatlıya çevirmekle ödüllenirler. Ayrılığın tüm güçleri – aklın karanlığı ve bedenin acısı – yüce kademeleri edinmek için onlara geçit olur. Böylece karanlık, büyük bir ışık, acı ise tatlı olur.

Böylece, daha önce O’nun rehberliği yönetimindeki tüm ayırıcı güçler şimdi birlik olmaya dönüşürler ve tüm dünyayı erdeme göre yargılarlar.

15)  Baal HaSulam, Bir Bilgenin Meyveleri, Al HaTorah

Mutlak iyi olan Yaradan’a, kötülük atfetmek imkansızdır. Bu nedenle, kişi kötü durumlar hissettiği sürece, bunların başka yerlerden geldiğini söylemek zorunda kalır. Ama gerçekte, kişi yalnızca iyiyi görerek ve dünyada kötü olmadığını görerek ödüllendirildiğinde ve her şey iyiye çevrildiğinde, o zaman her şeyi Yaradan’ın yaptığı gerçeği kişiye gösterilir, zira O her şeye kadirdir, her şeyi O, yalnız O, yaptı, yapıyor ve yapacaktır.

16) Zohar, Yitro “Yitro Duydu”, No: 29, 31

Yaradan’ın yukarıda ve aşağıda yaptığı her şey doğrudur; O’nun işi doğrudur. Dünyada insanın reddetmesi veya hor görmesi gereken hiçbir şey yoktur, çünkü bunların hepsi gerçek eserlerdir ve dünyada her şeye ihtiyaç vardır […] Her şey Yaradan’a bağlıdır; hepsi O’nun elinin işidir ve dünyanın onlara ihtiyacı vardır. Onlara ihtiyacı olmasaydı, Yaradan onları yapmazdı. Bu nedenle, dünyadaki şeyleri ve kesinlikle Yaradan’ın sözlerini ve işlerini küçümsemeye gerek yoktur.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,341