e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Kabala Kütüphanesi > Sabah Dersi Materyalleri > Sabah Dersi Materyali 2020 – Uşpizin Musa

Sabah Dersi Materyali 2020 – Uşpizin Musa

1) Rabaş Not 604, “Neden Amalek’e Karşı Savaşa Kadar Bekledi”

Musa, “Sadık çoban”, inancın çobanı olarak adlandırılır, çünkü Musa “Tora” olarak adlandırılır, “Hizmetkarım Musa’nın Tora’sını [yasasını] hatırla,” diye yazılmıştır. Dolayısıyla Musa’ya bağlı kaldıklarında inanç için güç alırlar.

2) Rabaş Not 711, “Hiçbir Peygamber Musa Kadar Yükselmedi”

Musa, Netzah’ın niteliği ve aynı zamanda Daat’ın niteliğidir. Bununla birlikte, her zaman içerdiği şeyi değil, kendi derecesini dikkate alırız. Yani, tüm niteliklere sahip olsa bile, kullandığı niteliği dikkate alırız, bununla ilgili Tora şöyle diyor, peygamberlik söz konusu olduğunda, o en büyüğüdür.

3) Rabaş, Makale 9, Kişinin Yüceliği İnancının Gelecekteki Ölçüsüne Bağlıdır (1987)

Musa’ya “sadık çoban” dendiği biliniyor. Baal HaSulam, Musa’nın, halkına inanç getirdiğini ve inanca Malhut (krallık) dendiğini açıklar. Diğer bir deyişle, o, İsrail halkına “cennet krallığı” denilen cennet korkusunu aşılamıştır. Bu sebeple Musa’ya, inancından dolayı “sadık çoban” denir. Bununla ilgili şöyle yazılmıştır: “Onlar, Yaradan’a ve onun hizmetkârı Musa’ya inandılar,” yani Musa onlara Yaradan inancı aşıladı.

4) Rabaş, Makale 13, Çalışmada, “Halkın Çobanı Tüm Halktır” Ne Demektir? (1988)

Zohar’ın Musa’ya “sadık çoban” dediği biliniyor. Baal HaSulam, İsrail halkını inançla beslediğini açıklar. O, insanın Tora ve Mitzvot’u [emirleri / iyilikleri] tam olarak yerine getirebilmek için tam güçten yoksun olduğunu, ama sadece inancı olduğunu söyledi. Kişi inançlı olduğu ölçüde, işte o ölçüde çaba gösterebilir.

5) Rabaş, Makale 25, Çalışmada Baştaki Ağırlık Nedir (1987)

Musa hakkında ‘Ben ağır ağızlı ve ağır dilliyim’ de denir. Musa’ya ‘inançlı çoban’ denir, zira Musa ‘inanç’ olarak adlandırılır ve inançta ağız ya da dil yoktur, çünkü ağız ve dil, kişi, Musa mantık ötesi inanç iken, meseleyi akıl ve mantıkla açıklıyor demektir.

6) Baal HaSulam, Şamati 52- Günah Mitzva’yı Bozmaz

Kişi kendi aklını aştığı zaman, anlamayı arzuladığı şeyi ve her şeyi mantığının üzerinde inanç olarak aldığı zaman, buna insan niteliğinin en alçak seviyesinde olmak denir. Kişi daha fazla bilme talebi içerisinde oldukça ve bunu mantık ötesi inançla aldığı zaman, kişi kendisini daha da alçaklıkta bulur.

Şimdi bu yazılan cümleyi nasıl yorumladıklarını anlayabiliriz: “Musa dedikleri adam çok uysaldı,” mütevazı ve sabırlı. Yani alçaklık seviyesinin en hat safhasına tahammül etmişti.

7) Rabaş, Not 159, İnancı Öğretmenin Gerekliliği ve Önemi

Bununla birlikte temiz çalışma küçümsenir, çünkü bir kişi mantık ötesi inanca tahammül edemez, zira doğası gereği mantık kendisini zorladığında akılda kavradığı şeyi takdir eder.

Diğer taraftan, mantığa aykırı gitmek küçümsenir, çünkü bilgelerimizin “Ahmak kimdir?” “Buraya gelmesine izin verin” ayetiyle ilgili dediği gibi böyle bir çalışma “ahmaklık” olarak adlandırılır. Bu, inançla ilgili olarak Musa’dır, çünkü Musa inanç sahibi olan ve tüm İsrail’in tamamına inancı eken “sadık çoban” olarak adlandırılır.

8) Rabaş, Makale 13, Çalışmada, “Halkın Çobanı Tüm Halktır” Ne Demektir? (1988)

Musa bütün İsrail’e eşdeğerdi.” Bundan öğreniyoruz ki, “halkın çobanı gerçekten bütün halktır”, çünkü insanın içindeki inanç, insanın tamamıdır. Yani eğer, “inanç, denen Musa niteliğine sahipse, o zaman bütün halk erdemlidir. “Eğer kişi ödüllenirse, tüm halk erdemlidir,” demesinin nedeni budur, çünkü bunun anlamı, “ödüllenenin” çobanı Musa denilen inançtır.

9) Rabaş Not 17, Şehina’ya [Kutsallık] İlişkin

Bu nedenle bilgelerimiz “Musa 600.000 ile eş değerdir” (Şarkılar Şarkısı 1) dediler, yani Musa, tüm İsrail’e ifşa olmaya hazır olan Tanrısallığın ifşasıyla ödüllendirildi. “Şehina Musa’nın boğazından konuşuyor” sözlerinin anlamı budur, yani bu da Musa’nın Şehina adı verilen genel ifşa ödüllendirildiği anlamına gelir.

10) Rabaş, Not 199, Sözlü Tora

Musa O’nun hizmetkarı”, “bilgelere inanç” olarak adlandırılır. Bilgelerin söylediği her şeye “Ve onlar Efendi’ye ve onun hizmetkârı Musa’ya inandılar” denir, yani bu Musa’nın Tora’yı Yaradan’dan aldığına ve Musa’nın açılımının her nesilde olduğuna inandıkları anlamına gelir. Bu nedenle, bilgelere olan inanç “O’nun Hizmetkârı Musa”nın devamı üzerinden uzanır. Buna “sözlü Tora” denir ve her öğretmen halka, kendi öğretmeninden aldığını verir.

11) Baal HaSulam, Şamati 33- Haman İle Kefaret Günlerinin Kuraları

Musa hakkında şöyle yazılmıştır, “Ve Musa yüzünü sakladı.” Bunun anlamı; Musa´nın tüm çelişkileri gördüğü ve bunlara mantık ötesi inancın gücünden aldığı gayret ile dayandığıdır.

Bilgelerimizin söylediği üzere “Ve Musa yüzünü sakladı, çünkü oraya bakmaktan korkuyordu”. “Yaradan’ın görüntüsünü görmekle” ödüllendirildi.

12) Baal HaSulam, Şamati 38- Yaradan Korkusu O’nun Hazinesidir

Hazinesinde, Yaradan sadeceTanrı korkusu servetine sahiptir. (Berahot 33)

Ancak, korku nedir yorumlamamız gerekir; korku kaptır ve hazine bu kaptan yapılmıştır ve tüm değerli şeyler bunun içine yerleştirilmiştir. O dedi ki; Musa hakkında yazıldığı üzere, bilgelerimiz şöyle der (Berachot p 7): “ ‘Ve bakmaya korktuğu için, Musa, yüzünü sakladığı’ için o ‘Efendiye benzer oldu ve o görmek ile’ ile ödüllendirildi.”

Korku, kişinin orada var olan büyük bir zevkten ve kişinin bunu ihsan etmek için almasının mümkün olmayacağından korkması anlamına gelir.

Bunun için ödül, korkuya sahip olmak için, içine üst lütfu almak için, kendine bir kap yapmış olmasıdır. Bu adamın işidir ve bunun yanı sıra, her şeyi Yaradan’a bağlarız.

13) Baal HaSulam, Şamati 53- Kısıtlama Meselesi

İsrail oğulları Tora’yı almak için geldikleri zaman, Musa halkını dağın eteğine getirdi, yazdığı gibi “ve dağın en alt kısmında durdular.

(Dağ kelimesi (İbranicede: Har) düşünceler demektir (İbranice: Hirhurim)). Yani Musa onları düşüncenin sonuna, anlayışa ve nedenine getirdi, olabilecek en alt dereceye. Ancak o zaman böyle bir koşulu kabul ettiler, içlerinde hiçbir tereddüt ve karşılık olmadan, sanki en büyük Gadlut derecesindelermiş gibi ve bundan mutluluk duyarak.

Yaratan’a memnuniyetle hizmet edin” cümlesi bunu anlatmaktadır. Şöyle ki Gadlut zamanında, bizlere mutluluk duyacağımız bir iş veriyor demek alakasızdır, zira Gadlut’tayken, mutluluk kendiliğinden gelir. Bunun yerine, mutlu olmaları için verilen iş onlara Katnut zamanında verilir, kendilerini Katnutta hissetmelerine rağmen bu aslında çok büyük bir çalışmadır.

Seviyenin esas kısmı budur denir, yani Katnut koşulunun anlaşılması. Anlayış sürekli olmalı ve Gadlut sadece bir eklemedir. Ayrıca, kişi ana bölüm için özlem duymalı, eklemeler için değil.

14) Rabaş, Not 691, “Tora Gizlilikte Verildi”

“Yukarıdakilere verilsin ama Musa’ya verilmesin.” Tora, kişi yükseldiğinde verilmelidir. Musa’nın “sadık çoban” olarak adlandırıldığı ve Musa’nın elleri “inanç” olarak görüldüğü “Ve onlar Musa’ya verilmesin.” O sırada Satan iftira atıyor ve layık olmayanların Tora’yı alamayacağını söylüyor. Öyleyse tavsiye, Musa’nın alma kabiliyetine sahip olmasıdır, yani İnanç niteliği anlamında, çünkü o zaman kişi mantık ötesindedir ve orada hiçbir soru yoktur, çünkü tüm sorular sadece mantıktadır.

15) Baal HaSulam, Kabala Öğretisi ve Özü

Amaçsız hareket olmayacağından, Yaradan’ın önümüzde düzenlenmiş olan yaratılışta bir amacı olduğu kesin. Bu çeşit çeşit realitenin tümünde en önemli şey, hayvanlara verilen algıdır – yani her biri kendi varlığını hisseder. Ancak sadece insana verilmiş olan en önemli algı, aklî faaliyetle ilgili algıdır ki bununla kişi aynı zamanda diğerindeki acıları ve huzuru da hisseder. Dolayısıyla, eğer Yaradan’ın bu Yaratılışta bir amacı varsa, bunun konusu insandır. İnsanla ilgili olarak şöyle denilmiştir, “Yaradan’ın tüm işi onun içindir.”

Ancak, yine de Yaradan’ın bu türü yaratmasının amacını anlamamız lazım. Aslında bu, insanı daha yukarı ve daha önemli bir dereceye yükseltmek, Yaradan’ını, ona zaten verilmiş olan insan algısıyla hissetmek içindir. Ve kişi dostunu bildiği ve hissettiği gibi Yaradan’ın sözlerini de öğrenecektir, Musa’yla (Musa Peygamber) ilgili şöyle yazıldığı gibi, “Ve Yaradan Musa’yla yüz yüze konuştu, insanın dostuyla konuştuğu gibi.”

16) Baal HaSulam, Şamati 121- O, Ticaret Gemileri Gibidir

Kişi Yaradan’la her şeyde birleşmelidir, yani O’ndan gelen çıkışlarda bile. Ve ödüllendirildiğinde, hem çıkışların hem de girişlerin O’ndan geldiğini görür.

Bu kişiyi alçakgönüllü olmaya zorlar, çünkü şimdi Yaradan’ın her şeyi, hem girişleri hem çıkışları yaptığını görür. Ve bu, Musa hakkında alçakgönüllü ve sabırlı denmesinin anlamıdır, kişi aşağılığı kabullenmelidir. Böylece her derecede bu aşağılığına tutunmalıdır. Bu aşağılığını kaybettiği anda erişmiş olduğu tüm “Musa” derecelerini derhal kaybeder.

Sabrın anlamı budur. Aşağılık herkeste vardır; fakat her insan aşağı olmanın iyi bir şey olduğunu hissetmez ve ızdırap çekmek istemez. Ancak, Musa alçak gönüllülüğe katlanır, bu nedenle aşağılık onu mutlu ettiğinden, ona “alçakgönüllü” denir.

17) Baal HaSulam, 10. Mektup

Ve Musa şöyle dedi, ‘Tanrı sana görünmedi’ diyerek, ’Bana inanmazlar.’” Yorum: Kedusha’nın ağzı “Ben yavaş sözlü ve yavaş dilliyim” de olduğu gibi sürgünde olduğundan, Musa, inançlı çoban, Yaradan’la tartıştı, “Fakat onlar bana inanmaz. İsrail’i kendime bağlasam ve onlara ihsanı indirsem bile, Firavun’un Klipa’sı onu geri püskürtür, bana bağlansalar bile yine de beni dinlemezler.” Bu demektir ki, Firavunun Klipa’sının hükmü altında ve ağız ve söz sürgündeyken, yine de inançlı çobana inanırlarsa, ağzın ve sözün üzerindeki İsrail oğulları Musa’yı dinleyebilir. Eğer kendilerini bunda güçlendirirlerse, kesinlikle Firavun’un Klipa’sından kurtarılırlar.

18) Rabaş, Makale 17, Çalışmada, “Onun kalbini sertleştirdiğim için,” Nedir? (1991)

Kişi kendi alçaklığını hissettiğinde, bunun kendisine Keduşa’dan [kutsallık] geldiğine inanmalıdır. Bu, Musa hakkında yazılana benzer (Çıkış 2: 11-12), “Kardeşlerinin yanına gitti ve onların acılarını gördü ve Mısırlı bir adamın, kardeşlerinden biri olan İbrani bir adama vurduğunu gördü ve hiç kimsenin olmadığını gördü.”

Çalışmada, tam olarak kişi “Tora,” denilen Musa niteliğine sahip olduğu zaman, Mısırlı adamı, yani kendisi için alma arzusunu görebilir ve bunu “insan,” denir der, “Tora,” denen güç ile onun, İbrani adama vurduğunu görür. Bu şöyledir, İbranicede “insan”, hayvanın yaptığını yapmayandır, yani insan hayvanın arzularını kullanmaz, yazıldığı üzere, “ve hiç kimsenin olmadığını gördü,” yani, kendi kendine ondan bir insan ortaya çıkmayacaktır. Çünkü bu kişi “sadık çoban” (tüm İsrail’in imanına çobanlık eden) niteliği olan Musa niteliğine sahiptir ve bu güç, kişiyi gerçeği görmeye uyandırır, kendi kendine “insan” niteliğini asla edinemez. “Ve kimsenin olmadığını gördü,” ayetin anlamı budur. Bu, kişinin, Yaradan ile Dvekut’a ulaşabilmek için, Yaradan’dan, Yaradan inancını istemesine neden olur.

19) Rabaş, Makale 35, Av’ın Onbeşi (1986)

Baal HaSulam’ın, Yaradan’ın, Musa’ya konuştuğu ayet (Eksodus 4:2) hakkında söylediği üzere: ‘‘Ve Tanrı, Musa’ya, ‘Elinde ne var?’ dedi. Musa, ‘Asa var,’ dedi. Tanrı, ‘Yere fırlat onu’ dedi ve asa, yılan oldu ve Musa ondan kaçtı.’’ O Musa’nın ellerine, ‘inanç’ denir dedi. Bu, ‘çok önemsiz’ olarak addedilir. Çünkü insan sadece bilgiye özlem duyar. Elde etmek isteyeceği bir bilgi olmadığını gördüğünde, konuya erişemez. Zaten bu iş için çaba harcamış olduğunu savunur yani Yaradan için her şeyi yapmıştır ama o yerinden birazcık bile oynamamıştır. Bu nedenle, beden ona der ki: ‘Bundan vazgeç ve asla ona ulaşabileceğini düşünme. Yani bu yoldan ayrıl.’ O zaman, Yaradan, ona şöyle söyler: ‘Yere fırlat onu’; yani İsrail halkının önünde yapman gereken budur.

20) Rabaş Not 923, Ve O “Yahudi Kadınları Doğurttuğunuzda” dedi

Eğer amacı kendi yararı için değil, Yaradan uğruna’yı amaçlamaya gelmekse, bundan “Musa’nın niteliği” denilen “İsrail’in kurtarıcısı” ile ödüllendirilebilir, bilgelerimizin dediği gibi, “her bir ve her nesilde Musa’nın gelişmesi”.

Eğer kişi, onları Mısır’dan kurtaracak “İsrail’in kurtarıcısı” olarak adlandırılan Musa’nın niteliğiyle ödüllendirilirse, Mısır’daki sürgünden çıktığı bir safhaya ulaşmasını önlemek için önceden görmeliyiz.

Ancak, ihsan etme amacına gideceğini nasıl bilebilirler? Ne de olsa, o hâlâ Mısır’dadır, ihsan etmek için değil, kişisel çıkar için çalışıyordur. Ancak şimdi onunla ödüllendirilmek ister ve bunun için onları işaret olarak verdi: “Bir erkek, yüzü aşağı doğru; bir dişi, yüzü yukarıya doğru”.

21) Rabaş, Not 924, Ve Tanrı Musa ile Konuştu

Ve Tanrı Musa ile konuştu ve ona, “Ben Efendiyim” dedi.

Bu ifadenin bizim için ne anlama geldiğini anlamalıyız. Bölümün, Shemot [Çıkış 5:23], sonunda söylenen Musa’nın sorusuna atıfta bulunuyor gibi görünüyor, “Firavun’a senin adında konuşmak için geldiğimden beri, o, bu insanlara zarar verdi ve sen İnsanlarını kurtarmadın” yazılı olduğu yerde.

Musa’nın sorusu şuydu ki, Musa onlara Lişma’yı [Onun uğruna] çalışmak zorunda olduklarını söylediğinde, herkes çalışmalarının daha yoğun ve daha büyük bir güçle olacağını düşündü, ancak gerçek tam tersi oldu – Onlar çalışmada güçsüzleştiler.

Sonuç olarak Musa’ya haykırdılar, “Mısır’daki sürgünden çıkacağımızı vaat ettiğinde bizim için ne yaptın, yani aklımız sürgündeydi ve ki bize verdiğin bu yolla, Lişma çalışmak için, ‘Firavun’ olarak adlandırılan bedenin köleliğinden kurtulmuş olacaktık? Gerçekte, herhangi bir motivasyonumuz yok! Böylece aklımız, üstün amacı alamadığımızdır.”

Buna cevap geldi, “Ve Tanrı Musa ile konuştu.” Tanrı doğadır. Doğa söz konusu olduğunda, çalışmanıza devam etmek için yakıtınız olmadığı konusunda haklısınız. “Ve ona, ‘Ben Efendiyim’ dedi. Yaradan, merhamet niteliğidir ve O’nun merhametiyle, onlar güçleri ve yakıtı doğanın üstü ve mantık üzerinde uzatabilirler ve bunun üzerinde artık tartışamazlar, çünkü tüm argümanlar bir kişinin yapabileceği tüm argümanlar yalnızca mantığın doğruladığı yerdir. Ancak mantık üstünde her şey olabilir, Yaradan’ın doğanın üstünde bize yardımcı olabileceği inancını arttırmamız gerektiği haricinde.

Aslında, bir kişi bunun doğanın içinde olamayacağına karar vermeden önce, doğanın üstünde bir şey almak imkansızdır. Sadece kişi doğadan umutsuzluğa düştükten sonra, doğa üstü yardım verilmesi için yukarıdan yardım talep edebilir.

22) Rabaş, Not 977, Üç Dua – 2

Musa İsrail halkına Yaradan’ın elçisi olarak gelmeden önce, ki onları Mısır’dan dışarı çıkarmak istedi, İsrail Halkı Yaradan’ın çalışmasıyla uğraşıyordu, fakat onlar Mısır Kralı Firavun’a kölelerdi. Mısır Kralı Firavun, yaratılan varlıklarda bulunan ve kendi yararı için değilse hiçbir şey yapamayan alma arzusudur. Bu, tüm yaratılan varlıkların hükümdarıdır ve egemenliğinden çıkmak isteyen, yani başkalarının uğruna çalışmak isteyen herkesin başına bela olur.

Musa İsrail halkına geldi ve onlara Yaradan’ın onları Firavun yönetiminden kurtarmak istediğini söyledi, her birinde bulundan Firavun’un kontrolündeki İsrail halkının tamamına rehberlik etmek için.

Buna göre, her biri Musa’nın misyonunun; bizlerin Lişma [Onun uğruna] çalışmasına başlamak zorunda olmamız olduğunu anlar ki böylece şimdi bu daha mantıklı hale gelir, eğer her birinin Yaradan çalışmasını yaparken ihsan etme amacı olduğu yerde, gerçeğin yolunda yani Yaradan uğruna yürümeye başlarsak, şimdi her biri büyük bir coşkuyla, daha sıkı çalışmaya başlayacak ve tutku o kadar yoğun olacak ki, tamamen gerekli olan bedensel ihtiyaçları dahi düşünmesi için bir dakika uzaklaşması zor olacak, çünkü o şimdi sadece Yaradan uğruna çalışıyor. Ve bu çalışmaya başlamış olmamasına rağmen, Yaradan uğruna çalıştığını hissetmek için, beden kesinlikle kendi için çalıştığından, yani Lişma’da, gerçeğin yolunda çalışmıyorken olduğundan daha fazla taviz vermeyi kabul edecektir.

Ancak gerçek tam zıttır. Tam olarak Lişma yolunda yürümek istediğimizde, beden direnmeye başlar. O zaman, tamamen itirazlara başlar, yani Mısır Kralı Firavun’un itirazı, yani “Sesine itaat etmem gereken Efendi kimdir?” itirazı ile ve “Bu çalışma senin için nedir” diyen kötünün itirazı. O zaman, çalışma ağırlaşır ve kişi her seferinde daha fazla takviyeye ihtiyaç duyar.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
19 - 0,087