e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Sabah Dersi Materyalleri > Kabala Kütüphanesi > Sabah Dersi 2021 > Sabah Dersi Materyali – Şehina’nın Peşinde – 2 Mayıs

Sabah Dersi Materyali – Şehina’nın Peşinde – 2 Mayıs

Şehina

1) Baal HaSulam, Şamati 2- Kutsallık Sürgünde

Dünyaların yaratılışının kökü olan Malhut ile başlayan, baştan sona yaratılanlardaki tüm bu farkına varışlara Şehina denir. Genel Tikun, (ıslah) Üst Işığın tam bir bütünlükle onlara parlamasıdır.

Kelim’in içinde parlayan ışık Şohen diye adlandırılır, Kelim de genellikle Şehina diye adlandırılır. Başla bir deyişle, Işık Şehina’nın içinde oturur. Yani, Kelim içinde oturduğu için Işığa Şohen denir, böylece Kelim’in tamamına da Şehina denir.

Işığın tam bir bütünlükle parlamasından önceki zamana “Islahat Zamanı” deriz. Bu, ışığın tamamen parlaması için ıslahat yaparız demektir. O zamana kadarki duruma “Kutsallık Sürgünde” denir.

Bunun anlamı Üst Dünyalarda henüz mükemmellik olmadığıdır.

2) Degel Mahaneh Efrahim, Paraşat BeŞalah

Yaradan’a gerçekten hizmet etmek isteyen kişi kendisini tüm yaradılışa dâhil etmeli ve tüm ruhlarla bir olmalıdır, onların içine dâhil olmalı ve onlar da kişinin içine dâhil olmalıdır. Yani kişinin içinde Şehina’ya bağlanmak için gerekli olandan başka hiçbir şey kalmamalıdır. Buna erişmek için, birbirimize yakınlaşmalı ve pek çok insanla bağ kurmalıyız, çünkü Yaradan’a hizmet eden kişi sayısına göre Şehina’dan daha çok ışık onlara ifşa olur. Bunun için kişi kendisini tüm yaradılışa dâhil etmeli ve her şeyi köküne yükseltmeli, Şehina’nın ıslahı gibi.

Şehina Tozun İçinde

3) Baal HaSulam, Şamati 2- Kutsallık Sürgünde

Aşağıda, bu dünyada, Üst ışığın alma arzusunun içinde olduğu bir durum vardırBu ıslah, ihsan etmek için almak sayılır.

Bu arada, alma isteği bayağı ve budalaca şeylerle doludur, Cennetin ihtişamının ortaya çıkması için yer açmaz. Yani kalp Tanrının Işığı için bir Tapınak olması gerekirken, kalp bir artıklar ve pislikler yeri haline gelmiştir. Başka bir deyişle bayağılık kalbin tümünü ele geçirmiştir.

Buna “Kutsallık tozun içinde,” denir. Yani o yere indirilmiştir ve herkes Kutsal konulardan tiksinir, onu yerden kaldırmak için hiçbir arzu yoktur. Bunun yerine, bayağı şeyler seçerler ve kişi kalbinde Yaradan’ın Işığı için Tapınak haline gelecek bir yer açmadığı zaman, bu Şehina’ya üzüntü verir.

4) Rabaş, Makale 557, Ohr Hozer’e Dair

Öncelikle, aşağıdaki gerçekten de yukarıdakinin var olduğuna inanmalıdır, ama yukarıdakini hissetmez, çünkü aşağıdaki yukarıdakinin yüceliğini görmez. Buna “Şehina sürgünde,” denir, yani Şehina onun için toz gibidir; yukarıdakinin tozdan fazla bir tadı olduğunu hissetmez. Bu nedenle, kişi yukarıdakinin yüceliğini fark ettiği zaman bu, yukarıdakinin AHP’ı yükseldi, diye kabul edilir ve aşağıdaki de yükselir ve Tanrısallığı hissetmeye ulaşır. Bunun ölçüsü yukarıdakinin kusurlarını gördüğünde, duyduğu acıya bağlıdır. Böylece, bu ölçüde, yukarıdaki onun için yükselmiş olur. Bunun amacı aşağıdakini ıslah etmektir.

5) Rabaş, Makale 5, Çalışmada, “İsrail sürgündeyken, Şehina da onlarladır,” Ne Demektir?

Kişi kendini sürgünde hissettiği zaman, yani çalışmada sürgünün tadını aldığı ve sürgünden kaçmak istediği zaman, bunun anlamı şudur ki kişi nereye sürgün edilirse edilsin, Şehina da onlarla beraberdir. Şöyledir, Şehina onların sürgünün tadını almasını sağlar. “Onlarla beraber,” sözünün anlamı şudur, Şehina onlara bağlıdır ve onlar Şehina’dan ayrılmamışlardır, onlar bunun düşüş olduğunu söylerler. Aksine şimdi Şehina ona, böylece Keduşa’nın derecesine tırmansın diye bir itiş vermekte ve kendini düşüş kıyafetine büründürmektedir.

Kişi bunun böyle olduğunu bilir ve inanırsa, bu ona cesaret verir ve mücadeleden kaçmaz, ihsan etme çalışmasının kendisi için olmadığını söylemez, çünkü her zaman kendisinin yükseliş ve alçalış durumunda olduğunu ve durumların bir sonu olmadığını görür ve çaresizliğe düşer.

Ama eğer inancın yolunda yürürse ve bilgelerimizin sözlerine inanırsa, o zaman bunun tersini söylemelidir.

6) Rabaş, Makale 40, Çalışmada “Sen tüm insanların en aşağıda en önemsiz olanısın,” Nedir? (1990)

Şehina’yı tozun içinde diye hissederken, kişi bedenin üstesinden gelmek için nasıl güç toplayabilir? Bu çalışmadan nasıl keyif alabilir? Daha da şaşırtıcısı, bundan hiç tat almazken kişi çalışmak için nasıl bir ihtiyaç ve istek duyabilir? Kişi çalışmak zorundaysa, eğer başka hiçbir seçeneği yoksa bu anlaşılabilir. Ama hiç tat almadığı böyle bir çalışmayı yapmak istemesi nasıl mümkündür ki?Ve böyle bir işin üstesinden gelecek ve keyif duyacak gücü olmadığı için, böyle düşük bir durumdayken, Kral’a hizmet ederken toz tadı alırken, Kral’a nasıl hizmet edebilir?

Böylece bu bakımdan, Yaradan’dan ona O’nun yüceliğinin ifşasını vermesini istemez, ki böylece bundan toz tadı alsın. Aksine Yaradan’dan bedenin üstesinden gelebilmek ve memnuniyetle çalışabilmek için ona güç vermesini ister, çünkü alma arzusu toz tadındaki işi yapmak istemez.

7) Rabaş, Makale 24, Çalışmada, Kişi Bir Oğul ve Bir Kız Doğurmalıdır, Ne Demektir? (1991)

Kişi “toz” olarak çalışmak isterse, yani çalışmadan toz tadı bile alsa, Yaradan hatırı için bir şeyler yapabilmenin onun için çok önemli olduğunu söyler. Kendisi için hangi tadı aldığına aldırmaz ve toz tadı aldığı, yani bedenin alay ettiği bu çalışma için bedene kendi görüşüne göre bu çalışmanın “Şehina’yı tozdan kaldırmak,” olduğunu söyler.

Başka bir deyişle, beden bu çalışmadan toz tadı alır; kişi bu Keduşa’dır der ve çalışmadan ne kadar tat aldığını ölçmez. Aksine Yaradan’ın bu çalışmadan hoşnut olduğuna inanır, çünkü buraya alma arzusu karışmamıştır zira alacak hiçbir şey yoktur, çünkü bu çalışmada hiçbir tat ya da güzel koku yoktur, burada yalnız toz tadı vardır. Bu nedenle, bu çalışmanın kutsal çalışma olduğuna inanır ve buna sevinir.

8) Rabaş, Makale 13, Çalışmada, “Halkın Çobanı Tüm Halktır” Ne Demektir? (1988)

Kişi görür ki kendi yararı için değil de Yaradan yararına bir şey yaptığı zaman, beden derhal soruyor, “Bu çalışmadan çıkarın ne?” ve ona çalışması için güç vermek istemiyor. Buna, “Şehina tozun içinde,” denir, yani Şehina uğruna yapmak istediği şey toz tadı verir ve kişi düşüncelerinin ve arzularının üstesinden gelmekte güçsüz kalır.

O zaman kişi şunu fark eder, Yaradan rızası için çalışmak için güç bulması için tek eksiği, Yaradan’ın ona inancın gücünü vermesidir. (Rabi Elimeleh’in duasında söylendiği gibi) şöyle dua etmeliyiz, “Sana olan inancımızı sonsuza kadar kalbimize sağlamca yerleştir.” Bu durumda kişi, “eğer Yaradan ona yardım etmezse, üstesinden gelemeyeceğini,” fark eder.

9) Baal HaSulam, Şamati 113- On Sekizin Dua

Kişinin yegâne niyeti, Malhut olarak adlandırılan Şehina’yı [Kutsallık] topraktan yükseltmektir, yani amacı bu dünyada O’nun adını, büyüklüğünü yüceltmektir, ki böylece Şehina kıtlığın ve yoksulluğun formunu almasın diye.  Bu nedenle Yaradan, Yaradan çalışmasından hâlâ uzak olduğunu hisseden pek de değerli olmayan birinin bile “her ağzının duasını” duyar.

10) Baal HaSulam, Şamati 113- On Sekizin Dua

Benzer şekilde, Yaradan çalışmasında, kişi kendini cennet ile yeryüzü arasında dururken bulduğunda, Yaradan’dan lüzumsuz bir şey istemez, sadece inanç ışığını ister, Yaradan’ın gözlerini açması için gözlerini açması için inanç niteliğini ister. Buna “Şehina’yı tozdan kaldırmak” denir. Bu dua “her ağızdan” kabul edilir. Yani kişi hangi durumda olursa olsun, ruhunu inançla canlandırmak isterse duası cevaplanır.

11) Baal HaSulam, Şamati 3, Manevi Edinim Meselesi

O’nun ışığını almayı, Yaradan’ın yollarını takip etmeyi, ödül almak için değil, Yaradan’a memnuniyet vermek ve Şehina’yı topraktan yükseltmek için O’na hizmet etmeyi hak edelim! Yaradan’la Dvekut ve Tanrısallığının yarattıklarına ifşa edilmesiyle ödüllendirilelim!

Şehina’nin Üzüntüsü

12) Baal HaSulam, Şamati 1- O’ndan Başkası Yok

Kişi Yaradan’ın onu kendisini yakınlaştırmadığına üzüldüğünde de, Yaradan’dan uzak olmanın kendisini endişelendirmemesine dikkat etmelidir. Çünkü bununla kendisine fayda sağlayan bir alıcı haline gelir ve alan kişi Yaradan’dan ayrılır. Tersine, kişi Şehina’nın (Kutsallık) sürgünde oluşuna, yani Şehina’ya üzüntü verdiğine üzülmelidir.

Kişi bunu küçük bir organı ağrıyormuş gibi hayal etmelidir. Acı, öncelikle akılda ve kalpte hissedilir. Kalp ve akıl insanın bütünüdür. Kişinin tek bir organındaki acı hissi, tüm bir bedenin acı içinde olduğu duruma kesinlikle benzeyemez.

13) Baal HaSulam, Şamati 1- O’ndan Başkası Yok

İnsan Kutsal Şehina’nın tek bir organıdır, Kutsal Şehina ise İsrail’in ortak ruhudur. Bu yüzden, bireysel acı hissi ortak acı hissine benzemez. Bu, organları ondan ayrı olduğunda Şehina ıstırap çekiyor ve organlarını besleyemiyor demektir.

(Bilgelerimizin dediği şudur ki; “Kişi üzüldüğünde, Şehina ne der? ‘O başımdan daha hafiftir ‘”) Kişi, uzaklaştırılmanın acısıyla ilişki kurmayarak, kutsallıktan ayrılma olarak kabul edilen, kendisi için alma arzusunun tuzağına düşmekten kurtulur.

Aynı şey kişi kutsallığa biraz yakınlık hissettiğinde, Yaradan tarafından lütfedilen hazzı hissettiğinde de geçerlidir. O zaman da öncelikle kişi bu hazzın şimdi Kutsal Şehina’da, Yukarıda haz olmasından kaynaklandığını söylemelidir, Şehina ona ait organını kendine yaklaştırabildiği ve onu uzaklaştırmak zorunda kalmadığı için.

14) Baal HaSulam, 19. Mektup

Tüm sırları bilen O, kişinin kalbindeki O’na yakın olma arzusunu bilir ki bu kesintiye uğramış olabilir. Bu nedenle, O, Kutsanmış Olan, O’nun teşvikini, yani Zivug’un başlangıcını artırır, eğer kişi O’nun sesini “Senin gölgenin Tanrı’sı” yoluyla sözündeki gibi dinlerse, teşvikin artan ıstırabı nedeniyle düşmez. Çünkü kişi görür ve duyar ki, Şehina da artan özlem nedeniyle acı çekmektedir. Bu nedenle, kişinin özlemi güçlenir ve bu her defasında, kişinin kalpteki noktası açılmayan sıkı bir düğümle bağlanana kadar gittikçe yoğunlaşır.

 Her Onluda Şehina Vardır

15) Rabaş, Makale 28, Topluluk On Kişiden Az Olmaz (1986)

Bilgelerimizin söylediği gibi (Sanhedrin, 39); ‘Her onluda, Şehina vardır.’

Malhut’a ‘onuncu’ dendiği bilinir. Yukarıdan bolluğu alan, onuncu Sefira olan, alıcı Kli’ye de ‘Sefira Malhut’ dendiği bilinir. Ona ‘alma arzusu’ denir ve tüm yaratılmışlar ondan uzanır. Bu sebeple, bir topluluk on kişiden az olmaz, çünkü maddesel dallar, üst köklerden uzanır. Bu nedenle, ‘On Sefirot’u olmayan ışık yoktur’ kuralına göre, maddesellikte de üst derecelerdeki gibi, orada on adam olmadığı sürece, bir topluluk önemli sayılmaz.

16) Rabaş, Makale 5, ‘Dostunu Kendin Gibi Sev’ Kuralı Bize Ne Verir? (1984)

Zohar bununla ilgili şöyle der: “Her nerede on kişi varsa, orada Şehina (Kutsallık) yaşar.” Bu demektir ki on kişinin olduğu yerde, Şehina’nın (Kutsallık) yaşaması için bir yer vardır.

17) Maor VaŞemeş, Paraşat Ekev

Bilinen şudur ki Şehine her onlunun – bu tam bir kademedir – içinde oturur, Tam bir kademe baş, kollar, bacaklar … topuklardan yapılmıştır … kutsal toplulukta herkes kendisini “bir hiç” olarak gördüğü zaman, o bu toplulukta topuk olarak kabul edilir ve onlar Roş (baş) ve Guf (gövde) ve üst parçalar durumundadırlar. Ve herkes kendini bu durumda düşündüğü zaman, onların eylemleri bereket kapısını açar ve iyilik tüm dünyadadır. Ama en önemlisi, bu duruma tutunan erdemli diğerlerinden daha da çok “bir hiç” olmasıdır ve onun sayesinde bereket akar.

18) Maor VaŞemeş, Paraşat Vayehi

“Her onluda Şehina barınır.” Ve eğer on taneden fazla iseler, kesinlikle Şehina’nın daha büyük bir ifşaatı olacaktır. Her biri kendini dostuna dâhil eder ve ona kendini eyer ve dostu da ona; ta ki hepsi kendini eğip sıfırlayana kadar. Böylece, topluluğun amacı bu olduğu için bundan sonra doğal olarak, Yaradan onları kendi yakınına çeker ve onların arasında oturur, tüm kurtuluş ve kutsamalar onlara açılır, zira inek buzağının emmek istediğinden daha çoğunu emzirmek ister ve Yaradan onlara yaklaşır ve onlarla birlikte olur.

Şehina’ya Büyük Bir Özlem Duymak

19) Mezmur 42:2

Geyik akarsuları nasıl özlerse, ruhum da seni öyle özler, ey Tanrı!

20) Baal HaSulam, Zohar Kitabı’na Giriş, Madde 70

“Şehina için uyanın ve yükselin, çünkü o içinizde olmasına rağmen, bilmek ve ona ulaşmak için bir anlayışınız olmadıkça, boş bir kalbe sahipsiniz.”

21) Baal HaSulam, 19. Mektup

Bundan sonra, kişi köküne dönmeye hazırlanırken, bir seferde tam bir Zivug’u başlatamaz, fakat Nefeş derecesi olan dürtüyü yaratır, devirler yoluyla tüm gücüyle İlahi Olanı titreyerek ve terleyerek izler, ta ki tüm gün ve gece aralıksız olarak zirvede olana kadar.

Bu kitaplarda yazılanlar gibidir. Kişinin ruhu Nefeş derecesini tamamlarken, daha da yaklaşır ve böylece acısı ve özlemi büyür. Bu böyledir, çünkü tatmin olmamış arzu, arzunun ölçüsüne göre arkasında büyük bir ıstırap bırakır.

22) Baal HaSulam, Şamati 19- “Manevi Çalışmada Yaradan Bedenlerden Nefret eder” Ne Demektir?

Kişinin ümidi olmalıdır; alma arzusunun hâkimiyetinden kurtulamadığı için, daima yükseliş ve düşüşler içerisindedir. Bu yüzden, kişi Yaradan’ı bekler; Yaradan tarafından gözlerinin açılmasıyla ödüllendirilmek ve üstesinden gelecek güce sahip olmak ve sadece Yaradan’ın yararına çalışmak için. Şöyle yazılır: “Yaradan’dan tek bir şey talep ettim; hep O’nun peşinde olayım”. Bu, Kutsal Şehina’dır (Kutsallık). Ve kişi talep eder: “Ömrümün tüm günlerinde, Yaradan’ın evinde barınabileyim.”

23) Baal HaSulam, Şamati 211- Kralın Önünde Duruyormuş Gibi

Evinde oturan birisi, Kralın huzurunda duran birisi gibi değildir. Bunun anlamı; kişinin tüm gün Kralın huzurunda olduğunu hissedecek inanca sahip olması gerektiğidir. O zaman sevgisi ve korkusu tamamlanmış olur. Ve kişi bu inanca kavuşmadıkça, dinlenmemelidir, “çünkü hayatımızdır ve ömrümüz bunun içindir” ve biz bundan başka bir ödülü kabul etmeyeceğiz.

Ve alışkanlık ikinci doğa haline gelene kadar, inanç eksikliği, kişinin kollarına ve bacaklarına dolanır; öyle ki, “O’nu hatırladığımda, O, benim uyumama izin vermez.”

Şehina’yı İfşa Etmek

24) Baal HaSulam, Şamati 9- Manevi Çalışmada Kişinin Zihnini Genişleten Üç Şey Nedir?

Kişi, saf inancı zihninde veya kalbinde üstlendiğinde, ona göze hoş gelen bir kadın verilir, yani Şehina ona bir zarafet ve güzellik biçiminde görünerek zihnini genişletir. Başka bir deyişle, o anda hissettiği zevk ve sevinçle Şehina, dış ve iç Kelim’i doldurarak organların içinde belirir. Buna “zihni genişletmek” denir.

25) Baal HaSulam, Şamati 9- Manevi Çalışmada Kişinin Zihnini Genişleten Üç Şey Nedir?

Kişi, kalpten uzanan organlar olan, göze hoş gelen Kelim’e sahip olmadığı sürece, Şehina bir zarafet ve güzellik hali olan gerçek biçiminde görünemez. Bunun anlamı şudur, kişinin ilk önce kendisi için alma arzusunu feshederek ve kendini çalışmaya alıştırarak, tüm eylemleri sadece ihsan etmek için olacak şekilde, göze hoş gelen bir mesken olmak için kalbini arındırması gerekir. Buradan göze hoş gelen Kelim genişler, yani Kelim denilen arzuları, kendisi için almaktan temizlenmiş olacaktır. Daha doğrusu, saf olacaklar ve onlara “ihsan etme” denecektir.

26) Ramhal, Deruşey 24, “Gelinin Süsleri”

“Tamamen güzelsin karım” Nefes alan her şey Rab’be şükretsin! Tamamlanmak için, ruhların geri kalanı ona bağlanmalı ve hepsi onun içinde bir olmalıdır. O zaman, Şehina [Kutsallık] büyük bir ıslahla aydınlanır ve sonra “Tamamen güzelsin karım” ile onda hiçbir kusur kalmaz, çünkü Arvut’un [karşılıklı garanti] gücüyle, her biri diğerini düzeltir ve böylece her şey düzeltilir.

27) Rabaş, Makale 224, İnancın Nedeni

İnancın nedeni, Tanrısallığın ifşası ve Şehina’nın damıtılması ile ödüllendirilmekten daha büyük bir zevk olmamasıdır.

Bütün bunları ihsan etme amacıyla almak için kişi, orada gizliliğin ıslahı olan, Tora ve Mitzvot’a bağlanmalıdır, bundan hiçbir zevk almasa bile. Buna “ödül almak için değil” denir.Bu Kli’ye sahip olduğunda, kısa zamanda, gözü Yaratan’ın yüzünü karşılamak için açılır.

Kişinin içinde, zevk almak için Yaratan’a hizmet etmeye değer diye bir arzu uyandığı zaman, hemen kısa sürede gizliliğe düşer. Bu ölüm olarak kabul edilir, bu, daha önce yaşama bağlı kaldığı ve sadece inancın gücü ile ödüllendirilmiş olduğu anlamına gelir. Bu nedenle, şimdi ıslah olduğu ve bir kez daha inançla çalışmaya başladığında, hayatın nefesini geri alır.

28) Rabaş, Not 236, Bütün Dünya Onun İhtişamıyla Doludur

kişi kalbini mantık ötesi inançla yürümeye döndürürse, bununla yüzün ifşasına ulaşacak bir şekilde yeterli hale gelir ve onu kurar, Zohar’da sunulduğu gibi ki Şehina [Kutsallık] Rabbi Simon Bar Yochay’a “Senden saklanacak yer yok.” Demiştir, yani hissettiği tüm gizlenmelerde o burada Yaradan’ın ışığı olduğuna inanmıştır. Bu O’nun ışığının yüzünün ifşasına ulaşana kadar onu yeterli hale getirmiştir.

29) Rabaş, Makale 236, Tüm Dünya O’nun Nuru İle Doludur

Bunun hakkında Baal HaSulam şöyle demiştir, “liyakat kazanana kadar, uzağa kaç sevgilim,” zira Yaradan’ın ışığını ifşa etmeye uygun olmanın öncesinde, ondan bu talep edilir; “liyakat kazanana kadar, uzağa kaç sevgilim,” yani kendisini yarattıklarına ifşa etmemesi istenir, zira ifşa meselesi, yalnız yaradılışın ıslahı meselesidir.

Bu nedenle kişi kendisini iki şey için dua ederek güçlendirmelidir:

  1. Yaradan’ın ışığını ifşa etmeye hazır olsun,
  2. Yüzün ifşası için uygun olan kaplarla birleşmek için, Yaradan ona mantık ötesi inancını kuvvetlendirmesi için güç versin.

30) Baal HaSulam, 25. Mektup

Tövbeyle ödüllendirilen kişiye Şehina’nın, günlerce oğlunu görmediği için ıstırap çeken yumuşak kalpli bir anne gibi görünür çünkü her ikisi de büyük tehlike içinde olduklarından birbirlerini görmek için büyük çaba harcamıştır, fakat sonunda beklenen özgürlüğe kavuşur ve birbirlerini görmekle ödüllendirilirler. Sonra anne oğluna sarılır, öper, onu rahatlatır ve bütün bir gün ve gece onunla usulca konuşur. Ona olan özleminden, bugüne kadar deneyimlediği yolların tehlikelerinden, nasıl daima onunla beraber olduğundan ve Kutsallığın asla değişmediği halde nasıl onunla beraber acı çektiğinden fakat oğlunun bunu göremediğinden bahseder.

Bunlar Zohar’ın sözleridir: “O (anne) oğluna şöyle der, ‘Burada uyuduk; burada hırsızların saldırısına uğradık ve kurtulduk; burada derin bir çukura düştük,’ gibi. Hangi aptal bu huzur veren hikâyelerdeki hazzı, mutluluğu ve büyük sevgiyi anlamaz?”

31) Rabaş, Makale 5, Ödülden Daha Ziyade Çalışmanın Faydası Nedir? (1987)

Şehina’yı karşılamak çok önemlidir, çünkü amaç insanın bu mertebeye erişmesidir.

Fakat Şehina’yı karşılayabilmek için, kişinin ona hazır hale gelmesi için ön hazırlık gereklidir. Atalarımızın sözlerinde, buna “O merhametli ise, sen de merhametlisin,” denir. Bu şu ayetin yorumudur: “O’na tutun, O’nun niteliklerine tutun.” Matan Tora [Tora’nın verilmesi] kitabında açıklandığı üzere, bu demektir ki, ancak başkalarını sevme üzerine çalışan kişi Yaradan ile Dvekut’a [form eşitliği] erişebilir. Buna verilen birçok isim vardır: “Şehina’nın damıtılması”, “Tora’nın elde edilmesi” “Şehina’nın karşılanması” vs.

Şehina Şevinçte Var Olur

32) Baal HaSulam, Şamati 1- O’ndan Başkası Yok

Kişi kutsallığa biraz yakınlık hissettiğinde, Yaradan tarafından lütfedilen hazzı hissettiğinde de geçerlidir. O zaman da öncelikle kişi bu hazzın şimdi Kutsal Şehina’da, Yukarıda haz olmasından kaynaklandığını söylemelidir, Şehina ona ait organını kendine yaklaştırabildiği ve onu uzaklaştırmak zorunda kalmadığı için.

Kişi Şehina’yı mutlu etmekle ödüllendirildiği için mutluluk olur. Bu yukarıdaki hesapla uyumludur, yani parçası için mutluluk varsa, bu bütünün mutluluğunun sadece bir parçasıdır. Bu hesaplamalar vasıtasıyla kişi bireyselliğini kaybeder ve kişinin kendisi için alma arzusu olan Sitra Ahra’nın ağının tuzağına düşmekten kaçınmış olur.

33) Rabaş, Makale 24, Çalışmada, ‘Sıradan Bir İnsanın Kutsamasını Hafife Almayın’ Nedir? (1989)

Şehina [Kutsallık] yalnızca sevinçte mevcuttur. ”

Böylece, alçak gönüllülükle, kişi, Yaradan ona Keduşa’yı biraz tutunuş verdiği için, sadece bundan sevinç alır ve bunu takdir ederse kutsallığın basamaklarını tırmanabilir. O zaman kişi, “Fakiri topraktan kaldır,” “O fakiri çöplükten kaldırır,” diyebilir.

34) Rabaş, Makale 875, Üç Çizgi-4

Şimdi, kişinin kendi gerçek durumunu gördüğü bir aklı vardır; maneviyatta bir kavrayışının olmadığına dair.

Başka bir ifadeyle, aklın bakış açısından, kişi tam karanlıktadır ve şimdi mantık ötesi gitme zamanı gelmiştir ve şöyle der: ‘Gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama duymazlar’. Ancak, Musa aracılığıyla bize emreden Yaradan’ın Mitzvot’unu izlemekle ödüllendirildiği için, kişi mutludur. Bununla ilgili herhangi bir tat ve anlayış hissetmese de, mantık ötesi olarak kişi, yine de başkaları buna bile sahip değilken, Yaradan’ın emirlerini basit bir şekilde izleyebilmesinin büyük bir ayrıcalık olduğuna inanır. […]

Bundan dolayı, kişi bu hediyeyi büyük bir servet olarak kabul eder ve verdiği bu önemden dolayı, daima mutludur. Bu, onun için, sanki en yüksek dereceyle ödüllendirilmek kadar önemlidir. İşte o zaman buna, ‘sağ çizgi’, ‘bütünlük’ denir, zira tam olarak mutlu olmasından dolayı, Yaradan’la Dvekut’u vardır, bilgelerimizin şu sözlerinde olduğu gibi, ‘Şehina yalnızca mutluluktadır’. O andan itibaren kişi, bütünlük halindedir, sevinç duymak için bir sebebi vardır.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,293