e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Sabah Dersi Materyalleri > Kabala Kütüphanesi > Sabah Dersi 2022 > Sabah Dersi Materyali – SUKKOT – 8 Ekim

Sabah Dersi Materyali – SUKKOT – 8 Ekim

SAZDAN DAM

1) Rabaş, Not 284, “Adı Sukkah Olan Küçük Bir Mitzvam [emir] Var”

İnancın özellikle, mantığın ötesinde olduğu kabul edildiği için Sukka, mantığın üzerini kapatan Sehaş [sazdan dam] kelimesinden gelir.

2) Rabaş 36. Mektup

Sazdan dam “mantık ötesi inanç” denilen, inancın gölgesidir. Bu mantığın tersidir, çünkü mantık kişiyi boşluğa, ambara ve şaraphaneye getirir.

Bu demektir ki, mantık ve dünyasal gözün gördüğü açıdan şaraphane ve ambar israfı için yer vardır. Bu kendi içinde bir gölge yapar ve kişi bunun altında oturur. Bu demektir ki, o kendisi için en bayağı ve en kötü şeylerden bir yer yapar ve israf vasıtasıyla Sukkah’ın Mitzva’sını yerine getirir.

En önemlisi, kişi bu Mitzva’dan sevinç elde eder çünkü mantık ötesi inanca “Mitzva sevinci” denir. Öyle anlaşılıyor ki, realitede var olan tüm sorular ve kuşkular Sukkah’da ıslah edilir çünkü onlar olmadan samandan dam yapmak mümkün değildir.

3) Rabaş 36. Mektup

“Gölge” denilen sazdan dam, özellikle şaraphane ve ambar israfından yapılır. Bu, Sukkah’ın içindeyken “Selden ve akıntıdan korunmak için.” diye söylediğimiz duanın anlamıdır. Bu demektir ki, zarar verenler yabancı düşünceler ve yabancı görüşler olduğundan ve inanç özellikle israf üzerine inşa edildiğinden, inanç kişiyi tüm kötülüklerden korur. Sadece bu yolla yağmur ve selden korunur; aksi takdirde kişi dünyanın eğilimlerine kapılıp gider.

4) Rabaş 36. Mektup

Cansız (cansız seviyedeki) insanlar yalnızca akılla beslediğinden ve yaşamlarını sürdürdüğünden, sel yeryüzünü devam ettiren bir şeydir. Onlar aklın erişemediği yerde tutunamazlar ve bu akıl onları cansız tutar.

Fakat gerçeğin yolundan yürümek isteyen kişi için sel uygun olmadığından, destek olarak aklı kabul etmemelidir. Eğer insan başarısız olur ve akıldan destek alırsa, düşüş nedeniyle derhal ızdırap çeker ve cehennemin dibine düşer.

Ancak, cansızlık onu korur ve düşüşten ızdırap çekmesini engeller. Çalışmasına destek için daima akıl aramasının sebebi budur. “Sel” denilen aklın içine düşmemek için yukarıda bahsedilen sazdan, damdan güç almalıdır, şöyle denildiği gibi, “yağmur ve selden ve korunmak için.”

5) Rabaş, 12b. Mektup

Sukkah demek samandan dam demektir ki bu ambar ve şaraphane israfıdır. Sazdan dama “örtü,” denir ve örtüye ise “yüzün gizliliği” denir. Utanç ekmeğine sahip olmamamız için çalışma yerimiz olmalıdır, yani yaşam ve canlılık hissetmesek de Tora ve Mitzvot’a bağlanmalıyız. Doğal olarak, sonrasında canlılığı alır ve ödülü lekelemeyiz, yani alan kişide var olan utanca bağlı olarak ödül lekelenmemelidir.

6) Rabaş 36. Mektup

Sukkah “inancın gölgesidir” ve yargıya göre onun gölgesi, güneşinden daha büyük olmalıdır.

Ayrıca bilinir ki, güneş bilmeyi, ay inancı işaret eder. Bu bilgelerimizin dediği gibidir, “Ay İsrail’e atfedilirken, güneş dünya uluslarına atfedilir.” Bu demektir ki güneşi gördüğümüz her an, gölgenin güneşten daha fazla olması için daha çok örtünmeliyiz.

7) Rabaş 36. Mektup

Ve eğer kişi ödüllendirilirse ve kendi kendine gölge ilave edemezse, yukarıdan ona merhamet edilir ve güneş onun için kapatılır. Fakat sonra kişi bunun tersini bildiği için öfkelenir. İnsan aklına göre eğer kişinin güneşi varsa, daha çok güneşi olsun ister, fakat “Ben’im düşüncelerim senin düşüncelerin değil,” olduğundan, ona daha çok gölge verilir.

Ve kişi gölgenin üstesinden gelirse, ona “bir güneş” verilir ve sonra o buna gölge ilave etmelidir. Eğer ekleyemezse, ona yukarıdan gölge verilir ve bu ebedi Dvekut ile ödüllendirilene kadar böyle devam eder.

8) Rabaş 36. Mektup

Gölgeyi almak için yoğun çaba sarf etmeliyiz ve bunun kutsal bir gölge olduğunu, tüm bu gölgenin Sitra Ahra’dan değil, yukarıdan geldiğini ve inanca tutunulması için verildiğini söylemeliyiz. O zaman buna “inancın gölgesi” denir ve o kutsaldır, tıpkı, “Rab’bin yolları düzdür, erdemliler onlarda yürür ve kötüler orda başarısız olur” sözündeki gibi.

9) Baal HaSulam, Şamati  97, Ambar Ve Şaraphane İsrafı

Sukkot memnuniyet olarak, günahlar kişi için erdemler haline geldiğinde, sevgiden dolayı tövbe etmek olan, “Gevurot’un sevinci,” olarak kabul edilir.

 

SUKKA’NIN (KULÜBE) DUVARLARI

10) Rabaş, Not 892, Sukkot’a Dair Bir Makale

Sukkah dört duvar ve bir damdan oluşur ama kişinin üzerine Sukkah’ı inşa edeceği, Sukkah’ın yeri hazırdır, bu esas zemindir ve bu zemin üzerinde, Sukkah’ın formunu inşa ederiz.

Duvarların ve damın manasını anlamalıyız, bunlar ambarın ve şaraphanenin artığıdır.

Bilindiği üzere dört tarafı, yukarısı ve aşağısı vardır. Bunlara HGT, Malhut ve yukarıya Netzah, aşağıya Hod denir. […] Aşağısı zemin olarak kabul edilir, bu insandır. Eğer o Koşer (gerektiği gibi) bir Sukkah yaparsa, Hod ile ödüllendirilir, buna “Sukkah’ın güzelliği,” denir. Eğer yapmazsa, Hod (güzellik) Daveh (acı çekmek) haline gelir.

Başka bir deyişle, hiçbir şey bu dünyadaki bir yeri ima etmemelidir. Bilakis, bunlar, kişinin uzandığı ve hedeflediği beş Behinot’tur, bu şekilde bu dünyada ortaya çıkar, bunlar, Malhut’un kökünden uzanan insanın nitelikleridir ve şöyle denir, “onun kendine ait hiçbir şeyi yoktur.” Başka bir deyişle, onun, ona verilen dışında, kendine ait hiçbir şeyi yoktur. Bu nedenle, Sukkah’ın biçimine bağlıdır.

 

SUKKA GEÇİCİ İKAMETGAHTIR

11) Baal HaSulam, Şamati 96, Çalışmada Ambar Ve Şarap İsrafı Nedir?

Sukkot geçici ikamet yeridir. Bu, daimî ikamete varmadan önce Tanrı’nın evi yolundayken, amacı geçici ikameti terk etmek olan, zaten daimi ikametle ödüllendirilmiş, yapacak daha fazla şeyi kalmamış kişi demektir. Bu sırada o sürekli Tanrı’nın sarayına ulaşmak ister, çalışması “geçici ziyaretçi” formunda olsa bile arayışı devam eder.

Ve şimdi Yaradan’ı yakınlaştırıp, şükrettiği ve övdüğü zamanki çalışmasını sürdürebilir. Sukkot zamanındaki memnuniyetini sürdürür ve bu geçici ikametin anlamıdır. Bu nedenle “daimi ikametgâhı bırakıp, geçici ikametgâhta kal” derler.

12) Baal HaSulam, 51. Mektup

Emir şudur, “Kalıcı evden çık ve geçici evde otur.” Yani, bil ki, bu geçici bir meskendir ve “sürgün edilen kişi, O’ndan uzaklaştırılmış olmayacaktır.” Şöyle denildiği gibi, “Tüm dünya sana erdemli olduğunu söylese bile, sen kendi gözünde bayağı ol.” Bu aynı zamanda “Sen bütünüyle neşeyle dolacaksın,” sözünün anlamıdır.

Bu nedenle hasat bayramına (Sukkot), kişinin tıpkı kralın evindeymiş gibi Sukkah’ın gölgesinde neşe içinde oturması gerektiğini hatırlatmak için “çoşku zamanı” denir. “Otur”, hiç fark olmadan “yaşamak” gibidir.

Ama yine de Sukkoh’ın gölgesinde oturduğunu bilmelidir, yani ahır ve şaraphanenin atığının gölgesinde. Ancak, kişi O’nun “Kalıcı evden çık, geçici evde otur,” sözlerini duyduğundan, “O’nun gölgesi altında oturmaktan hoşnudum” der. O zaman çıkışı da girişi kadar mutlu eder kişiyi.

13) Baal HaSulam, 51. Mektup

Bu, “Otur,” Mitzva’sının anlamıdır, tıpkı “bir yerde yaşamak” gibi, Kral Davut’un sorduğu gibi, “Yaradan’ın hoşnutluğuna tutunmak için tüm yaşamım boyunca O’nun evinde yaşayabilirim.” “Rab’bin evi” kutsal İlahiliktir […]. En iyisiyle ödüllendirildiklerinde, Sen onlar için daimi ve ebedi bir ev gibi olacaksın.

Yaradan Hizmetkârlarına şöyle söylemek ister, “Kalıcı evden çıkıp, geçici evde otur,” yani sadece O’nun gölgesi altında. Bu Yaradan’ın gerçek gölgesi olan ahır ve şaraphanenin artığının gölgesi altında kişinin oturması, Sukkah’ın (kulübe) Mitzva’sı denilen “ışık Mitzva,” nın anlamıdır. Birbirleriyle çelişiyor olsalar da—çünkü dünyasal gözlerle ve ellerle hisseder ve görürüz ki, gölge atıktan gelir, gerçekte bu Yaradan’ın Kendisidir. Ancak, alıcı açısından bu iki zıt form kişinin içinde tanımlanmalıdır.

 

DÖRT TÜR

14) Rabaş, Not 893, Bir Narenciye Ağacının Meyvesi

Narenciye ağacının meyvesi. Bu dört türün, onların bazılarının, tadı ve kokusu vardır, erdemliliğe tekabül eden ağaçkavunu gibi, içinde Tora’nın ruhu ve iyi işlerin tadı vardır.

Hurma dalının büyüdüğü ağacın, bir tadı vardır, ama kokusu yoktur. Bu, İsrail’in ortasına tekabül eder, içinde Mitzvot’un (emirler) tadı vardır ama Tora’nın ruhu yoktur. Mersin’in, bir kokusu vardır, ama tadı yoktur. Bu, Tora ruhuna sahip olan ama Mitzvot’a sahip olmayanlara tekabül eder. Söğüdün ne tadı ne de kokusu vardır. Bu, eğitimsiz insanlara tekabül eder, içlerinde ne Tora’nın ruhu ne de Mitzvot’un tadı vardır. Bizler, dördünü bir araya getiririz, bununla kastedilen şudur; Yaradan, onlar tek bir demet olana kadar, İsrail ile barışmaz, uzlaşmaz, şöyle söylendiği gibi, ‘O’nun cennetteki yükselişlerini inşa eden ve O’nun yeryüzündeki grubunu kuran’. Yaradan, ne zaman yükselmiş olur? Bizler, tek bir demet haline geldiğimiz zaman.

15) Baal HaSulam, Şamati 85, Çalışmada Narenciye Ağacının Meyvesi Nedir?

Şöyle yazılmıştır: “Ve ilk gün, narenciye ağaçlarının meyvelerini, hurma dallarını, kalın ağaç dallarını ve derenin söğütlerini kendine alacaksın. … Kapot, Kefia (zorlama) manasına gelir, kişi zorla Cennet’in Krallığını elde eder. Akıl razı gelmese bile kişi mantık ötesine çıkar. Buna “zorla çiftleşme” denir. Tmarim (palmiye ağaçları) Morah (korku) kelimesinden gelir, (bu, “Yaradan böyle eyledi; insan O’nun huzurunda korku duymalı” şeklindedir.)

Ve bundan dolayı buna Lulav (palmiye dalı) denir ve kişinin ödüllendirilmeden evvel onun iki kalbi olduğu anlamına gelir. Ve buna da LoLev (kalpsizlik) denir ve kalbin yalnızca Yaradan’a ait olmaması anlamına gelir. Ve bu kişi Lo (O’nun için) anlayışı ile ödüllendirildiğinde bu Yaradan’a yönelik bir kalp manasına gelir ve bu Lulav’dır. Tabi ki, kişi kendine “Ne zaman benim eylediklerim babamın eylediklerine ulaşacak?” diye sormalı. Kişi bu yolla, kutsal atalara ait bir dal olmakla ödüllenir ve “kalın ağaçların kalın dalları” sözlerinin anlamı budur, bunlar üç mersindir.

Ancak aynı zamanda kişi “derenin söğütleri” formunda, tatsız ve kokusuz olmalıdır. Ve kişi çalışmasından ne güzel tat, ne de güzel koku hissetmese dahi çalışmadan keyif almalıdır. Ve böylece, bu çalışmaya “Sen’in birleşmiş isminin harfleri” denir ve bununla Yaradan ile tamamen birleşmek ile ödülleniriz.

16) Baal HaSulam, Şamati 19,  “Manevi Çalışmada Yaradan Bedenlerden Nefret Eder” Ne Demektir?

Turunçgil ile ilgili olarak görürüz ki yemeye hazır olmadan önce onun içerisinde tamamen süsleme vardır. Ancak yemeye hazır olduğunda içerisinde artık süsleme yoktur.

Bu bize günahların sayılması için ilk çalışmayı anlatmak için gelir. Bu tam olarak kişinin “Seni, sen alacaksın,” formu içerisinde çalıştığı zamanı ifade eder. Yani Cennetin Krallığı’nın yükünün kabulü esnasındaki çalışma. Beden karşı koyduğunda, süslemenin sevincine bir yer vardır.

Bu demektir ki bu çalışma esnasında süsleme görünür durumdadır. Yani kişi çalışmasından memnunsa bunun sebebi onun bu çalışmayı süsleme olarak kabul ettiğindendir, utanç olarak değil.

17) Rabaş, Makale 22, Çalışmada ‘Dikenler Arasında Bir Zambak’ Nedir? (1991)

Lulav’daki (Sukkot festivalinde kullanılan palmiye dalı) söğütler, çalışmanın, söğüt tarzında yapılması gerektiğini ima eder. Söğütlerin ne tadı ne de kokusu olmamasına rağmen Baal HaSulam’ın yazılanlar hakkında (Hoşaana’da) söylediği gibi, ‘Derenin söğütleriyle Seni eğlendirmek için’. Demek ki, kişi çalışmadan hiçbir tat almasa da, derenin söğütleri gibi tat ve kokudan mahrum kalsa da, çalışma sırasında mükemmel bir ziyafetteymiş gibi olmalıdır. Buna, ‘koşulsuz teslimiyet’ denir ve bu, şu yazılanların anlamıdır, “O’nun huzurunda sevinin,” yani büyük edinimlere sahipmiş gibi mutlu olun. Yaradan’ın huzurunda eğlencenin anlamı budur ve bu yüzden inanmalıyız.

UŞPİZİN (MİSAFİRLER)

18) Rabaş, Makale 624, Uşpizin

Baal HaSulam, Uşpizin (Sukkot konukları) meselesini yorumladı, bu, Zohar’da ortaya konan bir mesele, geçmek için bir yoldur, çünkü Hohma ışığı, sürekli olarak içinde parlayamaz…”

Şansın anlamı şudur, On Sefirot’un Çalışılması (Bölüm 13) yazıldığı gibi, “Oğullar, hayat ve besin şansa bağlıdır.” Bu, “onun kovalarından su dökülecek,” sözlerinden geliyor. Dökülmek, sadece damlamak anlamına gelir, yani aralıklı olarak aydınlatır, oysa akarsu durmaksızın aydınlatmak anlamına gelir.

Bu nedenle, konuklar, onun geniş bir alana sahip olmasını severler. Ama geldiklerinde, yer darsa, giremezler. Bu demektir ki, Hohma ışığı, Hasadim’in kıyafetlenmesi olmadan parlayamaz ve Hasadim, ‘geniş’ olarak adlandırılır. Hohma ışığına, Uşpizin denir, bu nedenle, eğer onun Hasadim’i yoksa, kıyafetlenemez.

19) Zohar, VaYehi (Yakup Yaşadı), Madde 227

Bu dört türün hepsi misafir. Bunlar, yemekten önce Sukot günlerinde dua ettiğimiz ve “Gelin, yüksek konuklar” derken, kutsal insanların bugün davet ettiği yedi Sefirot HGT NHYM’dir. Onların bulunmaları gerekiyor çünkü onları davet etti ve biri içlerinde Kral’a dua ediyor. Ve o onlara, bu Sefirot’a işaret eden dört tür aracılığıyla ulaşır.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
19 - 0,092