e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Şarabına Yerleşen Herkes

Not 266

28 Mart 1962

“Rav Hiyya, ‘Şarabına yerleşen her kimse yetmiş ihtiyarın bilgisine sahiptir. Şarap yetmiş harfte verildi ve yetmiş harfte bir sır verildi; şarap girdiğinde, bir sır çıkar.” (Iruvin 65). RASHI, “Şarabına yerleşti”yi şöyle yorumladı: “Şarap içer fakat aklı bulanmaz.” Bir sır vardır, çünkü sırrı açığa çıkmayan kişi, yetmişlik bir Sanhedrin ile eşdeğerdir.

Sormalıyız:

1) Buna göre Sanhedrin’e eşdeğer olmak isteyen kişinin Tora ve çalışmada emek harcamasına gerek yoktur ve aklının berrak kaldığını görürken şarap içmenin basit bir yoluna sahiptir.

2) “Sırrı ortaya çıkmadı”nın cevabı nedir? Bir kişi sırrının ortaya çıkmasına izin vermediği için Sanhedrin ile aynı bütünlüğü elde edilebilir mi? Ya sırrının açığa çıkmasına müsaade ederse? Sırrını açığa vuran biri, bunun için değerini yitirdiğini, artık yetmiş Sanhedrin olarak görülmediğini söyleyecek kadar büyük bir suç mu işliyor? Ve kendini sırrı salıvermekten alıkoyuyorsa, Sanhedrin ile aynı değere mi sahip?

Bunu etik olarak anlamalıyız. Tora yolu, kişinin Yaradan’a herhangi bir bilgi ya da edinim olmaksızın inanması içindir, yalnızca edinimin ve mantığın üstündedir. Daha sonra, kişi Tora ve Mitzvot [emirler] ile meşgul olduğunda, bir Yahudi olarak kabul edilir. Diğer taraftan,  sadece bilme ve edinme yoluyla Yaradan’ın hizmetkârı olmak isteyen kişi, bu putperestlik kabul edilir (Sulam’da [Zohar üzerine merdiven yorumunda] birkaç yerde açıklandığı gibi).

Kişi daha sonra edinim ve bilgi ile ödüllendirilse bile, bunu çalışmaya destek olarak almamalıdır yani şimdi edindiği için mutlu olduğunu, inanç yükünden kurtulmuş olduğunu, büyük bir çaba olan mantık ötesi gitme çalışmasına sahip olduğunu ve artık inanç üzerinde çaba göstermesine gerek kalmadığı için mutlu olduğunu ve ”külfete bir öküz, yüke bir eşek gibi” denilen yükü taşımaktan özgürleştiğini söylememelidir.

Daha ziyade kişi edinimle ödüllendirilmeyi anlamalıdır, şimdi daha önce gittiği yolun, Tora’nın görüşü olan inanç yolunun, gerçek yol olduğunu gördüğü için mutludur. Ve bunun kanıtı, şimdi Yaradan’a yaklaşmakla ödüllendirilmiş olmasıdır,  Yaradan’ın ona edinimi vermiş olmasıdır.

Bu yüzden kişi şimdi edinimden güç alır ki inanç yolunda yürümeye devam edebilsin. Buradan edinimin, kişinin inanç yolunda yürümeye devam edeceği şekilde inanca destek olduğu sonucu çıkar.

Ama bu böyle değildir. Aksine, eğer inancı edinim için destek olarak alırsa, yani bu inancın edinimle ödüllendirilmek için bir araç olduğu anlamına gelir, böylece, hedefe ulaştığında kişi araçları çöpe atar. Bu nedenle inancı çıkarır ve kendine yalnızca edinime sahip olduğu yere gitme yolunu alır. Bu Yahudi görüşü değildir.

Baal HaSulam’ın yorumladığı gibi, İbrahim’in sığırlarının çobanları ve Lut’un sığırlarının çobanları meselesi var. İbrahim’in sığırlarının çobanlarına “İbrahim’in mülkleri” denir. İbrahim’e “inancın babası” denildiği için inancın niteliği budur.

“Çoban” besinler anlamına gelir, bu da onun elde ettiği edinimin ve mantığın inancı güçlendirmek için olduğu, edinimin yukarıda belirtilen şekillerde yürümemiz gerektiğinin kanıtı olduğu anlamına gelir, yani kişi onu kanıt olarak alır. Bundan, inanç yolunda yürüdüğümüzde, Yaradan’ın kişiyi yaklaştırdığı ve ona Tora ışığını verdiği sonucu çıkar.

Bu, Lut’un sığırlarının çobanları için geçerli değildir. “Lot” Latia [Aramice: lanetli] kelimesinden gelen bir lanet anlamına gelir. Bu, Yaradan’a mantık dâhilinde hizmet edebilmek için edinime sahip olan bir kişinin bundan bir lanet uzattığı, yani Tora’nın ışığının ondan ayrıldığı ve kişinin çıplak ve yoksul kaldığı anlamına gelir.

İnanç yolunda yürümek zorunda olmamızın nedeni, zihinde ve kalpte alma meselesi olmasıdır ve akıldaki alma “bilmek” olarak adlandırılır, şu ana kadar sözlerinin özüdür.

Yukarıdakilerin tümü ile Kabalist Hiyya’nın “Şarabına yerleşen herkes” sözlerini yorumlayabiliriz. “Şarap” Tora’nın şarabı anlamındadır, Zohar’da yazıldığı gibi Tora’nın sırlarının kişiye gösterilmesi olarak kabul edilen Tora’nın ışığı demektir. Bu, edinim ve bilgi olarak kabul edilir.

“Şarabına yerleşmiş kimse”, Tora’nın ışığını alarak kişinin aklı bulanmaz anlamına gelir yani Tora şarabını almadan önce sahip olduğu mantık kayıp değildir, yani kişiden uzaklaşmaz demektir. Tam tersine daha önce sahip olduğu mantık onun içinde yerleşir.

Tora’nın şarabını edinerek, aklı berraklaşır.  Bu, inanç yolunda yürümeyi gerektirir ki kişi buradan gerçek yolun inanç yolu olduğuna dair bir delil alır ve bunun kanıtı Yaradan’ın onu yaklaştırması ve ona Tora ışığını vermesidir. Buradan Tora’nın ışığı vasıtasıyla, şarapla ödüllendirilmeden önce sahip olduğu akıl onun içinde berraklaşır.

“Şarap girdiğinde bir sır çıkar”ın anlamı budur. Bir sır, “inanç” olarak adlandırılır zira içinde herhangi bir edinim veya mantığın olmadığı bir şey sır olarak kabul edilir. Dolayısıyla, edinim olan şarap girdiğinde, bir sır ortaya çıkar, çünkü Tora ifşa olarak kabul edilir ki bu sırrın tersidir.

Bu nedenle Tora’nın ışığıyla mükâfatlandırılan ve bir sır vermeyen kişi -yani bu, daha önce sahip olduğu inancın kendisinden çıkmadığı ve kişinin gizlilik şeklinde yürümeye devam ettiği anlamına gelir- yetmiş Sanhedrin’e eşittir. İçinde inanç niteliğinin güçlenmesiyle Sanhedrin’e benzer hale gelir.

Tora’nın bilgeliğiyle ödüllendirildikleri için “cemaatin gözleri” olarak görülmelerine rağmen, yine de kendilerini inanç niteliğinde devam ettirdiler. Dolayısıyla, Tora şarabı ile ödüllendirilmiş ve sırrı açığa vurmayan ve şimdi ifşa ve edinime sahip olmasına rağmen, sır şeklinde devam etme görüşünde kalan kişi, yetmiş Sanhedrin gibidir.

“Şarap yetmiş harfte verildi, yetmiş harfte bir sır verildi; şarap girdiğinde, bir sır çıkar.”ın anlamı budur çünkü her şeyin içinde ışık ve Kli [kap] olarak kabul edilen Panim [yüz / ön] ve Ahoraym [arka] vardır. Yani, ışığın tam niteliği Kli’de işaret edilmelidir çünkü Kli, ışığı içine çekebilecek enstrümandır.

Bu nedenle, “Tora’nın yetmiş yüzünde” olduğu gibi “yetmiş” olarak adlandırılır; bu, inanç olan “sır” şeklinde çalıştığı zaman, kişinin Yaradan’a “Tevrat’ın yetmiş yüzü” olarak adlandırılan Tora şarabı ile ödüllendirilmiş gibi aynı canlılığa sahip olarak hizmet edeceğini hayal etmesi ve tasvir etmesi gerektiği anlamına gelir. “Göz” bilmeyi ima eder ve akılla görmeye, cemaatin bilgelerine atıfta bulunarak “cemaatin gözleri” denir.

Kişi kendini bu şekilde devam ettirdiğinde görme ve edinim alma için yeri olsa bile Sanhedrin’e eşittir.

Bu, Yaradan’ın bir duayı işittiğine inanan birine benzer, kişi her gün dua etmesine ve Yaradan’ın duayı işittiğini görmemesine rağmen yine de Yaradan’ın bir duayı işittiğine inanır. Fakat tüm taleplerini cevaplayan Yaradan ile ödüllendirildiğinde, Yaradan’ın kendisine istediğini verdiğini kendi gözleriyle gördüğünden artık Yaradan’ın bir dua işittiğine inanması gerekmez.

Bu nedenle inanması gereken yere “sır” ve ifşanın yerine de “Tora’nın şarabı” denir. İnsan, Yaradan’ın bir dua işittiğinin ifşasını alabileceği bir yerde bile kendisini inançta güçlendirmelidir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
19 - 0,094