Roş Aşana duasında şöyle deriz: “Ne mutlu Seni unutmayan adama ve Senin için çabalayan insan oğluna.” Şöyle sormalıyız: Eğer kişi, Yaradan’ı unutmuyorsa, çabanın anlamı nedir?
“Atalarımızın Yardımı” duasında, “Senin Mitzvot’unu [emirlerini] işiten ve Tora’nı [yasanı] kalbine yerleştiren insana ne mutlu” deriz.
Yaradan’ın Mitzvot’una itaat etmenin ne anlama geldiğini anlamalıyız. Şöyle demeliyiz: “Senin Mitzvot’unu işiten” değil, Senin Mitzvot’unu yapan ya da yerine getiren kişi mutludur. Ayrıca, “Senin sözün” nedir ve “Senin Tora’n” nedir? “Söz” ne anlama gelir ve Tora nedir, “kalbine yerleştirmek” nedir? Kişi Tora’yı ve sözlerini kalbine nasıl yerleştirir ve neden akla değil de kalbe yerleştirmeye ihtiyacı vardır?
Ayrıca, Roş Aşana duasında “Malhuyot [krallıklar], anılar, Şofarot [Şofar’ın çoğulu (bir bayram borusu)]” dememiz ne anlama gelir? Bilgelerimiz şöyle der: “Malhuyot, böylece Beni taçlandıracaktınız. Hatıralar, böylece hatıralarınız Benim önüme çıkacak (gelecek). Peki, ne ile? Şofarla.” Şofarın krallığa ve anılara neden olması için ne gibi bir bağlantı ve neden vardır?
Ayrıca, Roş Aşana’ya “yargı günü” denir. Ayrıca, Elul ayı ve Roş Aşana’dan önce duanın tekrarı ve sırası konusu nedir?
En önemli olan şey, Yaradan’ı bir an bile unutmamaktır. Bununla nasıl ödüllendirilebiliriz? Her seferinde daha şiddetle, daha fazla güç ve kudretle mücadele ederek. Bu sayede “hatırlama” niteliğiyle ödüllendiriliriz. İfadenin bir öğüt tarzında olmasının nedeni budur.
Ayrıca, “Senin Mitzvot’unu işitenlere ne mutlu” ifadesi, yapmak ve işitmek olduğunu gösterir. “İşitmek”, Yaradan’ın ağzından işitmekle ödüllendirildiğimiz anlamına gelir ki buna ruhun ruhla Dvekut’u [bütünleşmesi] denir. Bu, Tora’yı Veren’i duymamız anlamına gelen Dvekut olarak kabul edilir.
Bununla ödüllendirilmenin yolunun, yani “Senin yasanı kalbine yerleştirmek” olduğu yorumunu yapar; yani akıl olan beyne değil, çünkü akıl sadece insana hizmet eder; o sadece dışsal bir güçtür. Bu yüzden insana “kalp” denir, çünkü şöyle yazılmıştır: “İnsanın kalbinin eğilimi gençliğinden itibaren kötüdür.”
“Senin sözün”, kişinin ağzından çıkan tüm sözlerin yalnızca Yaradan’ın gücüyle olduğuna inanması gerektiği anlamına gelir ve buna “Senin sözün” denir. Eğer kişi buna inanırsa, kesinlikle boş sözler söylemez, yalan söylemez, dedikodu yapmaz veya iftira atmaz, çünkü içindeki ışık kalbindeki kötüyü iyiye dönüştürür ve sonra Tora’yı işitmekle ödüllendirilir.
“Malhuyot, anılar, Şofarot” konusunu ele alırsak, bu “hatıranız Benim önüme gelsin” manasına gelir, yani içinizdeki tüm hatırlama gücü sadece Benim önümde, yani Yaradan’ın önünde, yani Yaradan için olacak demektir.
Ayrıca, Roş Aşana günü cennetin krallığının yükünü kabul etme meselesi vardır, çünkü bu gün ayın başlangıcıdır ve o zaman yeni bir düzenlemeye, yani cennetin krallığının yükünü kabul etmeye ihtiyacımız vardır ve bunu unutabiliriz. Bu nedenle “anılar” diye geçer, yani cennetin krallığının yükünü kabul ettiğimizi her zaman hatırlamamız gerektiğini söyler. Unutmamanın yolu ise Şofar’dır. Şofar, “Rabbi Yohanan’ın güzelliği” olarak adlandırılır, Adam HaRişon‘un Şufra’sı [Aramice: güzellik] ve güzelliğe denir…