e-posta ile Paylaş

GÖNDER

Kabala İlmi, dünyadaki tüm ilimleri kapsar.
Baal HaSulam “Özgürlük”
“Bu ilim, gizliliğin sonunda çocuklara bile ifşa olacaktır.”
Baal HaSulam “Kabala Öğretisi ve Özü”
Son neslin günleri yaklaştığında, çocuklar bile, kurtuluşu ve sonu bilip, bu ilmin sırlarını bulacaklardır.
Sulam’ın Önsözü ile Zohar Kitabı
“Ben’i arayanlar, Ben’i bulacaklar” ve yazdığı gibi , “Aradım ve bulamadım, buna inanmayın.”
Baal HaSulam “On Sefirot Çalışmasına Giriş”
MENÜ

KABALA KÜTÜPHANESİ

Ana Sayfa > Kabala Kütüphanesi > Kongre Materyalleri > DÜNYA KABALA KONGRESİ – ŞUBAT 2023 TEK BİR EVDE TOPLANMAK

DÜNYA KABALA KONGRESİ – ŞUBAT 2023 TEK BİR EVDE TOPLANMAK

Ders 1: Tek Bir Evde Toplanmak

 

  1. RABAŞ, Makale 1 (1984), “Toplumun Amacı – 1”

Burada, Baal HaSulam’ın metodunu ve yolunu izlemeyi arzulayanlarla, insan derecelerine tırmanma yolunu takip etmek isteyen herkes için bir grup oluşturmak üzere bir araya geldik.

  1. RABAŞ, Mektup No. 8

Bunlar günün sonunda belli bir yerde, belli bir liderin yönetimi altında, bir arada olmak için toplanmış bir grup insandır. İnsanüstü bir cesaretle onlara karşı olanlara göğüs gererler. Gerçekten de onlar güçlü bir ruha sahip, cesur insanlardır ve bir adım bile geri çekilmemeye kararlıdırlar. Onlar, birinci sınıf savaşçılardır, kanlarının son damlasına kadar eğilimleriyle savaşırlar ve tek arzuları O’nun adının görkemi için savaşı kazanmaktır.

  1. Maor VaŞemeş, Vayehi

Toplantının temel amacı, herkesin tek bir birlik içinde olması ve herkesin tek bir amaç aramasıdır: Yaradan’ı bulmak. “Her onlunun içinde Şehina [Kutsallık] vardır.” Açıkçası, eğer on kişiden fazla iseler, o zaman Şehina’nın ifşası daha fazladır. Bu nedenle, her biri dostlarıyla bir araya gelmeli ve ondan, Yaradan çalışması ve Yaradan’ı nasıl bulacağı hakkında bir söz duymak için ona gelmelidir.

Kişi dostunun önünde kendini iptal etmeli ve dostu da ona karşı aynısını yapmalıdır, herkes de böyle yapmalıdır. O zaman, topluluk bu niyet içinde olduğunda, bu durumda, “Buzağının emmek istediğinden çok, inek emzirmek ister” ve Yaradan onlara yaklaşır ve O, onlarla birliktedir.

  1. Herkes İçin Zohar, Nasso, “Ben  Geldim ve Neden Kimse Yok”, Madde 106

Orada onlu olmalı […] bir kerede, organların bütünlüğünü geciktirmemek için azar azar gelinmemelidir. Tüm onlu, içinde Şehina’nın olduğu, tek bir bedenin organları gibidir.

  1. RABAŞ, Makale 17 (1986), “Toplantının Gündemi – 2”

“Kral’ın ihtişamı, insanların çokluğundadır.” diye yazılana göre, kolektifin sayısı ne kadar fazlaysa, kolektifin gücü de o kadar etkilidir. Diğer bir deyişle, Yaradan’ın önemine ve yüceliğine dair daha güçlü bir ortam oluştururlar. O anda, her birinin bedeni, kutsallık için yapmayı dilediği her şeyi yani Yaradan’a ihsan etmeyi, büyük bir kısmet olarak kabul ettiğini, Kral’a hizmet etmekle ödüllendirilmiş insanlar arasında olma ayrıcalığına sahip olduğunu hisseder. O zaman, kişinin yaptığı her küçük şey, onu, şimdi Kral’a hizmet edecek bir şeylere sahip olmanın neşe ve zevkiyle doldurur.

  1. RABAŞ, Not 940, “Kalpteki Nokta”

“Ve onlar Bana bir Tapınak yapsınlar ve Ben onların içinde yaşayacağım.” Bu, Yaradan’ın ışığının bulunduğu bir Tapınak olması gereken, kalpteki nokta ile ilgilidir, yazıldığı gibi “Ve ben onların içinde yaşayacağım.” Bu nedenle, kişi kendi Keduşa [kutsallık] yapısını inşa etmeye çalışmalı ve yapı, “Veren’den alana dökülen bolluk” diye anılan, verilen üst bolluğu içerebilmelidir.

  1. RABAŞ, Not 303, “Onları Tam Bir Yapıyla Memnun Et – 2”

Kişi yaptığı çalışmanın, Yaradan için bir yapı yani Yaradan’ın içinde var olacağı bir yapı sağlamasını arzularsa , buna “tam bir yapı” denir, çünkü Yaradan tamdır. Bu nedenle, yapıya O’nun adı verilir ve “tam bir yapı” olarak adlandırılır, şöyle yazıldığı gibi, “Ve onlar Bana bir Tapınak yapsınlar ve Ben onların ortasında yaşayayım.”

  1. RABAŞ, Makale No. 9, “Geceyarısı Islahı”

İnsanın kalbi yaşadığı evdir. O, Yaradan’a ihsan edecek olan, bir Keduşa [kutsallık] evi olmalıdır. 

  1. RABAŞ, Makale 16 (1988), “Keduşa’nın (Kutsallığın) İnşa Edildiği Temel Nedir?”

Maneviyatta toprağı yani kalbi kazmalı ve kalpteki tozu oradan çıkarmalıyız ve o zaman kalp, hiç kalıntı kalmadan boşalmış olur. Sonra, inşa etme zamanı gelir. Öyle görünüyor ki kalp maddesel şeylerle dolu olduğunda, o toprağın üzerine herhangi bir bina inşa etmek imkânsızdır, zira bir şey, eğer ona ihtiyaç yoksa var olamayacağı için tüm bina çöker.

Tersine, kişi ihtiyaç ve özlem duyduğu şeyin eksikliğini hissettiği noktada, onu elde ettiğinde o şey, var olma hakkına sahip olur çünkü kişinin ona ihtiyacı vardır. Ve o zaman, kişi bilir – önemin ölçüsü, ihtiyacın ölçüsüne bağlıdır.

  1. Baal HaSulam, Şamati, Makale 19, “Çalışmada ‘Yaradan Bedenlerden Nefret Eder’ Ne Demektir?”

Kişi, alma arzusunun otoritesinden kurtulamadığı için, sürekli yükseliş ve düşüşler içindedir. Bu yüzden kişi, Yaradan tarafından gözlerinin açılmasıyla ödüllendirilmek ve üstesinden gelecek güce sahip olmak ve sadece Yaradan’ın yararına çalışmak için, Yaradan’ı bekler. Şöyle yazıldığı gibi: “Efendi’den tek bir şey istedim; hep O’nun peşinde olayım.” O, demek, Şehina (Kutsallık) demektir. Kişi şunu talep eder: “Ömrümün tüm günlerinde, Efendi’nin evinde barınabileyim.”

 

 

Ders 2: Evimizde Her Şeyi Sevgiyle Örteriz

 

  1. Herkes İçin Zohar, Aharei Mot [Ölümden Sonra], “Bak, Ne Kadar İyi ve Ne Kadar Hoş”, Madde 65

‘‘Bak, kardeşlerin bir arada oturması ne kadar iyi ve ne kadar hoş.’’ Onlar yan yana oturan ve birbirlerinden ayrılmayan dostlardır. Başlangıçta, birbirlerini öldürmek isteyen savaş halindeki insanlar gibi görünürler. Sonra kardeş sevgisine geri dönerler. Yaradan onlarla ilgili şöyle der, ‘‘Bak, kardeşlerin bir arada oturması dahi ne kadar iyi ve ne kadar hoş.” ‘dahi’ kelimesi onlarla birlikte Şehina’yı da içine alır. Üstelik, Yaradan onların sözlerini dinler ve onlardan memnun ve hoşnut olur.

  1. Breslov’lu Rabbi Nahman, Muhtelif Nasihatlar, “Barış” 10

Barışın özü iki karşıtlığı birleştirmektir. Bu nedenle, görüşü sizinkine tamamen zıt olan bir kişi görürseniz, onunla asla barışamayacağınızı düşünürsünüz. Birbirine tamamen zıt iki insan gördüğünüzde, aralarında barış yapmanın imkânsız olduğunu söylemeyin. Aksine barışın özü iki karşıt arasında barış yapmaya çalışmaktır.

  1. RABAŞ, Makale 8 (1985), “Kendin İçin Bir Öğretmen Yap ve Kendine Bir Dost Satın Al – 2”

Bilgelerimizin meşhur bir sözü vardır, “Yüzleri farklı olduğu gibi, görüşleri de farklıdır.” Bu nedenle, bir grup olmak için aralarında birleşmeyi kabul edenler, başkalarını sevme çalışmasının gerekliliğinin farkında olma hissiyatında, aralarında büyük bir mesafe olmadığını anlamışlardır. Dolayısıyla, her biri diğerleri adına ödün verebilecek ve bunun etrafında birleşebilecektir.

  1. RABAŞ, Makale 30 (1988), “Dostlar Meclisinde Ne Aranmalıdır?”

Dost sevgisi, dostlarım beni sevecek demek, değildir. Aksine, dostlarımı sevmek zorunda olan benim. Bu sebeple, dostun onu kötülemesi ve ondan kesinlikle nefret etmesi önemli değildir. Bunun yerine, başkalarını sevmeyi başarmak isteyen kişinin, bir diğerini sevmenin ıslahına ihtiyacı vardır.

  1. RABAŞ, Makale 30 (1988), “Dostlar Meclisinde Ne Aranmalıdır?”

“Aklı ona, dostunun gerçek yüzünü, ona olan nefretini gösterdiğinde, onu erdemine göre yargılamak nasıl mümkün olabilir?” Bedene, bununla ilgili ne söyleyebilir? Dostunun önünde, neden kendini eğmek zorundadır? Cevap; Yaradan’la Dvekut’a (birleşme) ulaşmayı dilemesidir.

 

  1. RABAŞ, Mektup No. 40

En güçlü olanların bile, kalplerinin yıpranması pahasına, her ikisi de kalbinin duvarlarından sıcaklık yayar ve bu sıcaklık bir sevgi giysisi oluşturana kadar sevginin kıvılcımlarını ateşler. Sonra, her ikisi de bir battaniye ile örtülmüş olur yani tek bir sevgi her ikisini de örter ve sarar, bilindiği üzere Dvekut’un (birleşme) ikiyi bir olarak birleştirir.

  1. RABAŞ, Not 273, “Kudretlilerin En Kudretlisi”

“Kudretlilerin en kudretlisi kimdir? Düşmanını dostu yapan kişidir.” (Avot de Rabbi Natan, Bölüm 23). Etikte, “kudretli”nin “eğilimini yenen kişi” olduğunu yorumlamalıyız (Avot, Bölüm 4). Yani kişi iyi eğilimle çalışır ve kötü eğilime boyun eğdirir.

Kudretlilerin en kudretlisi, aynı zamanda kötü eğilimle de çalışan kişidir, bilgelerimizin “Tüm kalbinizle – her iki eğiliminizle” (Berachot 54) dediği gibi, burada kötü eğilim de Yaradan’a hizmet eder. Buradan kişinin düşmanını, kötü eğilimi, dostu yaptığı sonucu çıkar.

  1. RABAŞ, Makale 9 (1984), “Kişi Her Zaman Evinin Kirişlerini Satmalıdır”

Her birinin, dost sevgisi kıvılcımı vardır, fakat bu kıvılcım, her birinin içindeki sevginin ışığını tutuşturmaz, bu nedenle kıvılcımların büyük bir ateş olması için birlik olmaya hemfikir olurlar.

Bu nedenle, kişi, onları gizlice gözetlediği zaman, bunun üstesinden gelmeli ve demelidir ki, “Grup, başkalarını sevme yolunda yürümeleri gerektiğine hemfikir olanlardır.” Ve herkes dostlarını haklı çıkardığı zaman, tüm kıvılcımlar bir kez daha tutuşacak ve tekrar tek büyük bir alev olacaktır.

  1. Likutey Tora, Nitzavim 44b

Antlaşma yapmak yoluyla, onların sevgisi sonsuz olacak ve asla zayıflamayacaktır. Hiçbir engel onları ayırmayacaktır, zira onların arasında güçlü ve sarsılmaz bir bağ vardır ve onları kalpten harika bir düğümle bağlar, bu aklın ve mantığın ötesindedir. Her ne kadar akıl ve mantık bu sevgiyi bitirmek veya nefrete yol açmak istese de yine de bu anlaşmayı yaptıkları için, onların sevgisi sonsuza kadar var olacaktır. Bu sevgi ve bu sarsılmaz bağ tüm günahları örtecektir, zira onlar tek bir beden gibi bağlanmanın anlaşmasını yapmışlardır. Ve kişi nasıl kendini sevmekten vaz geçemez ise, dostunu sevmekten de vazgeçmeyecektir.

  1. Herkes İçin Zohar, Zohar Kitabı’na Giriş, “İki Nokta” Madde 121

Her çelişkide özel bir nitelik vardır – O’na erişmede özel bir dereceyi ifşa etmek. Ve buna layık olanlar, karanlığı aydınlığa, acıyı tatlıya çevirmekle ödüllenirler. Çünkü ayrılığın tüm güçleri – aklın karanlığından ve bedenin acısından – yüce kademeleri edinmek için, onlara geçit olur. Böylece karanlık, büyük bir ışık olur ve acı ise tatlı olur.

Böylece, daha önce O’nun rehberliği yönetimindeki tüm ayırıcı güçler, şimdi birlik olmaya dönüşürler ve tüm dünyayı erdeme göre yargılarlar.

 

Ders 3: Aramızda Ev Sahibini Keşfetmek

 

  1. RABAŞ, Makale 18 (1989), “Çalışmada ‘Sayılanda Kutsama Yoktur’ Ne Demektir?”

Bir Keduşa yapısı inşa etmek isteyenler. Bilmeli ve inanmalıdırlar ki, O’nun yardımı olmadan olmaz, O hem Kli’yi yani ihsan etme arzusunu ve özlemini, hem de kişinin ihsan etmek için çalışabilmesi için aldığı güç olan ışığı verir. O, her şeyi verir ancak önce kişi eylemi yapmalıdır. Şöyle ki, çalışmadan önce kişi, “Ben kendim için değilsem, kim benim için.” demelidir. Sonra şöyle demelidir: “Efendi bir ev yapmazsa, onu yapanlar boşuna çabalarlar.”

  1. RABAŞ, Makale 5 (1987), “ Ödülden Daha Ziyade Çalışmanın Faydası Nedir?”

Yalnızca başkalarını sevme üzerine çalışan kişi, Yaradan ile Dvekut’a [form eşitliği] erişebilir. […] Ve buna ilişkin inişler ve çıkışlar olduğundan, başka bir deyişle, çoğu zaman beden ona, onun da ev sahibi olduğunu gösterir, yani istediğini yapabilir ve ev sahibine, Yaradan’a boyun eğmeyebilir. Doğal olarak, kişi istediği her neyse onu yapmak ister. Ama daha sonra, kişi bedenin düşüncelerinin ve isteklerinin üstesinden gelir ve kendisinin misafir olduğunu ve Yaradan’ın ev sahibi olduğunu kabul eder.

  1. RABAŞ, Not 118, “‘Ayrıl!’ Hariç”

İnsan, misafirden başkası değildir ve Yaradan, Ev sahibidir. Bilgelerimizin şöyle dediği bilinir: “Ev sahibinin size söylediği her şeyi yapın”, çünkü gelenek böyledir, “‘Ayrıl!’ hariç”. Bu böyledir çünkü kişi ev sahibinin alanından ayrıldığında, O’nun sesini dinlemek için artık onun ev sahibi değildir.

  1. Baal HaSulam, Şamati, Makale 1, “O’ndan Başkası Yok”

Kişi her zaman çaba göstermeli ve Yaradan’a tutunmalıdır yani tüm düşünceleri, O’nunla ilgili olmalıdır. Bu demek oluyor ki, kişi daha büyük bir düşüşün olamayacağı en kötü durumda bile olsa, O’nun hükmünden ayrılmamalı yani Keduşa’ya (Kutsallık) girmesini engelleyen ve ona fayda veya zarar getirebilecek başka bir otorite olduğunu düşünmemelidir.

Yani kişi, insanın iyi işler yapmasına ve Yaradan’ın yolunda yürümesine izin vermeyenin, Sitra Ahra’nın (diğer taraf) gücü olduğunu düşünmemelidir. Aksine, her şeyin Yaradan tarafından yapıldığını düşünmelidir.

  1. RABAŞ, Makale 19 (1990), “Çalışmada Tora’ya Neden ‘Orta Çizgi’ Denir – 2 “

Kişi, yukarıda söylenen “O’ndan başkası yok,” koşuluna yani onu iyi eylemler yapmaya zorlayanın Yaradan olduğuna inanmalıdır, fakat henüz onu zorlayanın Yaradan olduğunu bilmeye layık olmadığından, Yaradan kendini onlar vasıtasıyla bu eylemleri gerçekleştirdiği kan ve etle kıyafetlendirir. Bu nedenle Yaradan, Ahoraim (sırt/arka) formunda hareket eder.

Diğer bir deyişle kişi, insanların yüzlerini görür fakat bu yüzlerin arkasında bu eylemleri yapan Yaradan’ın durduğuna inanmalıdır.

  1. Baal HaSulam, Şamati, Makale 19, Çalışmada ‘Yaradan Bedenlerden Nefret Eder’ Ne Demektir?

Tam olarak alma arzusu uyandığı zaman, çalışmak için yer vardır. Böylece kişinin, alma arzusunu ihsan etmek üzere çalışmaya çevirmesine yardım etmesi için, Yaradan ile yakın teması olur. Kişi bundan, kişinin O’na duasından, Yaradan’ın memnuniyeti ölçüsünde, form eşitliği dâhilinde, alma arzusunun ihsan etmek üzere iptal edilmesi denen Dvekut’a (bütünleşme) doğru, onu yanına çektiğine inanmalıdır. Yaradan, bunun hakkında der ki: “Oğullarım Beni yendi.” Bu, Ben size alma arzusu verdim ve siz Benden, bunun yerine size ihsan etme arzusunu vermemi istediniz demektir.

  1. RABAŞ, Makale 13 (1986), “Firavun’a Doğru Gel – 2”

Tek amacı Kral ile yüz yüze görüşmek ve Kral’ın yanına gitmek olan kişiye, önce birinci kata çıkması gerektiği söylenir, çünkü birinci kata çıkmadan, ikinci kata çıkmak mümkün değildir.

Elbette herkes bunun böyle olduğunu anlar. Ancak, öncelikle ‘ıslahlar’ olarak adlandırılan birinci kata çıkmalarının bir nedeni vardır. Diğer bir deyişle, birinci kata çıkmakla, kişi Kral’la yüz yüze konuşmayı öğrenebilir ve Kral’a arzusunu sorabilir.

  1. RABAŞ, Makale 16 (1988), “Keduşa’nın (Kutsallığın) İnşa Edildiği Temel Nedir?”

Kişinin her gün temeli kazdığında, toprağın derinlerine doğru kazdığı ve dün yaptığı çalışmaya geri dönmediği düşünülür. Fakat gelişim derinleşmektedir ve kazının derinliğinin ölçüsü, ihsan etme arzusu için Yaradan’ın yardımına gerçek bir ihtiyaç duymaya başlamasıyla ölçülür.

“Her bir kuruş, büyük meblağda birikir.” Sonuç olarak, tüm bu kazı sonucunda, öyle bir derinliğe ulaşır ki onun üzerine bina inşa etmek mümkün olur ve Neşama’nın NRNHY’ı ile ödüllendirilmeye layık hale gelir.

  1. RABAŞ, Makale 8 (1991), “Çalışmada ‘Ve İbrahim Yaşlıydı, Çok Günler Oldu’ Nedir?”

Kişi, Yaradan’ın kendisine ihsan etme arzusu vermesiyle yani tüm eylemlerini Yaradan rızası için yapabilmekle ödüllendirildiğinde, kendisinin bir “çocuk” olduğunu anlar.

Bu demektir ki, bir çocuğun gücünden daha fazla güce sahip değildir yani kendine ait hiçbir şeye sahip değildir. Başka bir deyişle, kendi başına hiçbir şey elde etmemiştir, aksine Yaradan ona her şeyi vermiştir.

 

  1. Herkes İçin Zohar, Bo (Firavun’a Gel), “Ve Geç..”, Madde 81

Bir adam, bir ev yaptı ve Yaradan ona, “Benim Adımı yaz ve kapına as. Ve Ben dışarıda, kapında oturup sana göz kulak olurken, sen evin içinde oturacaksın.” dedi.

 

Ders 4: Tüm Dünya İçin Bir Dua Evi

 

  1. İşaya 56, 7

Bunları kutsal dağıma götüreceğim, ve onları dua evimde sevindireceğim; onların yakmalık sunuları ve kurbanları sunağımda kabul edilecek; çünkü evime bütün halklar için dua evi denecek.

 

  1. Baal HaSulam, “Arvut” [Karşılıklı Garanti], Madde 20.

Dünyanın ıslahının sonu ancak dünyadaki tüm insanları O’nun çalışması altına almakla olacaktır, şöyle yazıldığı gibi, “Ve Efendi tüm dünyanın Kralı olacak; o gün Efendi bir olacak ve O’nun adı bir olacak.”

 

  1. Baal HaSulam, “Panim Meirot uMasbirot Kitabı’na Giriş”, Madde 22.

Kişi kendisi için değil, tüm zincir için yaşar. Bu yüzden zincirin hiç bir parçası yaşam ışığını kendi içine almaz, sadece yaşam ışığını tüm zincire dağıtır.

 

  1. Likutey Moharan, Birinci Basım, Mark 5

Her insan “Bütün dünya benim için yaratıldı” demelidir (Sanhedrin 37). Dolayısıyla eğer bütün dünya benim için yaratılmışsa, her zaman dünyanın ıslahına bakmalı ve araştırmalı, dünyanın ihtiyaçlarını karşılamalı ve onlar için dua etmeliyim.

 

  1. Breslev’li Rabbi Nachman, Likutei Halachot

Dua, kutsallığın zıddı olduğu için, kişi kendi başına soyutlanmış olmasın diye, çoğunlukla toplum içindedir ve tek başına değildir. Daha doğrusu, bizler sadece kutsal topluluğu bir araya getirmeli ve bir olmalıyız. Bu dua halka açıktır.

 

  1. Baal HaSulam, “Hayvanların Toplanma Zamanı Değil”

Halka açık bir duanın anlamı budur, kişi kendini toplumun dışında tutmamalı ve kendisini yapanı memnun etmek için bile olsa, kendisi için değil, yalnızca tüm halk için istemelidir. […] Toplumdan, özellikle kendi ruhu için istemek üzere ayrılan kişi inşa etmez. Tam tersine, kendi ruhunu mahveder.

 

  1. Baal HaSulam, “Halk İçin Üzgün Olanlar”

Halk için üzülen ve halkın dertlerini kendi derdi gibi hisseden kişi, Şehina’nın eksiksiz ifşasını, yani tüm İsrail’in rahatını görmekle ödüllendirilir. Onun eksikliği kolektif bir eksiklik olduğu için, Keduşa’nın [kutsallığın] bolluğu da kolektiftir.

 

  1. RABAŞ, Makale No. 15 (1986), “Çoğunluğun Duası”

Tavsiye, tüm kolektif için istemektir. Başka bir deyişle, kişi, eksik olduğunu hissettiği ve tamamlanmasını istediği her şey için, kendisinin bir istisna olduğunu veya kolektifin sahip olduğundan daha fazlasını hak ettiğini söylememelidir. Bunun yerine, “Kendi halkımın arasında yaşarım”, yani tüm kolektif için istiyorum, çünkü kendime hiçbir şekilde aldırış etmeyeceğim ama yalnızca Yaradan’ın hoşnut olacağı bir koşula gelmek istiyorum.

 

  1. Maor Eynaim, Yitro [Jethro]

Bilinmektedir ki, tüm dünya, yaratılan tüm varlıklarla birlikte, her an ve her an canlılığını Yaradan’dan almak zorundadır. Bu nedenle, Yaradan ile tüm dünya arasında aracı olmak, her şeyi O’na bağlamak, bir yol ve iz, bolluk ve canlılık için bir geçit, tüm yaratılanlara doğru akmak için bir geçiş hattı olmak erdemlilere uygundur ve yakışır. Yeri göğü birleştiren, O’ndan ayrılmasınlar diye bütün dünyayı Yaradan’a bağlayan, odur.

 

  1. Baal HaSulam, Mektup No. 51

Kral Davut şunu talep etti, “Efendi’nin hoşnutluğunu görmek için, ömrümün bütün günlerini Efendi’nin evinde geçireyim”. “Efendi’nin Evi” Şehina’dır [Kutsallık], […] En çok onlara bahşedildiğinde, o zaman Sen onun için  sabit ve ebedi bir yuva gibisindir.

Telif Hakkı © 1996 - 2015 Bnei Baruh. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede sunulan tüm materyal, Bnei Baruh Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından dünyanın ıslahı ve hayatın iyileştirilmesi amacı ile sunulmaktadır.
Bu nedenle, içeriği değiştirilmediği ve kaynağına gönderme yapıldığı takdirde, tüm materyalin kullanımına ve dağıtımına izin verilmiştir.
18 - 0,126