“‘O zaman bütün topluluk sesini yükseltti ve haykırdı,’ yazıda söylendiği gibi, ‘Bana karşı sesini yükseltti; bu nedenle ondan nefret ediyorum. Haykırdığınız bu ses nefret edilmenize neden oldu… o zaman Tapınağın yıkılmasına hükmedildi, böylece İsrail uluslar arasında sürgüne gönderilecekti, bu nedenle yazı şöyle der: ‘Bu nedenle, O, onları çöle atmak için elini kaldırdı ve onların soyunu uluslar arasına atacak ve onları topraklara dağıtacaktı. Ses yükseltmeye karşı el yükseltmek” (Midraş Rabbah, Shlach, 16).
Çalışmada yukarıda anlatılanların tümünü anlamak için Tapınak’ın ne anlama geldiğini yorumlamalıyız. Bir kişi geçici bir Keduşa [kutsallık] aydınlanmasıyla ödüllendirildiğinde, Tapınağa girmiş sayılır.
Tapınağın yıkılması, aydınlanma kişiden alındığı zaman gerçekleşir. Yıkım, kişi günah işlediğinde, yani bu aydınlığı kalbinde haz almak için kullandığında veya zihninde ondan destek aldığında gerçekleşir. İşte o zaman ondan ayrılır.
Bir Yaradan’ın sesi vardır, bir de “onun sesi” ya da “onların sesi” olarak adlandırılan aşağı olanın sesi vardır. “Yaradan’ın sesi” kişinin yalnızca yukarıya hoşnutluk getirmek için konuştuğu zamandır. Aşağı olanın sesi, “Ve seslerini yükselttiler” diye yazıldığı üzere, konuşmanın insana memnuniyet getirmek için olduğu zamandır. Ayrıca, “Bana karşı sesini yükseltti,” ki bu da tüm yıkıma neden oldu.
Yıkım sırasında Tapınak, kişinin Tapınak ile ödüllendirilmeden önceki durumunda olduğu gibi sağlam kalmaz. Aksine, daha da kötüleşir, çünkü kişinin yükselmemesi halinde düşeceğine dair bir kural vardır.
Dolayısıyla, günahı nedeniyle, kendisine verilenin elinden alınmasının yanı sıra, cezalandırılır da. Buna, dünya uluslarının şehvet ve arzularına kapıldıklarında uluslar arasında sürgün edilmek denir. Keduşa’nın aklının yerleşmediği “Onları çöle atmak için ellerini kaldırdı” ifadesinin anlamı budur.
“Tohumlarını ulusların arasına atmak”, “tohumları” olarak adlandırılan güçlerin, ulusların arzuları için olduğu anlamına gelir, bu nedenle kişi, uluslar olarak kabul edilen bedene zevk vermedikçe hiçbir iş yapamaz.
“Onları ülkelere dağıtmak”, eğitimsizlerin düşündüklerini düşünerek tüm düşüncelerinin dağıldığı anlamına gelir. “Sesi yükseltmeye karşı eli kaldırmak” denmesinin anlamı budur, sadece sesle günah işlediler, kendi çıkarlarını düşündüler, ancak arzuları Keduşa’da olmaktı, buna karşı elin kaldırılması daha aşağıya düşmeleriydi, yani sadece maddesel şeyleri arzuladılar.
Ancak bu, ıslah amacı için böyledir. Aksi takdirde, eylemlerini ıslah etmeleri gerektiğinin eksikliğini hissetmezlerdi. Aksine, azla yetinirlerdi, yani aydınlanma ile ödüllendirilmeden önce sahip oldukları koşullara razı olurlardı; bu şekilde kalmayı kabul ederlerdi.
Bununla birlikte, daha aşağılara düştüklerinde, en nihayetinde yaşayanın tövbe etmek ve Tapınağı yeniden inşa etmek için kalbine yerleştireceği umut vardır.